Bumerang kolyelerin ilki bu sanırım bunlar bir seri halinde devam edecekler gibi gözüküyor nasıl başladı derseniz ise işte şu elinde bumerang tutan sevimli koala ve kangurunun Evrim tarafından bana hediye edilmesi.ile tabiki...:))Eskiyen kadife pantalonum harika bir zemin oluşturdu gerisi geldi zaten....
24 Haziran 2010
Koca yıl çalıştık didindik kah ağladık ,kah düştük, kah güldük ama çok da yorucu bir yıl geçirdik.Tatili hakettim sanıyorum.Miniklerim karnelerini aldılar tabi ama zamansızlıktan ancak paylaşabildim.
Bu kucağımdaki prenses herkes karnesini alıp arkadaşlarıyla şen sohbetler yaparken gözzleri ağlamaktan şişene kadar ben farkedene kadar ağlamıştı.Anne yüreği işte Büşramın annesi ,ben ve nilgün dururmuyuz katıldık kuzuma...Bu fotoğrafta sakinleştikten sonra çekildi. ıslak gözlerini ve özlüycem seni ögretmenim diye ağlayışını hiç unutmuycam.....
Bu arada benim kuzumda karnesini aldı....Herkes tebrik edip hadi iyisin tatil başladı derken o çok bilmiş bir edayla '' ama daha semirlerim var'' diyordu:)) Öğretmen çocuklarının kaderidir bu ne yazıkki....Tüm karnelerini alan tatil yapan yapamayan çalışan yada uyuklayan öğrencileri öpüyorum....Bu arada kursiyerleriminde sınavı yaklaşıyor onlarada ''zihin açıklığı'' diliyorum:))))))))))))
21 Haziran 2010
biraz zamana ihtiyacım var...
öyle yoğunum ki yapmam gereken bir sürü iş beni bekliyor... sorular hazırlanacak...kendime söz verdiğim ve acilen bitmesi gereken kolyeler bitecek.bloga bir sürü foto eklenecek.....kayra tatil moduna girdi kim anlar seminerden kurstan onunla deniz ve akşamları sahil turu yapılacak...vs.. vs...ve ben herşeyi yarım yapıyorum bu aralar..yetemiyorum yetiştiemiyorum...biraz zamana ve enerjiye ihtiyacım var...fazla olan bir el uzatsın:)
10 Haziran 2010
7 Haziran 2010
Yemeni maviş turuncu kolyeler...
Pazarda görüp ne güzel renkler bunlar deyip sadece 2 tane alarak kendimle savaştığım yemeniler uzun şeritler halinde kesildi ve kenarları atmasın diye önce makinede sonra da bozulan makine yüzünden elde dikildiler.Sonra kıvırarak burgu yapıldılar.Boynumdaki basit ama uyumlu olan mercan maviş ile tamamlanarak bitirildiler efenim...
6 Haziran 2010
İster tokana ,ister çantana, istersen yakana .....
çiçek çılğınlığına devam...broş aparatı ,bir kaç tüy ve boncuk...ister tokana, ister çantana ,istersen yakana tuttur...çok amaçlı:)
2 Haziran 2010
ÇİÇEK BROŞ...Güllerede aşkolsun yine sen kokacaklar.....
Çiçek çiçek oldu her yer...Bende yakama basit ama renkli bir broş yaparak canlandırıverdim kendimi:)Bildiğiniz takı yapımında kullanılan çivinin etrafını yeşil ince telle sardım ve rastgele iki yere yaprak yapmaya çalıştım.Hazır nefis kırmızı renkli çiçegimi silikonla yapıştırarak arkasına broş aparatını taktım bir kaç kum boncuk ekledim çiviye ve kendim yaptım kendim beğendim yine:))
Etiketler:
çiçek broş,
çivi,
kum boncuk,
tel
29 Mayıs 2010
23 Mayıs 2010
Mozaik kolye....
Eskimiş kadife pantolon kesilir acemice dikiş makinasında dikilir ve boynunuza göre bir kolye zemini oluşturulur.ardından kenarlarına çerçeve gibi mavi ve kahve boncuk dikilir.Ortasına rastgele boncuklar dikilerek ana parça hazırlanır.Ben silikonla yapıştırdım ama en yakın zamanda dikmeyi düşünüyorum uzun ömürlü olması için.Sonra evde bulunan bu doğal görünümlü iple tığ işi kenar yapılır.(Ben örümcek oyası yaptım ip kalın olduğu için başka bişey öremedim.)Örülen kenar oyası dikilerek kolye tamamlanır.Mozaik havasında bir kolye oldu....
iğne oyası taklidi çakma çiçeklerden kolye...
canımcım Solmazcım bir süredir bu çiçeklerden yapıyor epeyce biriktiler renkler süper her gördüğümü alıp boynuma saçıma takasım geliyor.Bu kolyeyi onun için yaptım ama takmadan da ona veremedim:)Yapımı basit bir yemeni kare şeklinde kesilip ortadan ikiye katlanıyor oluşan üçgenin kenarları dikilerek birbirine sabitleniyor ve üzerine çiçekler dikilerek istenilen pul yada boncuklar sallandırılıyor...ben çok sevdimm çokkk...
Etiketler:
çiçekler,
DIY,
iğne oyası,
kolye,
yemeni
12 Mayıs 2010
BOTANİK BAHÇESİ GEZİSİ....
Bahar başıydı sanırım (gezi planına bakmadan tam tarih veremiycem )çocuklarla aldık suyumuzu çıktık yola:)serviste bi heyecan bi heyecan sanki botanik bahçesini ilk onlar keşfedecekler.Sağolsun bize çok yardımı dokunan Sınıf annemiz Halime hanım ve yardımcım Nilğün sayesinde kazasız belasız bir gün geçirdik.Ufak sorunlar yaşanmadı da değil hani serviste Murat rahatsızlandı ve tüm bahçeyi ısrarla gezmek istedi ve kucağımızda tüm bahçeyi gezdi .Baharı yerinde inceledik desem konuyu özetlemiş olurum resimler anlatıyor günü zaten ...Geciken fotolar yerini buldu sonunda...
28 Nisan 2010
dolgu oyuncaklar..
Bu sıralar kursiyerlerimle dolgu oyuncaklar çalışıyoruz.Biten çok güzel çalışmalar var ancak ben fotoğraflayamadım düzgün bir şekilde.Söz yakında
biten oyuncakları sizlerede göstereceğim.Bu çorap bebecikleri yetenek sizin in blogunda görüp bayıldım.Aşağıdaki çorap maymuncuklar ise oyuncak yapımı dersinin eserleridir efendim gururla sunarım...
25 Nisan 2010
mutlu olalım.....
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hazırlıkları okulda hızla sürerken ben bildiğiniz gibi çoookkk hasta oldum efendim.Belirnenen tarihte çocuklar hayal kırıklığına uğramasın diye gösteriyi yaptık ama ben inanın eve döndüğümde öksürmekten ve halsizlikten tuş olmuştum aynı gün raporumu aldım ama bu ne yazıkki sadece statda olan törene gitmemi engelledi o kadar zaten ondan sonra hafta sonu tatili girdi araya..şimdi bunları neden anlatıyorum derseniz bu koşturmaca içinde ancak çarşamba günü yollayabildiğim kibrit kutuları ndan bahsetmek istiyorum...çünkü haftalar öncesinden başlayan herkesin destegini almış bu kutular son olarak minik ellerin hediyelerini kendilerinin kapatmalarıyla hazırlandılar ve ancak çarşamba günü kargoya verildiler.bugünlerde mazeretim olduğundan ulaşıp ulaşmadığını kontrol edemedim ama umarım yerine ulaşıp işe yaramıştır.siz hala tanışmadıysanız buradan bir bakın derim...
19 Nisan 2010
acı her değerli şeyin bedeliymiş...
insanın hayatı bazen öyle bir yere geliyor ki ne bir adım ileri gidebiliyorsun nede olduğun yerde gerçekten kalabiliyorsun...bu gerçekten lafına bastırmak isterim çünkü gerçekten gerçek olan şu ki olduğumuz an istediğimiz an değil çoğu zaman...günlük telaş içinde bir an sessizlik oluyor etrafınız kısacık tenhalaşıyor ya işte o an bırakıyor insan kendini ne işim burda diyorsun çek elini neyin ortasındaysan oradan bırak hayat aksın sensiz ...sanki bir dişlinin en önemli çarkıymışız gibi hissedip sonra bi hiç olduğunu farketmek ne biçim dibe vuruş...baharmış...kışmış...fark yok bazen...sanki zaman geçiyor ama sana bana değil... birileri büyüsün diye...birileri alıştıklarından alıştırılmışlıklarından vazgeçmesin diye...senin vazgeçişlerin bir kaç damladan ibaret, susmaların inadından,sevmelerin şımarıklıgından!! birileri adını koymuş sana kabul etmek düşüyor sadece...bi ömür huzur, güven arayan biri nasıl olurda aksi için çırpınır...gülümsemesi eksilmeyen biri nasıl başkalarını ağlatır?..biri sana en acı sözleri gülerek söylüyorsa kalbin daha az mı kırılır ?yapamadıkların yaptıklarını affettirir mi? gitsen kendinden ,kaç km uzaklaşırsın kafandaki karışıklıklardan?dilin kaç kez tam doğruyu söylerken, canımlı saçmaladı?? veee ayagına ip bağlanmış kuş için yeni memleket mi olur?
toz bulutu yaklaşırken benim aklımı kalbimi en çokda beni bana saklayan gülüşümü çokdan sisler bulutlar aldı bile...yorgunmuyum neyim, yaşlanmışda olabilirim ...bu ruh halimle ağrıyan başımı alır sızmaya giderim....
toz bulutu yaklaşırken benim aklımı kalbimi en çokda beni bana saklayan gülüşümü çokdan sisler bulutlar aldı bile...yorgunmuyum neyim, yaşlanmışda olabilirim ...bu ruh halimle ağrıyan başımı alır sızmaya giderim....
Etiketler:
bulutlu,
tozlu,
vazgeçilmiş,
yaşlı,
yorgun
17 Nisan 2010
kuşlar...
'Sadece bir kuş olmak geçiyor içimden, hayallerimin gökyüzünde çırpınmalı diyorum kanatlarım, kanatlarım öylesine güçlü olmalı ki çırpmalıyım sürekli durmadan konmadan maviliklerin içinde kanatlanmalıyım..''
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















