11 Ağustos 2010

sabır işi ...önce deniz kabukları bir bir toplanır sonraaaa......




Malum yaz mevsimindeyiz..Şöyle deniz deniz kokan bir çalışma göstereyim sizlere.Bu güzel tablolar Cunda 'da Saray Otelin sahibi Muvaffak beye ait.Yıllarca yaptığı el emegi göz nuru tabloları önce evinde şimdi de artık evinden çok vaktinin geçtiği otelin duvarlarında sergilliyor.Ben bu kadar sabırlı değilim ne yazıkki ama belki sizler yaparsınız diye resimledim.

9 Temmuz 2010

Huzur veren bir yere giderken yanınıza tüm sıkıntılarınızı alabilirsiniz....


Güzel bir tatil sabahı mümkünse erken bir saatte yola çıkmalı Şeytan sofrası ve Ayvalık'a gitmek için dedik ve düştük yollara.Dikili- Ayvalık arası 45 km ve daha önce gidip beğendiğimiz Mutlu köydede kahvaltı içinde 5 km daha içeri giriyoruz ama değecek biliyoruz.Beraber gittiğimiz arkadaşlarımızla nefis bir köy kahvaltısının ardından aşağıya iniyoruz hayvanları çocuklara göstermek için.Aşagı diyorum çünkü ;ağaçtan yapılmış yerden oldukça yüksek bir restoranı var biz serin serin orada yemeyi tercih ediyoruz dışarıda da masalar var güneşten korumalı ama malum yaz ve hava çok sıcak .Bol esintili mükemmel kahvaltı sonrası keşif başlıyor bahçede tüm hayvanlar geziliyor keçiler besleniyor yavru ceylana tıpkı onun gibi kaçamak bakışlar atılıyor devenin kocaman gövdesini güneşten saklamak için ağaç altında resmen nöbet tuttuğuna şahit olunuyor,tavşanlar,tavuskuşları derken müze akla geliyor ve eski nostaljik bir çok şeyin toplandığı el emeklerinin ve yıllanmış nadide çeyizlerin olduğu çocuklarımızın belki ilk defa gördükleri gramofon eski  daktilo ve o nadide el işçiliğnin ürünleri sandıklar,giysiler tek tek geziliyor.Bu arada bizle gezen pek çok insan var ama başka iki çift göz sanki bizi takip ediyor ve o meraklı aynı zamanda ürkek gözlerin sahibi tavandaki
tabloların arkasındaki boşluga saklanmış kediler olarak ortaya çıkıyor.Tüm müzedekiler unutulup başlıyoruz onlarla ilgilenmeye ama müzenin gerçek bekçileri oralı bile olmuyorlar serin  mekanın tadını çıkarıyorlar.Bizde mutlu bir gülümseme ile ayrılıyoruz oradan...Sırada Ayvalık ve Alibey adası var..Bu arada fotoğrafları daha önceden yaptığımız geziden de ekleyerek arajman yaptım aklınız karışmasın sıcakta yağmurluk falan:)))))










Ve Alibey adasına varıyoruz.Ada adını Kurtuluş savaşı sırasında düşmana ilk kurşunu sıkan Yarbay Ali Çetinkaya'dan alıyor.Cumhuriyet öncesinde Rumlar ''Moshonis''y ani ''kokulu ada'' ,Türkler ise ''Cunda''yani''Yelken direğinin üst ucu'' diyorlarmış. Ben dahil çevremdeki herkes Cunda adasını daha sık kullanır nedense..Adanın solundaki Dalyan boğazı ve sağındaki Dolap boğazlarını Türkiyenin ilk boğaz köprüsü bölerek Lale adası ile Cunda adasını birbirine bağlıyor.Lale adası ile Ayvalık arasında ise denizin doldurulmasıile yapılmış 5oo m uzunluğunda bir yol var.Cundanın sokakları dar ama eski yapılar ve tarih nefis alın makinenizi elinize çekin doyabildiğinizce sonra sahilde mola verin deniz kokan mavi mavi bir tablo gibi izleyin eski taş binalar arasındaki cundayı...Biz tadını çıkardık....Sırada Şeytan sofrası var...

Sarımsaklıya giderken ayrılan kıvrıla kıvrıla  ormanın içinden geçilen bir yolla ulaşıyorsunuz Şeytan sofrasına.Şeytan Sofrası adını sönmüş volkandan kalan lavın soğumasıyla oluşmuş sofra şeklini andıran bir tepeden alıyor. Turistlerin ilgisini çeken bu tepede ayak izine benzeyen şeklin şeytana ait olduğuna inanılır. Bu yüzden Şeytan Sofrası olarak anılır. Tek olan bu ayak izinin diğerinin başka bir dağda bulunduğuna inanılır.Burada ister eşsiz Ayvalık adaları ve Midilli  adası manzarası eşliinde yemek yiyin,isterseniz de nefis gün batımını izleyin.Her efsane dolaşan mekanlarda olduğu gibi burada da çaputlarla çiçek açmış gibi görünen bir kaç dilek ağacı var kimileri şeytanın ayak izine bozuk para atmış kimileri çaput bağlamış....Bunlara inanmadığım için sadece sizin için resimledim:))


Fotoğraftaki bu güzel gülüşlü mutlu hanım Kayra tarafından çekilen manzara fotolarının mankeni olmuş bir gönüllü:)) aslında bu sadece biri daha bir kaç tane daha var sanırım kanı kaynadı minik sıpanın:))Fotoğraflar için Kayraya bu gülüş içinde tanımadığımız ablamıza teşekkürleri borç bilirim...

6 Temmuz 2010

ŞEKER.....

Bir sürü şeker renkli boncuk mor kurdela ile birleşti ve bu iç açıcı şeker şey ortaya çıktı.İyi ışık ayarlayamadığımdan (okulda çekim yapılınca)o gördüğünüz beyaz daire boncuklar aslında şeker pembedir belirtmek isterim.Bu kolyeyi renksever :))) arkadaşım Berna için yaptım umarım güle güle kullanıyordur:)

KUKLALARA DEVAM...

Kurs bitti...Bunlar da kursun son ürünleri kuklalar, evde sizler de çoraplarla yada diğer artık malzemelerle basit ama eğlenceli kuklalar yapabilirsiniz çocuklarınıza. bizim sınıftan size birkaç örnek bakalım beğenecekmisiniz...

26 Haziran 2010

ESKİCİİİİİİİ......

Niye mi  eskici çünküüüüü kışın giyilen önce önden kesilip hırka yapılmak istenip sonra cayılan turkuaz badi şerit şerit kesildiiiiiiiii veee kahverengi kurdela ile saç örgüsü örüldü.Demek ki neymiş eskiyen badileri kesip kesip kolye yapıyorlarmış.....Eskicii geldi hanııımmm eskiciiiii!!! 

24 Haziran 2010

ORTAYA KARIŞIK.....BUMERANG SERİSİ...

Bumerang kolyelerin ilki bu sanırım bunlar bir seri halinde devam edecekler gibi gözüküyor nasıl başladı derseniz  ise işte şu elinde bumerang tutan sevimli koala ve kangurunun Evrim tarafından bana hediye edilmesi.ile tabiki...:))Eskiyen kadife pantalonum harika bir zemin oluşturdu gerisi geldi zaten....


Koca yıl çalıştık didindik kah ağladık ,kah düştük, kah güldük  ama  çok da yorucu bir yıl geçirdik.Tatili hakettim sanıyorum.Miniklerim karnelerini aldılar tabi ama zamansızlıktan ancak paylaşabildim.


Bu kucağımdaki prenses herkes karnesini alıp arkadaşlarıyla şen sohbetler yaparken gözzleri ağlamaktan şişene kadar ben farkedene kadar ağlamıştı.Anne yüreği işte Büşramın annesi ,ben ve nilgün dururmuyuz  katıldık kuzuma...Bu fotoğrafta sakinleştikten sonra çekildi. ıslak gözlerini ve özlüycem seni ögretmenim diye ağlayışını hiç unutmuycam.....
Bu arada benim kuzumda karnesini aldı....Herkes tebrik edip hadi iyisin tatil başladı derken o çok bilmiş bir edayla '' ama daha semirlerim var'' diyordu:)) Öğretmen  çocuklarının kaderidir bu ne yazıkki....Tüm karnelerini alan tatil yapan yapamayan çalışan yada uyuklayan öğrencileri öpüyorum....Bu arada kursiyerleriminde sınavı yaklaşıyor onlarada ''zihin açıklığı'' diliyorum:))))))))))))

21 Haziran 2010

biraz zamana ihtiyacım var...

öyle yoğunum ki yapmam gereken bir sürü iş beni bekliyor... sorular hazırlanacak...kendime söz verdiğim ve acilen bitmesi gereken kolyeler bitecek.bloga bir sürü foto eklenecek.....kayra tatil moduna girdi kim anlar seminerden kurstan onunla deniz ve akşamları sahil turu yapılacak...vs.. vs...ve ben herşeyi yarım yapıyorum bu aralar..yetemiyorum yetiştiemiyorum...biraz zamana ve enerjiye ihtiyacım var...fazla olan bir el uzatsın:)

7 Haziran 2010

Yemeni maviş turuncu kolyeler...



 

Pazarda görüp ne güzel renkler bunlar deyip sadece 2 tane alarak kendimle savaştığım yemeniler uzun şeritler halinde kesildi ve kenarları atmasın diye önce makinede sonra da bozulan makine yüzünden elde dikildiler.Sonra kıvırarak burgu yapıldılar.Boynumdaki basit ama uyumlu olan mercan maviş ile tamamlanarak bitirildiler efenim...

6 Haziran 2010

İster tokana ,ister çantana, istersen yakana .....

çiçek çılğınlığına devam...broş aparatı ,bir kaç tüy ve boncuk...ister tokana,  ister çantana ,istersen yakana tuttur...çok amaçlı:)

2 Haziran 2010

ÇİÇEK BROŞ...Güllerede aşkolsun yine sen kokacaklar.....

Çiçek çiçek oldu her yer...Bende yakama basit ama renkli bir broş yaparak canlandırıverdim kendimi:)Bildiğiniz takı yapımında kullanılan çivinin etrafını yeşil ince telle sardım ve rastgele iki yere yaprak yapmaya çalıştım.Hazır nefis kırmızı renkli çiçegimi silikonla yapıştırarak arkasına broş aparatını taktım bir kaç kum boncuk ekledim çiviye  ve kendim yaptım kendim beğendim yine:))