17 Eylül 2010

bir japon sanatı TEMARİ..

















Bu toplara anneler sabırlarını emeklerini verirken kağıda yazdıkları çocukları için iyi dilekleride bu topların içlerine saklamışlar.Japonlar örf ve adetlerine bağlılıklarıyla ünlüler belki de hala bu gelenekleri devam ediyordur kimbilir...

Japon annelerin çocuklarına oyun oynamaları için yaptıkları kumaştan toplar artık dekoratif amaçlı kullanımlarıyla sizin de ilginizi çeker sanırım.İnce naylon çorapların içine talaş benzeri bir malzeme doldurulup üzeri iple sarılıp top şekline getiriliyor ve istenilen yerlere toplu iğne takılıp merkezler oluşturularak belli bir şablon izlenerek bu süslü renkli toplar yapılıyor.Bir çok sitede örnekleri var Türkçe açıklama isterseniz buraya ,daha fazla örnek görelim dersenizde buraya bakın derim. Bu güzel resimler anladığınız üzere bu sitelerden alıntıdır.





8 Eylül 2010

EN TATLISINDAN SÜTLÜ ÇİKOLATA TADINDA ,PAMUK ŞEKER RENGİNDE,HAVASI GÜZEL SOHBETİ ÖZEL BİR BAYRAM GEÇİRİN İNŞALLAH...:))

Büyüklerin ellerini öpün belki harçlık filan kaparsınız...kapamazsanızda ev yapımı baklavadan benim içinde yiyip avutun kendinizi..Ailesinden uzaklar her bayram sabahı benim gibi uyanıyorsanız eğer bari kimselerin keyfini kaçırmadan wc de filan ağlayın bayrama gözyaşı bulaştırdığınzı saklayın ...Şimdi annem çeşit çeşit hamurişleri yapmış sabah kahvaltısına missss gibi börekler kızartmıştır her bayram daha da kalabalıklaşan masaya artık sığılmaz ikinci masa açılıp amca yenge kardeş çoluk çocuk nerdeyse 20 kişi bayram sabahı toplanmıştır.Ahhh ahhh yaşlanıyorum galiba kahkalarla başlayıp ağlayarak biten bir bayram yazısı bu demek sanırım..özlediklerinizin yanınızda olduğu bir bayram dilerim neydi o beylik söz hani şu çok klişe olan;ŞEKER TADINDA BAYRAMLAR EFENİM.....

yaz bitti ama yemeni fularlar hep moda kalacak...



Her yerde tahta boncuklarla yapılmış desenli yemenilerden yapılmış fularlar satılıyor.Ama illa biz yapalım değişik olsun özel olsun derseniz bizim gibi inanın süper şeyler çıkıyor ortaya üstelikte uygun fiyata.Piyasada 5 tl ye satılan fularların yemenisini pazardan 1 tl ye naylon iplerinide 50 krş tan alıyorsunuz ve hünerinizi sergiliyorsunuz.Bu gördüğünüz beyaz bir başka fulardan arta kalan 2 üçgen parçadan birinin değerlendirilmesi ile yapıldı. Aslında asıl parça bu değil ama bunlarda değerlendirildi.Atmasın diye kenarları tığla kıvrıldı ikinci ve üçüncü sıra için örümcek yapıldı bir sıra tüm üçgene ve son sırada ipe mavi boncuklar geçirilip boncuklu örümcekler yapılarak bitirildi.
Asıl fularların nasıl kesildiğini ve değişik oyalarını ancak bayramdan sonra gösterebilecegim sizlere malum bayram telaşı yolculuk zamanı..sadece mavişin resmini paylaşıyorum şimdilik.... hepinize iyi bayramlar dilerim...


29 Ağustos 2010

kapı süsü mü desem duvar süsü mü?

Klima duvardan çıkınca balkonda alçılı kötü bir görüntü kalıverdi.Hani bu hemen oldu bende acelece aman bu bana yakışmaz burayı kapatayım falan dedim sanıyorsanız yanılırsınız:)) aylar oldu ama olsun ben yaz bitmeden yaptım bişey yada yapılmış bişeyleri bir araya getirdim diyelim daha doğru olur.Evde bulunan malzemeler toparlandı ve şimdilik işimi görecek duvar ayıbı kapatıcı süsüm çıktı ortaya yine başrolde silikon tabancam vardı tabiki ben onsuz naparımmm:)))

insanın becerikli arkadaşları olmalı etrafında


Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; "Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş..Can Dündar
İşte böylesi bir dostum var kaderime kederime ortak olan becerikli mi becerikli canımcım Solmazcım…Becerikli ve sabırlıdır arkadaşım benim.Bu penye elbise çok uygun fiyata alındı pazardan rengine vurulunarak tabi. Ama herkeste vardır ben süsleyeceğim bunu dedi ve farkını yarattı.Uygun renkteki makaralarla ördü motiflerini birleştirdi ve süper şirin bir elbise çıktı yetmedi robasına kurdela da koydu nefis bir elbise oldu.Sizde alın bişeyler farkınızı kendiniz yaratın dikin örün yapıştırın,kendinize yakıştırın..slogan gibi oldu :)

11 Ağustos 2010

oğlan dayıya kız halaya.....:)) minik ikoncan:))


Bu fıstık cidden bana çekmiş hadi bikinini giy dedim az sonra döndü morlu pembeli lolipop bikinisi ve kolunda bi sürü plastik renkli bilezikler, kokoş tacı ve takmaya çalıştığı kolyesi:))bide parlatıcı sürse aynı ben :))gülüşüne hiç değinmiyorum bile:)))))))))))

sabır işi ...önce deniz kabukları bir bir toplanır sonraaaa......




Malum yaz mevsimindeyiz..Şöyle deniz deniz kokan bir çalışma göstereyim sizlere.Bu güzel tablolar Cunda 'da Saray Otelin sahibi Muvaffak beye ait.Yıllarca yaptığı el emegi göz nuru tabloları önce evinde şimdi de artık evinden çok vaktinin geçtiği otelin duvarlarında sergilliyor.Ben bu kadar sabırlı değilim ne yazıkki ama belki sizler yaparsınız diye resimledim.

9 Temmuz 2010

Huzur veren bir yere giderken yanınıza tüm sıkıntılarınızı alabilirsiniz....


Güzel bir tatil sabahı mümkünse erken bir saatte yola çıkmalı Şeytan sofrası ve Ayvalık'a gitmek için dedik ve düştük yollara.Dikili- Ayvalık arası 45 km ve daha önce gidip beğendiğimiz Mutlu köydede kahvaltı içinde 5 km daha içeri giriyoruz ama değecek biliyoruz.Beraber gittiğimiz arkadaşlarımızla nefis bir köy kahvaltısının ardından aşağıya iniyoruz hayvanları çocuklara göstermek için.Aşagı diyorum çünkü ;ağaçtan yapılmış yerden oldukça yüksek bir restoranı var biz serin serin orada yemeyi tercih ediyoruz dışarıda da masalar var güneşten korumalı ama malum yaz ve hava çok sıcak .Bol esintili mükemmel kahvaltı sonrası keşif başlıyor bahçede tüm hayvanlar geziliyor keçiler besleniyor yavru ceylana tıpkı onun gibi kaçamak bakışlar atılıyor devenin kocaman gövdesini güneşten saklamak için ağaç altında resmen nöbet tuttuğuna şahit olunuyor,tavşanlar,tavuskuşları derken müze akla geliyor ve eski nostaljik bir çok şeyin toplandığı el emeklerinin ve yıllanmış nadide çeyizlerin olduğu çocuklarımızın belki ilk defa gördükleri gramofon eski  daktilo ve o nadide el işçiliğnin ürünleri sandıklar,giysiler tek tek geziliyor.Bu arada bizle gezen pek çok insan var ama başka iki çift göz sanki bizi takip ediyor ve o meraklı aynı zamanda ürkek gözlerin sahibi tavandaki
tabloların arkasındaki boşluga saklanmış kediler olarak ortaya çıkıyor.Tüm müzedekiler unutulup başlıyoruz onlarla ilgilenmeye ama müzenin gerçek bekçileri oralı bile olmuyorlar serin  mekanın tadını çıkarıyorlar.Bizde mutlu bir gülümseme ile ayrılıyoruz oradan...Sırada Ayvalık ve Alibey adası var..Bu arada fotoğrafları daha önceden yaptığımız geziden de ekleyerek arajman yaptım aklınız karışmasın sıcakta yağmurluk falan:)))))










Ve Alibey adasına varıyoruz.Ada adını Kurtuluş savaşı sırasında düşmana ilk kurşunu sıkan Yarbay Ali Çetinkaya'dan alıyor.Cumhuriyet öncesinde Rumlar ''Moshonis''y ani ''kokulu ada'' ,Türkler ise ''Cunda''yani''Yelken direğinin üst ucu'' diyorlarmış. Ben dahil çevremdeki herkes Cunda adasını daha sık kullanır nedense..Adanın solundaki Dalyan boğazı ve sağındaki Dolap boğazlarını Türkiyenin ilk boğaz köprüsü bölerek Lale adası ile Cunda adasını birbirine bağlıyor.Lale adası ile Ayvalık arasında ise denizin doldurulmasıile yapılmış 5oo m uzunluğunda bir yol var.Cundanın sokakları dar ama eski yapılar ve tarih nefis alın makinenizi elinize çekin doyabildiğinizce sonra sahilde mola verin deniz kokan mavi mavi bir tablo gibi izleyin eski taş binalar arasındaki cundayı...Biz tadını çıkardık....Sırada Şeytan sofrası var...

Sarımsaklıya giderken ayrılan kıvrıla kıvrıla  ormanın içinden geçilen bir yolla ulaşıyorsunuz Şeytan sofrasına.Şeytan Sofrası adını sönmüş volkandan kalan lavın soğumasıyla oluşmuş sofra şeklini andıran bir tepeden alıyor. Turistlerin ilgisini çeken bu tepede ayak izine benzeyen şeklin şeytana ait olduğuna inanılır. Bu yüzden Şeytan Sofrası olarak anılır. Tek olan bu ayak izinin diğerinin başka bir dağda bulunduğuna inanılır.Burada ister eşsiz Ayvalık adaları ve Midilli  adası manzarası eşliinde yemek yiyin,isterseniz de nefis gün batımını izleyin.Her efsane dolaşan mekanlarda olduğu gibi burada da çaputlarla çiçek açmış gibi görünen bir kaç dilek ağacı var kimileri şeytanın ayak izine bozuk para atmış kimileri çaput bağlamış....Bunlara inanmadığım için sadece sizin için resimledim:))


Fotoğraftaki bu güzel gülüşlü mutlu hanım Kayra tarafından çekilen manzara fotolarının mankeni olmuş bir gönüllü:)) aslında bu sadece biri daha bir kaç tane daha var sanırım kanı kaynadı minik sıpanın:))Fotoğraflar için Kayraya bu gülüş içinde tanımadığımız ablamıza teşekkürleri borç bilirim...

6 Temmuz 2010

ŞEKER.....

Bir sürü şeker renkli boncuk mor kurdela ile birleşti ve bu iç açıcı şeker şey ortaya çıktı.İyi ışık ayarlayamadığımdan (okulda çekim yapılınca)o gördüğünüz beyaz daire boncuklar aslında şeker pembedir belirtmek isterim.Bu kolyeyi renksever :))) arkadaşım Berna için yaptım umarım güle güle kullanıyordur:)

KUKLALARA DEVAM...

Kurs bitti...Bunlar da kursun son ürünleri kuklalar, evde sizler de çoraplarla yada diğer artık malzemelerle basit ama eğlenceli kuklalar yapabilirsiniz çocuklarınıza. bizim sınıftan size birkaç örnek bakalım beğenecekmisiniz...

26 Haziran 2010

ESKİCİİİİİİİ......

Niye mi  eskici çünküüüüü kışın giyilen önce önden kesilip hırka yapılmak istenip sonra cayılan turkuaz badi şerit şerit kesildiiiiiiiii veee kahverengi kurdela ile saç örgüsü örüldü.Demek ki neymiş eskiyen badileri kesip kesip kolye yapıyorlarmış.....Eskicii geldi hanııımmm eskiciiiii!!!