18 Mart 2011

Dramalarda yerini alacak atımız Portakal...

Çoraptan yaptığım bir atımız vardı sınıfta geçen senelerde yapmıştım ve hala fena iş görmüyordu ama sabah çocuklara sürpriz yapıp Portakal adını koyduğumuz bu karton kutu atımızıda yanına ekledim.Çok işçiliği iyi olmadı kaplama malzemesi olarak kullanacağım siyah karton azdı grapon kağıdıyla kapladım ama çok muntazam durmadı sanki .Ama çok sevildi. Bu atı sanırım Anne kaz da görmüştüm ben hatırladığım kadarıyla yaptım.

16 Mart 2011

süt kokan miniklerden süt kaynağı inek yapımı

Bugün çıktı bunlar bizim mutfaktan sıcak sıcak taze taze....Mandal ayaklar masada durmalarını sağlayınca değmeyin benim miniklerin keyfine:) Bunlar bana Kayra küçükken hep bir montofon ineği bulup kapıya bağlayasım geliyor diye hayıflanmalarımı aklıma getirdi:)) Benim gibi bol sütlü ama mecburen az emzirebilen tüm anneler sanırım aynı fikirde oluyordur.En temiz ve en sağlıklı gıda olan anne sütünü içen tüm bebişleri öperim en süt kokulu yanaklarından...

14 Mart 2011

14 Mart Tıp Bayramı

Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.Bizim minik dondurma kaşığı hemşirelerimizde zaten sanki o yıllardan kalma gibiler...Tıp aleminin en sevdiğim cerrahı Vehibe IŞIK 'ın dilinden sesleniyorum ben de tüm sağlıkçılara''Özlük haklarımızın korunduğu, sömürülmediğimiz, emek verdiğimiz insanlara düşman gibi gösterilmediğimiz günlerin çabuk gelmesi dilekleriyle TIP BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...''

Bu mesajın üstüne bir iki üç tıp!! geyiği benim ne kadar cıvık ve boşboğaz olduğumu göstersede yapılmadan geçilmez ;))susmalı..sustum.

3 Mart 2011

blogger olmak yasak!!paylaşma kardeşim yasak işte yasak!kapat kapılarını dünyaya yasak! deselerde belki bir duyan bir gören vardır ..


Eee bu ilk defa başıma geliyor ne de olsa acemi blogcuyum daha neler görüp daha neler öğreneceğiz bakalım daha bir yaşına giremeden turuncu çakıltaşı erişilmez oldu:))kötü şakaydı billiyorum ama bu site erişime kapanmıştır yazısını görünce bir tuhaf oldum hani yazmışım yıllarcada kitabım toplatılmış yada emek vermişim yıllarcada rütbem alınıp tutuklanmışım gibi bir ruh hali ...Bugün bloggurların paylaşımlarını görene kadarda aynı gitti ama boş durmadım bu arada yarın doğum günü olan İkra ya annesinin serzenişlerden ilham alarak çok işlevsel bir duvar süsü yaptım.Toka kaybolmalarına son!!Toka toplayıcı bir bebek bu.Upuzun ördüğüm saçlarına tüm tokalar takılabiliyor ve ayrıca elbisesine yaptığım kanguru tarzı cep ile de işlevselliği biraz daha artmış oluyor.Hepsi elde dikildi.Evde bulunanlar bir araya getirildi.Yanaklar vs oje ile boyandı düğme ile göz yapıldı.Elbisesi siyah simli kadife pantalonumun kesilmesi ile oluştu el başlarkende düşünmemiştim bittiğinde yapsamıydım dedim ama neticede bu bir dolgu oyuncak değil bir toka toplayıcısı..


Bir şey yapıp paylaştım mutlu oldum YASAKMIIIIIIIIIIIIII.........

28 Şubat 2011

böyleyiz işte yarın giyilecek gömlekte sanki bişey eksikti uyumadan yapılıverdi

Başkalarında severim ama ben pek tercih etmem broşları nedense.Ama bu kez yarın giyilecekler hazırlanırken yapasım geldi belkide nedeni eskiyen çizmelerimden kestiğim uzun uzun havalandırıp bir işe yaramalı mutlaka dediğim kahverengi deri parçasıdır bilemiyorum:))En dıştaki kahverengi gipür (Zemin dokusu olmayan iplikten ya da ipekten örülen kabartma dantel)ortada deri çiçek ve en sonda da tülden yapılan yakma gül ...takınca daha güzel duruyor bakınca fotoğraflara pek birşeye benzemiyor sanki .


21 Şubat 2011

Parmak izinden penguen yaptınız mı?

Sulu boya ile yaptığımız parmak baskıları ve katlama tekniği ile yapılan diğer penguen çalışması...

Kuşlar için yem kutusu...

İçine buğday koyup okulun bahçesine astığımız bu yem kutusu görüldüğü üzere kraker kutusundan yaptık .Aslında süt kutusundan yapacaktık ama ben evde unutunca elimizde ne varsa onu değerlendirdik.Süt kutusuyla olan hayalim ev şeklinde olmasıydı ama kısmette bu model varmış:))

boncuk oyalı yemeni kolye...


Yemeniyi şerit şerit aynı uzunlukta kesip (4 tane) dörtlü saç örme tekniği ile ördüm saçta denendiğinde balık kılçığı deniyor sanırım...Sonrada boncuklu kenar oyasını ve çiçekleri zevkime göre ekledim.Capcanlı oldu...

20 Şubat 2011

KAYRA KUZUSU BÜYÜDÜ 8 YAŞINDA ARTIK...

Sevmelere öpmelere koklamalara doyamadığım, huzurum,kızgınlığım ,mutluluğum ,yorgunluğum ,uykusuzluğum ,nedensiz gülüşüm, içimi eritenim,üzümlüm,şımarığım,zıplayanım ,enerjisi hiç bitmeyenim beni bitirenim:)annesinin balısı canısı,lellipopu(doğru yazmasını tabiki biliyorum ) mavişi büyüdü.... şubatın muhtelif zamanlarında yapılan 3 parti ile yeni yaşına alıştıra alıştıra girdi:)))özellikle Kayrama örümcek adamlı süper bir pasta yapıp daha bir sürü sürprizlerle süper bir akşam yaratan Esra ve ailesine tekrar teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Sanırım pastanın örümcek adamlı halini yakında onun blogunda ayrıntılarıyla görüp eminim sizde çok beğeneceksiniz ..

19 Şubat 2011

Dünü: Agios Yannis Kilisesi Bugünü: Sevim ve Necdet H. Kent Kitaplığı

Dünü: Agios Yannis Kilisesi
Patrik Teodosios zamanında İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlanan manastırın ana kilisesi kuzeybatı kısmında bulunmaktadır. Bu Şapel de mimarisiyle manastırın vazgeçilmez bir parçasıdır. Aynı zamanda buradaki kitaplığı 1835 senesinden itibaren zenginleşmeye başlamış, dini kitaplar yanında 17. ve 18. Asrın kilise hukuku hakkındaki yayınlarıyla da ün salmıştır. 1924 yılında yaşanan mübadele (zorunlu göç) sonrası Şapel zamanla tahrip olmuştur. Şapelin batı tarafında olduğu söylenen ve büyük bir olasılıkla manastıra un sağlayan değirmenden geriye kalan ise sadece temel taşlarıydı.
Bugünü: Sevim ve Necdet H. Kent Kitaplığı
Yıllar yılı harap bir şekilde kalan değirmen ve kilise; Rahmi M. Koç’un kültür varlığı olan bu eski eserlerin kurtarılmasına yönelik girişimleri, maddi-manevi katkıları ile restore edilmiş ve böylelikle Alibey Adası 07.08.2007 tarihinde önemli bir kitaplığa kavuşturulmuştur.

Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı bünyesinde hizmet verecek olan bu kitaplığa; ilerleyen yaşı nedeni ile göz sağlığı bozulan, “Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum.” diyen Emekli Büyükelçi Necdet H. Kent’in ve eşinin ismi verilmiştir. Necdet H. Kent’in oğlu Muhtar Kent, merhum babasından kalma bin üç yüzü aşkın kitabı bu kitaplığa bağışlamıştır.


Değirmenin giriş katında hediyelik objeler ve yörenin özel zeytinyağını bulabilir, terasın büyülü manzarası eşliğinde dinlenirken, cafe servisinden yararlanabilirsiniz.


Kitaplığa toplu taşım araçları ile ulaşabilmek için Ayvalık’tan Alibey Adası’na (Cunda Adası’na) kalkan belediye otobüsleri ve minibüsler kullanılabilir. Ayvalık İskelesinden, Alibey Adası (Cunda) İskelesine her saat başı hareket eden tekneler de bir başka ulaşım alternatifidir.


Geçen hafta sonu yaptığımız cunda gezisinde gezdiğim bu kitaplık müze için bu kaynaktan bilgi aldım:www.rmk-museum.org.tr.Bu kaynakta anlatılmayan bir konu var o kısmada ben değineyim müzenin tuvaleti:)Temizliği ayrı konu çok beğendim ama inanın sanki küçük bir müzede orada var hani boşaltım sistemime söz geçirebilseydim bu kıymetli alanı sadece gezip çıkacaktım :)))




18 Şubat 2011

renk renk yemeni fularlara devam..



Solmaz fularları böyle rengarenk yapıp bana verdikçe kendimi rengarenk bir şekerci dükkanındaymışım gibi hissediyorum her biri ayrı güzel.Nerdeyse 25 tane oldular ve zamanla size gösterilip fikirleriniz alınacak.Bu arada buğün bu fularlardan beğenip takan Neşe hanımada bu renkler çok yakıştı iyi günlerinde sağlıkla kullanır inşallah.





iki kalpten bir ayıcık nasıl yapılır


Kısaca işte böyleeeee :))))

13 Şubat 2011

Gördüm denedim...


Yarıyıl tatili süresince yoktum ailemi görmeye Ankara'ya gittim.Hani çok istediğiniz bir yere giderken yollar uzamış gibi gelir bir türlü saatler geçmezya bana da aynısı oldu ama buzlanma yüzünden kapanan yollar yüzünden iki yerde saatlerce bekledik sonra aynı nedenle geceye kaldığımız için çookk yavaş yol aldık zaten zincir takılı lastiklerle daha hızlı gidilemezdi yani uzadııııııııııııııııı gittiiiiiiiiiiiiiii yollar.Neyse ki sağ salim kavuştuk bizi merak ve endişe içinde bekleyenlere kısacası mutlu son:)Bu arada facebooktan yollardaki halimizi anlayıp merak edip dua eden tüm dostlar sağolun siz de zorluklardan kolayca sıyrılıverin inşallah!Ankaradan anlatılacak bir kaç anektod var ama sonra artık şimdi gelince yaptığım kolyeleri anlatmalıyım size.Burada görüp denemeliyim dediğim kolyeler bunlar. Adreste çok güzel kolyeler var görmelisiniz ben bir kaçını yapmaya karar verdim bile bunlar denemelik oldu.Evde bulunan kumaşlar boru gibi katlanıp iğne ile büzülüyor arasına boncuk eklenip bitiriliyor.Ben denemek için penye ip kullandım böylece arkası için ekstra bişey eklememe gerek kalmadı arkada bir düğüm ve bir fiyonkla güzel durdu.Daha uzunları da denenebilir ama ben nedense boynuma oturan kolyeleri kullanmayı daha çok seviyorum.






28 Ocak 2011

haydi haydi biliniz çok kolay bir adım var..bilemezseniz adımı darılırım çocuklar...

Birinci dönemin son sanat etkinliğide bu tavşancık oldu.Pipet,plastik kaşık,pembe ince strafor(köpük),kağıt ve yapıştırıcı bir tavşana dönüştü.