Bu yılda çağırdık velilerimizi patlattık mısırlarımızı önce yedik sonra sattık kazandığımızda hayırlı bir işe vesile olacak ona da karar verdik çocuklarla yani bir Aile katılım etkinliği daha mutlu sona erdi ....
8 Aralık 2011
7 Aralık 2011
su damlaları...
Bu damlaları güle oynaya yapıp astık panomuza...
Dün çok üzgündüm bu postla dökmüştüm içimi ama beni tanıyan bilen bilir saman alevi öfkem üzerinden bir gün geçince azalan kırgınlığım herkes iyi niyetli olmak zorunda değil her türlü insan var diye kendimi rahatlatmalarım işe yaradı kırgınlıklarımı yazmaktan vazgeçtim suya anlatacağımm:)))
Dün çok üzgündüm bu postla dökmüştüm içimi ama beni tanıyan bilen bilir saman alevi öfkem üzerinden bir gün geçince azalan kırgınlığım herkes iyi niyetli olmak zorunda değil her türlü insan var diye kendimi rahatlatmalarım işe yaradı kırgınlıklarımı yazmaktan vazgeçtim suya anlatacağımm:)))
4 Aralık 2011
ayıracın varsa kitap oku yoksa yine okuuuu kağıt kalem birşeyler sıkıştır:))
Geçen perşembe iki çocuk annesi ,cabbar amigurimici ,doğum iznini kullanan şu blogun sahibesi canımcım arkadaşım Esrayla buluşmamızı gerçekleştirdik nihayet:)Minik kuzu Bora'yı büyütürken yaptığı eserlerini görünce bayıldım.Gelirken her zaman ki gibi boş gelmemişti satranç hastası Kayrama ve bana zevklerimize hitap eden :))))))kitap ayraçları yapmıştı blogundan diğer ayıraçlarada bakabilirsiniz....
1 Aralık 2011
Oyun hamuru yapımı...
Issız bir adaya çocuğunuzla düştünüz veee eyvah o en alınması gereken 3 şeyden biri oyun hamuru değilmiş:))Almamışsınız ama dert etmeyin okulda bugün yaptığımız tarifi verip derdinize derman oluyorum:)Bu hamur dikatli gözlerdende kaçmayacağı gibi pişirilerek yapılıyor.Renklendirmek içinde parmak boyası kullanılıyor.Biz yaptık diyemidir bilinmez bir beğendim bir beğendim ki eve gelince Kayracımlada yaptık ama bu kez az pişirmişim azıcık yumuşak oldu gibi siz siz olun çocuğunuz telaşlandı diye hamur toparlanınca hemen kapatmayın azıcık bir iki daha çevirin.
Malzemeler şöyle:
2 su bardağı un
2 su bardağı su
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 su bardağı tuz
Hepsi karıştırılıp yapışmayan bir kapta karıştıra karıştıra pişiriliyor.İstenilen kıvama gelince yani hamur top halini alıyor dış kabuğu pürüzsüzleştiğinde ılımaya bırakılıp parçalara ayrılıyor.Fotoğrafa aldanmayın miktar olarak çok çıkıyor .Çok büyük parçalar veremedim ama 14 çocuk oynayabildi.ılıdığında parmak boyası eklenip iyice yoğrularak rengin homojen dağılması sağlanıyor.Kıvamı güzel ele renk vermiyor ama dayanıklılığını deneyip söyleyeceğim.Unutmadan bir uyarı daha yapayım parmak boya eklendikten sonra eller biraz boyanıp sanki hamur her zaman ele yada masaya renk verecekmiş gibi geliyor ama değil o ilk renklendirme bittikten sonra iyice yoğurdular ve ellerini yıkadılar oyuna başladılar ve ne eller ne de masa boyandı.
Kendileri yaptılar diye mi nedir sınıfta bir şenlik havası vardı..............
Malzemeler şöyle:
2 su bardağı un
2 su bardağı su
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 su bardağı tuz
Hepsi karıştırılıp yapışmayan bir kapta karıştıra karıştıra pişiriliyor.İstenilen kıvama gelince yani hamur top halini alıyor dış kabuğu pürüzsüzleştiğinde ılımaya bırakılıp parçalara ayrılıyor.Fotoğrafa aldanmayın miktar olarak çok çıkıyor .Çok büyük parçalar veremedim ama 14 çocuk oynayabildi.ılıdığında parmak boyası eklenip iyice yoğrularak rengin homojen dağılması sağlanıyor.Kıvamı güzel ele renk vermiyor ama dayanıklılığını deneyip söyleyeceğim.Unutmadan bir uyarı daha yapayım parmak boya eklendikten sonra eller biraz boyanıp sanki hamur her zaman ele yada masaya renk verecekmiş gibi geliyor ama değil o ilk renklendirme bittikten sonra iyice yoğurdular ve ellerini yıkadılar oyuna başladılar ve ne eller ne de masa boyandı.
Kendileri yaptılar diye mi nedir sınıfta bir şenlik havası vardı..............
Hamurcunun notu: Hamur ertesi gün biraz yumuşamıştı aman siz buzdolabı yada serin bir yerde tutun bizim sınıf çok sıcak olduğundan hamur kendini salmıştı.Biraz un ilavesi ile tekrar eski halini aldı endişelenmeyin:)
29 Kasım 2011
26 Kasım 2011
İstanbul büyük bir çoğunlukla “Aşk” temalı kitapları tercih ederken....
Bir çok insan gibi kitaplara tutulup bir sonraki sayfayı merakla bekler nerdeyse okumayıp sanırsın yaşadığım kitap bitincede birden eşekten düşmüşe benzediğim çook olmuştur.Televizyon açıkmış evde çoluk çocuk sesi varmış vs farketmez yeter ki akşam yemeğim yapılmış evim toplanmış olsun ..Bir zamanlar Akbank ta yıllar önce işlemlerin kaplumbağa hızıyla gittiği dönemlerde sıra beklerken çoook kitap bitirmişliğim vardır .Hatta o zamanlar öyle sıra alıp rahat koltuğunuzda beklerken değil bizzat önünde uzun sıra olduğumuz bankonun üzerinde sıranın bana gelmesini beklerken (kaydıra kaydıra memura ilerlerken )okuduğum kitaplar da ayrı bir kategoridedir hani yani:)Sanılmasın ki deli gibi kitap okurum keşkeee nerdeeee ama okurum işte.Kayracımda okusun isterim tabiki hala çok gönüllü olmasada hergün en az 60 sayfa zorunluluğu var .İşte bu ayıracıda onun için yaptım biraz büyük olmuş kabul ilk deneme ondan bir kaç tane normal ölçülerde yaparım sonra.Kayra beğendi bu da bana yetti...Kullandığım malzeme kırtasiyeden bulduğum simli baskılı eva. başka bir adı varsa bilmiyorum..mavi parlak evanın arkasında bandı var istenilen yüzeye yapıştırılabiliyor başka amaçlar için kullanılabilir..
Araştırma sonuçlarına göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’te en çok psikolojik temalı kitaplar tercih edilirken; ağırlıklı olarak “Macera” temalı kitaplar ilgi görüyor. İstanbul büyük bir çoğunlukla “Aşk” temalı kitapları tercih ederken; Türk halkının yüzde 61.5’lik kesimi tavsiye, yüzde 25.6’lık bölümü de kitabın adına göre seçim yapıyor.
Ömer Seyfettin, Ayşe Kulin, Orhan Pamuk, Reşat Nuri Güntekin, Elif Şafak, Canan Tan, Yaşar Kemal ve Dostoyevski ülkemizde en fazla takip edilen yazarlar olarak ön plana çıkıyor.
istanbul ve aşk
.kalbin atış ritmiyle ilgilidir istanbul ve aşkın yaşanma halleri... yıllara meydana okuyan biseksüel bir afet olarak istanbul, aşkı tüm yönleriyle tanır; aşkın tüm oyunlarını, kumarlarını, yöntemlerini bilir...
kalbin tüm mevsimlerini tek tek yansıtır kaldırımlarına; aşkın bilindik beş haline yeni türevler ekler; değişen mevsimleri, ani esen rüzgarı, dalgalı deniziyle, aşkın aşk gibi yaşanmasını sağlar...
binbir çeşit süpriz saklar pandoraya inat süslediği sandığında istanbul; aşkın kanatan tırpanına sahip olduğu eşsiz mekanlarındaki anları ekler...
aşk, hakkettiğince yaşanır bu şehirde; bu yüzden istanbul ve aşk'ın tanımı hiç bitmez....
20 Kasım 2011
sosyal belediyeciliğin susuz gerçekleri...
dün kapalı musluğu açıp ev kontrol altında deyip Bergamaya gidersen 3 gündür akmayan su 10 dk. sonra gelir ve alt kattakine su sızıncaya kadar da sana telefon açan olmaz;))
benim daireden aktığı anlaşılıncaya kadar aranan diğer komşu caaanım yurdum insanı ''apartman işleriyle ben ilgilenmiyorum'' deyip kendi evinin olma ihtimalini bile önemsemeden telefonu kapatırken bir diğeri canım ciğerim yürek insanı önce vanayı sonrada benim evin elektiğini kesip kapıda beni bekler;)
benim daireden aktığı anlaşılıncaya kadar aranan diğer komşu caaanım yurdum insanı ''apartman işleriyle ben ilgilenmiyorum'' deyip kendi evinin olma ihtimalini bile önemsemeden telefonu kapatırken bir diğeri canım ciğerim yürek insanı önce vanayı sonrada benim evin elektiğini kesip kapıda beni bekler;)
18 Kasım 2011
Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."
İlk vatka denememdi.Ankara'ya yanıma hiç malzeme almadan gitmiştim hiç bir şey yapmadan sadece'' Şairler şehri''ni okuyup özlemenin ulaşınca bıraktığı o tadı yaşayacaktım.Ama sevdikler kırılmaz hala yaparmısın deyince Sena annemde neler varsa onlarla yaptım.İlk defa ortaboy tek bir valizle yolculuğa çıktım.Anladım ki hep kendime eziyet etmişim gereksiz ne çok şey taşımışım yıllarca.Otobüsle gittiğimden oluşan mecburi durum garip bir rahatlık ve kolay giysi tercihi yapabilme olarak geri döndü.
Ve o kitap yine okunamadı.......Bir çok şey gibi o da unutuldu gitti....
"Söz vermiştim kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada, namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kâğıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."
-Sait Faik Abasıyanık-
-Sait Faik Abasıyanık-
17 Kasım 2011
El emeği göz nuru bayram hediyem geldi
İnanırsak olur bence nin çekilişinde kazandığım Birds Clutch'um bugün okuluma geldi.Çok beğendim ellerine sağlık.Çok emek harcanmış hele o içindeki not çok incelik teşekkür ederim.O sevinçle okulda bulunan müfettişleri unutup teşekkür etmek için sarıldım telefona ama görüşemedik kısmet değilmiş;)Hediye almanında vermeninde zevki bir başka.....
4 Kasım 2011
Bayramlar iyidir bavul filan hazırlatır telaş yaptırır bakalım kim hatırlayacak dedirtir:))
Sabah Kayramla Ankara yolcusuyuz....Bizi özleyin ve ev ziyaretleri için mızmızlık etmeyin sevdiklerinizden ayrı da geçse bu bayramı sevin benim için ...Ankara için planlarımı yaptım ama ilki Buket Uzunerin Şairler şehri kitabını tekrar bulup okumak masalsı eski günlerime dönmek olacak ...off yazacak çok şey varmış ama hazırlık yapmam lazım sonra anlatırım son söz olarak iyi bayramlar dilerim ...
2 Kasım 2011
ellerle yapılan ejderha
Şimdi şöyle oluyor bu ejdercik...önce örtmen bolca baş kuyruk ve ayak kesiyor sonra yavrularda minik patilerinin kalıbını çıkarıp kesiyorlar görüldüğü üzere 2 çift el oluyor bazı minikler''zoy bu öyetmenim'' deselerde kesiyorlar ve tatataaaaaaa...
30 Ekim 2011
hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm ...
Farklı bir şeyler yazılacaktı yaprak baskısı anlatılacaktı ama..
Farklı bir şey değildi hissettiklerim..herkes gibi ya da tam olarak öyle değilde yaşanılanları içinde yüreğinde hisseden her insan gibi bende çok üzgün günler geçirdim.Her yaşanan farklı yoğun duygulu günlerde olduğu gibi tıpkı ilk alınan bisikletin mutluluğu,ilk aşkın heyecanı,okul kazanmamnın sevinci ve gururunda olduğu gibi üzüntülerde garip bir şekilde alışıldık evden biri gibi oldu ve her tv yi açıştaki o endişeli çaresiz hallerimi alıp ne acıdır ki üzüntüye alışmış bir bireyin haber izlemesi kıvamına soktu ...hala her deprem haberi derinden üzerken yaşanan her durumdan pay çıkarırım uyanıklıklarıda bir o kadar kızdırdı en çok da kırdı...rüyalarımda depremi yaşayıp gözüm açıkken deprem senaryoları yaratıp kaç kez kurtulmaya kurtarmaya çalıştım.Bir çok can gitti bir çok öğretmen...Ailesinden ayrı kalmaya eşini çocuğunu bırakıp çalışmaya zorlayan bir sistemin atadığı öğretmenim yine sistemin çaldığı kumdan demirden yapılma binalar altında can verdi.Hayatın tatsız bir oyunu gibi onlarca öğretmenin o gün oraya çağrılıp kurtulabileceği çökmeyen binadan ayrılıp kolonları kesilmiş kafelerde can vermeleri.Yıllar önce atandığımda tanımadığın bir şehirde kan bağı varmış gibi bağlandığım arkadaşlarım gözümün önüne geldi.Ailesinden uzakta birbirine derdini anlatan birbirine yardım edip kol kanat geren meslektaşından başka başını vuracak güvenli kapı bulamayan ev,okul,öğrenci,ısınma hasret güvenlik vb. konularda ortak hikayeleri olan öğretmenlerim dertlerine dert katarak göçüp gittiler Allah mekanlarını cennet etsin...
* Öğretmen Esra Lap, eşi polis Süleyman Lap ve 2 aylık oğulları Sami Yiğit Lap Amasya’da toprağa verildi. 3 kişilik aile, içinde bulundukları kafeteryanın yıkılması sonucu öldü.
* Edebiyat öğretmeni Tuğba Özbek (24), öğretmen arkadaşlarıyla kafeteryada bulunduğu sırada depreme yakalandı. İzmir’de son yolculuğuna uğurlandı.
* Van merkeze bağlı Çakırbey Köyü’nde asker öğretmen olarak görev yapan Muhammet Yurtoğlu’nun (24) enkaz altındaki cesedine ulaşıldı. Karabük’te toprağa verilecek.
* Muş’un Malazgirt ilçesinde görev yapan öğretmen Ebru Naim’in (26) 2 yaşındaki oğlu Ahmet ve polis eşi Oğuzhan Naim’le arkadaşının daveti üzerine depremin olduğu gün Erciş’e gitmişti. Oğlu ve eşi depremden yaralı kurtuldu.
* Van’ın Muradiye İlçesi’nde sosyal bilgiler öğretmeni Ayhan Yıldırım (26), asker öğretmen olarak Erciş’e atandı. Yıldırım, deprem sırasında 2 öğrenciye evinde gönüllü olarak ders veriyordu. Öğrencilerinden biri de öğretmeniyle aynı kaderi paylaştı.
* Öğretmen Halime Kozalak (23) Hatay’ın Kumlu İlçesi Uzunkavak Köyü’nde toprağa verildi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ağustos atamasında Erciş’te göreve başlamıştı. 7 katlı öğrenci yurdunun enkazı altında kalarak hayatını kaybetti.
* Bu yıl kadrolu olarak ataması yapılan sınıf öğretmeni Mustafa Özden (26) Kurban Bayramı’ndan sonra nişanlanacaktı.
* Van’daki depremde öğretmen çift Oktay (26) ve Emel (25) enkaz altında can verdi. Oktay Türkoğlu Amasya’da, eşi Emel Çiler Türkoğlu Konya’da toprağa verildi. Genç çift Van’da zihinsel engelliler öğretmeni olarak bir yıldır görev yapıyordu.
* Öznur Kahraman (34) 4 yıl özel bir rehabilitasyon merkezinde sözleşmeli öğretmenlik yapmış, 2 ay önce de Van’a atandığı için evini, eşini ve 2 çocuğunu Kocaeli’nin Gebze İlçesi’nde bırakmıştı. 12 yıllık evli olan Kahraman’ın 11 yaşında İrem ve 10 aylık Ecem adlı kız çocukları vardı.
* Hacer Özgür, 52 gün önce Erciş İlçesi Kırkdeğirmen Köyü’nde sınıf öğretmeni olarak göreve başlamıştı. Deprem günü seminer için gittiği Erciş’te bulunduğu salonun yıkılması sonucu hayatını kaybetti.
* Öğretmen Nesrin Yiğit (25) ile eşi Mustafa (27) ve oğlu Furkan Yiğit (4), memleketleri Samsun’da toprağa verildi. 5 yıllık evli Yiğit çifti yaklaşık 1,5 yıl önce Van’a gitmişti.
* Depremde hayatını kaybeden 23 yaşındaki öğretmen Nigar Gençel, Tokat’ta toprağa verildi. Genç öğretmenin tabutuna duvak konulduğu görüldü.
* Eş durumundan tayin olduğu Erciş İlçesi’nde depremde beden eğitimi öğretmeni eşi ile birlikte yaşamını yitiren sınıf öğretmeni Güldane Erdal (28), memleketi Adana’da toprağa verildi.
* Mehmet Gökhan Ay, deprem felaketinin yaşandığı Erciş’te asker öğretmen olarak vatani görevini yapıyordu. Geçen yıl öğretmenlik mesleğine başlayan Ay, Sivas’ın İmranlı İlçesi’nde toprağa verildi.
* Öğretmen Mustafa Akgün, memleketi Trabzon’un Şalpazarı İlçesi’nde defnedildi. Cenaze töreninde, hac ibadetini yarıda keserek memleketine gelen baba Mehmet Akgün de katıldı.
* Erciş’te öğretmenlik yaparken depremde yaşamını yitiren İrfan Ataseven (25), Karaman’ın Göktepe Beldesi’nde toprağa verildi. Annesi İsmahan (44), babası Abdullah (47) ve kız kardeşleri Emine ile Fadime Ataseven, genç öğretmenin ardından gözyaşı döktü.
* 31 yaşındaki öğretmen Ümit Kaplan, nişanlıydı, evlilik hazırlığı yapıyordu. Deprem onu da diğer meslektaşları gibi Van’daki depremde yakaladı. Bolu’daki cenaze töreninde Kaplan’ın ailesi, nişanlısı ve yakınları sinir krizi geçirdi.
* Hasan Akbulut, 2 ay önce İngilizce öğretmeni olarak ilk görev yeri olan Erciş’e atanmıştı. Erciş’te yıkılan bir binanın altında kalarak hayatını kaybeden Akbulut, Çorum’da toprağa verildi.
* Öğretmenlerin kaldığı lojmanın depremde yıkılması sonucu ölen öğretmen Alime Paşa, Manisa’nın Gördes İlçesi’nde son yolculuğuna uğurlandı.
* Üniversiteden geçen yıl mezun olmuştu 24 yaşındaki Onur Ateş. Kadrolu öğretmen olarak Erciş7e atanmıştı. Pazar günü Erciş’te yıkılan binada öğretmen arkadaşı Ramazan Özkan’la enkaz altında kaldı. Arkadaşı kurtuldu ancak o Samsun’da toprağa verildi.
* Erciş’te matematik öğretmeni olarak görev yaparken depreme yakalanan ve yemek yedikleri kafeteryada hayatını kaybeden Hanifi Yaldız (29), baba ocağı Malatya’nın Darende İlçesi’nde gözyaşları arasında, 2 yıl önce vefat eden babasının yanında toprağa verildi.
* 23 yaşındaki öğretmen Alpaslan Altuntaş, Aydın’ın İncirliova İlçesi’nde son yolculuğuna uğurlandı.
* Henüz 40 günlük öğretmendi Melike Atman. ilk maaşını enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği Erciş’teki ekonomik durumu iyi olmayan kişilere dağıtmıştı. 24 yaşındaki Melike Atman, akrabalarının kalması yönünde çok ısrar ettikleri Alanya’da gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı.
ve daha niceleri.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

































