30 Mart 2012

Dekor olarak kullanabileceğimiz dev kağıt güller..

 Bir dolaşayım blog aleminde dedim yine vurulduğum bir çalışma bulup illa sizde görün istedim.Hani belki gösterilerimizde, okul tiyatrolarında filan dekor yapmada işimize yarar .Herşey şu aşağıdaki bardağın alçı gibi sert bir madde ile doldurulması  ile başlayıp teldi kağıttı derken bence çok zevkli aşamalardan geçip süper bir şey oluyor yapım aşamaları adım adım burada...



27 Mart 2012

kuş evinin açılışı...:))



Hani yaptığım kuş evi vardı ya burada anlattığım, işte onun yerini bulmuş halleri....

jaluzi perdeden çitler ,ısırgan otundan çimler ve sonuç....




Gökkuşağı...




 Bir bardak suda fırtınalar koparmak yerine camın önünde gökkuşağı yaptık...yapım basit yarım bardak su güneşe tutulup beyaz bir kağıt üzerinde renkleri görene kadar evirilip çevrilir sonra tercihe göre ister çığlık çığlıga ''gökkuşağı oldu öğretmenim'' diye bağırılır ya da sessizce izlenir'' vayyy vayyy renklere bak ''denilir :) Sonra sabırla grapon kağıtları yuvarlanır yuvarlanır yuvarlanırrrrrrr.........

26 Mart 2012

dün gece yaptım bugün kuşlara hediye ettim...

 Bir kaç gündür boşalan çamaşır suyu şişesi banyoda yıkanmış bir halde beni mahzun mahzun bekliyordu.Nihayet dün gece saat 24 de sıra ona geldi.Elimde onu boyayacak uygun boyam da yoktu.Ojelerin renklerinden faydalandım biraz kokulu ama çok keyifli oldu.Sabah çocuklara göstermek için can attım.Görünce şaşırdılar ne işe yarayacak diye biraz beyin fırtınası yaşayıp sonunda onlar için getirdiğim diğer küçük şişe ile bir tanede onlar yuva yapıp bahçeye çıktık.Bahçe fotoları okuldaki makinemde kalmış onları yarın eklerim artık.Kum havuzu içindeki İğneli çam ağacına asmadan önce yerde içine biraz saman ve üzerinede buğday koyup astık.Biz beğendik umarım kuşlarda beğenir...

20 Mart 2012

bahar....

 Kibrit çakıyorsun karanlıkta
badem çiçeklerini görmek için
Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
sarnıç gemisi gözlerin
Bir iş açacaksın sen başımıza
yangın mı olur artık, bahar mı? 
Can YÜCEL




yaşasın düğme dikebiliyoruz :))


 Bu kapı süsünü bugün yaptık bu düğmeler yapıştırıldı....Ama birazdan göreceğiniz fotoğraflar ciddi bir düğme dikme etkinliğinin eseridir efenim ;)Etkinlik yapılalı biraz oldu ama ancak sıra geldi.






Aile katılımı etkinliğinde renkli temizlik bezlerine küt iğne ile düğme diktik.Eğlenceliydi ...Arkalarına mıknatıs yapıştırdım ve buzdolabı magneti olarak evlerine götürdüler.

19 Mart 2012

rüya gibi vintage albüm...








Sizcede siyah beyaz fotoğraflar doğru yerlerini bulmamışlar mı?Daha romantik bir albümde saklanamazlardı doğrusu...Elinde bebekliğinden kalma tek siyah beyaz fotoğrafı olan ben tek yapraklık albümüme annemin anlattığı mutlu günlerden anıları gizlice saklayıp bomboş görünen bir albümü kalbimde saklıyorum....(masumiyet müzesi fena çarptı)
albüm için buraya bakabilirsiniz...

18 Mart 2012

gece gece dinlemece...




Güçlü bir el silkeledi beni sonra
Sanırım Tanrı’nın eliydi.
Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.
Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
Çok şey görmüşüm gibi,
...
Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
Ah...dedim sonra
Ah!
Didem Madak / Ah'lar Ağac


gece gece okumaca.....
Roman saplantılı bir aşkı anlatıyor; bir adamın bir kadına duyduğu aşkın nasıl bir tutkuya dönüştüğünü, onu nasıl bir hayranlık ve dikkatle izlediğini, onu çağrıştıran her şeye nasıl bağlandığını ve hatta ‘o olmak’ isteyecek kadar onunla ilgili olduğunu ince ince, içinize işleyerek anlatıyor.
 “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum” diye başlıyor sonunu okuyunca söylerim...
 ‘Anlar’, kapsadıkları duygularla birlikte hatıralara dönüşüyorlar. O hatıraların içine sindiği eşyalar, görüp dokunduğunuzda bir nevi durmuş zamanı, o anları size hatırlatıyor.
Orhan Pamuk romanda Kemal’e toplattığı eşyalar aracılığıyla kuracağı müzede işte bu zamanı yaşamamızı, Kemal’in anlarını ve Füsunların evindeki atmosferi hissetmemizi hedefliyor. Okudukça sanki yaşıyorum bundan önce okuduğum Aklından Bir Sayı Tut dan sonra(çok sürükleyici çabucak okuyup çok beğendim) onun aksine yavaş okumaya bitmemesine o duygulardan ortamdan kopmamaya çalışıyorum ....

17 Mart 2012

Dergilerden kapı süsü yapımı



dergilerini atamayanlar sonra da ne olacak bunlara diye düşünenler varsa elinize bir makas bir de silikon yapıştırıcı alıp ilk iş daireler kesip sonrada buradan aşamalarını takip ediyor kapı süsü yapıp kullanıyorsunuz...

origami mobil yap kendi yaptığın zarfla hediye et...


Bu güneş şeklindeki origami mobilin yapım aşamaları burada ayrca çok güzel iki zarf örneği de var...

çikolata süslemece...

Daha önce oda, duvar ,masa vs de kullanılacak bir kağıt süsleme  yapmıştım ya işte onun çikolata şeker vs süslemek için yapılmışına rastladım yapılışı burada...

13 Mart 2012

SESİN SENİN...

            SESİN SENİN
Kahkaha kesin bir sınırdır senin sesin için;



geçmezsin kahkahaya. Bu da gülümsemeyi


senin tapulu malın yapar. Gülmek sende


gülümsemenin bir noktada taşkınlığı


oluyor daha çok. Bu bakımdan gülümsemenin


bütün öğelerini de birlikte getiriyor.


İş bu kadar da değil, yeni bir takım öğeler


de getiriyor. Ilıktır senin sesin. Güvenli


olmaktan çok güven uyandırıcıdır. Konuşurken


kimseyi dinlememene ne diyeceğiz peki?


Buna karşılık sözcükleri sakıngan sakıngan


kullanman var, ona ne diyeceğiz? Alırken


suçsuz, verirken duyarlı bir ses. En büyük


modaevini yönetecek olsa sinirli tonlar kazanacağına


muhakkak nazarıyla bakılabilecek,


ama, söz gelimi, hiçbir belediye başkanı


olamayacak bir sese. Sanırım, bakışlarla


sesler arasında bir bağıntı kurulabilir.


Belki de yanlıştır bu varsayım. Ama


doğru olsa, senin sesinle bakışın arasında


bir paralellik, hatta bir özdeşlik olduğu


görülebilir. Daha doğrusu sendeki bu özdeşlik


böyle bir varsayıma itiyor kişiyi.


Kimbilir, başka belirtiler gibi, bakış ve ses de


Aynı ruhun değişik planlardaki görünümleridir


belki de. Ruhun, özdeş yönlerini denediği


organlar olabileceği gibi, çelişkin yönleriyle


belirdiği organlar da vardır. Olabilir.


Söz bitince senin sesin de biter; oysa


sözü tüketen sesler vardır; söz tükenince de


sürüp giden sesler vardır; söz tükendikten


sonra başlayan sesler vardır. Senin sesin


sözle özdeş. Çığlık değil, düşünce senin


sesin. Ama etin, kemiğin malı olmuş bir


ses. Ömründe bir iki kez büyük ihanete


dadanmak isteyebilir bu ses. Küçük iha-


netler onun düşünceyle kurduğu ilke-


leri aşmaz, aşamaz. Ah! Razı olma


sevgilim, katıl. Katıl ama razı olma.


Biraz da kendinden memnun bir ses.


En büyük eleştiriyi, yadsımayı son


anda yaparsın sen: Sanırım sende bul-


duğum en doğru gözlem bu. Oysa eleş-


tiriyi son anda yapmak, razı oluşun ta


kendisidir. Korkaklıktır da. Şu var:

Fotoğraf çektirmek için yan yana getirilmiş iki nesne değiliz biz

Güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz

Mesafeler birleştirdi bizi bir de sözler

Razı olma hiçbir sessizliğe

Biliyorsun seni seviyorum

Pencereden bakmayı

Öğreteceğim sana

Sesin

balkona asılı çamaşırcasına

Havalansın, havalansın dursun

Sokakta değil balkonda;

dışarı çıktığın zaman

romanını yastığın altına sakla;

Şiirini mutfağa koy

Boş bir deterjan kutusu vardır nasıl olsa,

Öykünü yanına alabilirsin elbet

Müziğini de, resmini de


                                                       Niçin güvenemiyorsun bana?
                                                                          (16 mayıs 1973)
                                                                        Cemal SÜREYYA

bir ''ben neler yaptım'' postudur :)

Okuldaki arkadaşlarıma yaptığım kitap ayıraçlarını çok severek yakma güllerle süsleyip paketledim.Herkese de kadınları anlatan sözler hazırlayıp çektirdim''neyse halin çıksın falin''geyiğiyle okutup kimini güldürüp kimini düşündürdüm:)))))

 Sarp'ın doğum günü için cake pops yaptım bakınız fotoda bardak içindeki FB süslemeli topcuklar:)))
 Hafta sonu İKEA ya gidip evde bir süredir yaptığım mobilya değişikliklerime uyan(itiraf ediyorum nerdeyse tüm mobilyalar değişti) minik dekoratif parçalar aldım .Fotodaki hatun kişi mumluk olup kendisi daha önce English Home dan alınıp yanına arkadaş beklemekteydi gün ışığına çıkmış oldu::))

Sadece bunları yapmadım tabiki mesela alışveriş dönüşü karanlıkta tamamen dikkatsizlikten bir gün bir çocuk ayağını sıkıştıracak dediğim mazgala ayağımı şıkıştırdım aksıyorum morum ve merdiven inip çıkarken zorlanıyorum ama yaşıyorum:)) bu sözlerimde yaptığım alışverişlerin hafif ağrı azaltıcı sakinleştirici  ilaç etkisi var mı derseniz olmamıııııı?:))