26 Mayıs 2012
23 Mayıs 2012
gece gece okumaca.....
"Kristin Hannah 70 ve 80'lerin heyecanını ve enerjisini ortaya sermektedir ve bunu öyle bir derin seviyede yapmaktadır ki okuyucuları iki kadın arasındaki dostluğun tam kalbine taşıyor.
Ateşböceği Yolu bir şaheser."
Elin Hilderbrand
Satıcının ısrarla tavsiye ettiği tam da dostluk üzerine aklımın pek yorulduğu bir zamanda okumaya başladığım nerdeyse bitmek üzere olan bir kitap Ateşböceği Yolu....
Ateşböceği Yolu bir şaheser."
Elin Hilderbrand
Satıcının ısrarla tavsiye ettiği tam da dostluk üzerine aklımın pek yorulduğu bir zamanda okumaya başladığım nerdeyse bitmek üzere olan bir kitap Ateşböceği Yolu....
21 Mayıs 2012
Bergama(pergamon) da Asklepion 'dayız.....
Dikili'den sıcacık güneşli bir cumartesi çıkıp 30 km uzaklıktaki Bergama'ya gittik.Ama yağmur bizi karşıladı ,rüzgarlı buz gibi bir havada uğurladı.Ama bilmediğim iki şey vardı biri bu havanın gezdiğim yerleri daha etkileyici yapacağı ikinciside Derya beyin dolu dolu rehberliğinde gezeceğim ören yerinin muhteşemliğiydi....
Antik çağın en önemli sağlık merkezlerinden olan Asklepion aynı zamanda dönemin ünlü hekimlerinin yetiştirdiği bir tıp okulu ve ilk psikiyatri hastanesi olarak tarihe geçmiştir.
Rivayete göre Asklepion'a girişte''Bütün Tanrıların Kutsiyeti için Asklepion'a Ölüm Girmesi Yasaktır'' yazısı yer almaktaymış.''Viran Kapı'' olarak adlandırılan büyük kemerli kapıda hastalar ilk olarak olarak rahip hekimlerce önce muayene edilir ve ölümcül hastalarla hamileler içeriye kabul edilmezlermiş.kutsal yolun (Via tecra)üzeri kapalıymış ve hastalar asıl kutsal alana kadar hava şartlarından korunurlarmış.Sonra başlayan bu sütunlu yolun son bölümü Roma imparatoru Hadrianus zamanında düzenlenmiş yolun her iki tarafında hastaların iyileşmesine yardımcı olacak her türlü adak ve eşya satılmaktaymış.Şimdide bal safran vb kavanozların satıldığı bir kaç tezgah turistler için var.
Radyoaktif özellikleri günümüzde keşfedilmiş sularla yapılan tedavileri ile çok ünlüdür.Hala dışarıda çeşmeden akan sudan içebilir gezerken karşınıza çıkan tarihe tanıklık etmeye devam eden suların sesine kapılabilirsiniz.
Önce daralan sonra yavaş yavaş genişleyen ve üzerinde havalandırma pencerelerinin olduğu bu tünelin elbette böyle yapılmasının yavaş yavaş oksijen alımını artırması yada psikolojik olarak başka bir anlam yüklü olmasıyla elbetteki bir bağlantısı olmalı.....Müzik.çamur banyoları,su ve spa terapileri meditasyon ,telkin,aromaterapi.masaj gibi bir çok alan kullanılarak tedavilerin yapılmış olduğunu düşündüğünüzde sanki günümüzdeki sağlık merkezlerinden bahsediyormuşuz gibi gelebilir size.Bu tedaviler sonunda sağlığına kavuşanlar varlıklarına göre çamurdan altından mermerden hasta organlarının bir heykelini yaptırarak asklepion içinde bir alana gömerek adaklarını yapmış oluyorlarmış.Bunlardan günümüze kalanlar Bergama Müzesinde sergileniyor....
Antik çağın en önemli sağlık merkezlerinden olan Asklepion aynı zamanda dönemin ünlü hekimlerinin yetiştirdiği bir tıp okulu ve ilk psikiyatri hastanesi olarak tarihe geçmiştir.
Rivayete göre Asklepion'a girişte''Bütün Tanrıların Kutsiyeti için Asklepion'a Ölüm Girmesi Yasaktır'' yazısı yer almaktaymış.''Viran Kapı'' olarak adlandırılan büyük kemerli kapıda hastalar ilk olarak olarak rahip hekimlerce önce muayene edilir ve ölümcül hastalarla hamileler içeriye kabul edilmezlermiş.kutsal yolun (Via tecra)üzeri kapalıymış ve hastalar asıl kutsal alana kadar hava şartlarından korunurlarmış.Sonra başlayan bu sütunlu yolun son bölümü Roma imparatoru Hadrianus zamanında düzenlenmiş yolun her iki tarafında hastaların iyileşmesine yardımcı olacak her türlü adak ve eşya satılmaktaymış.Şimdide bal safran vb kavanozların satıldığı bir kaç tezgah turistler için var.
Radyoaktif özellikleri günümüzde keşfedilmiş sularla yapılan tedavileri ile çok ünlüdür.Hala dışarıda çeşmeden akan sudan içebilir gezerken karşınıza çıkan tarihe tanıklık etmeye devam eden suların sesine kapılabilirsiniz.
Önce daralan sonra yavaş yavaş genişleyen ve üzerinde havalandırma pencerelerinin olduğu bu tünelin elbette böyle yapılmasının yavaş yavaş oksijen alımını artırması yada psikolojik olarak başka bir anlam yüklü olmasıyla elbetteki bir bağlantısı olmalı.....Müzik.çamur banyoları,su ve spa terapileri meditasyon ,telkin,aromaterapi.masaj gibi bir çok alan kullanılarak tedavilerin yapılmış olduğunu düşündüğünüzde sanki günümüzdeki sağlık merkezlerinden bahsediyormuşuz gibi gelebilir size.Bu tedaviler sonunda sağlığına kavuşanlar varlıklarına göre çamurdan altından mermerden hasta organlarının bir heykelini yaptırarak asklepion içinde bir alana gömerek adaklarını yapmış oluyorlarmış.Bunlardan günümüze kalanlar Bergama Müzesinde sergileniyor....
Asklepion daki ünlü tıp ve felsefeci Galen'den de bahsetmeden olmaz....Bergama(pergamon)da doğan Roma da gladyatörlerin cerahlığını yapan Galen'in 400 eserinden yüzü günümüze kalmıştır....
ve ben öyle şanslıyım ki yıllar önce bu anfitiyatroda Zuhal Olcay ve Bülent Ortaçgil 'in birlikte verdiği bir konseri izlemiş hem mekanın hem de müziğin büyüsüyle bir kez daha leyla olmuş dönüşte dikkatsizliğimle minik bir kaza geçirmiştim....
Azimle buraya kadar gelen ey okur bu şarkı bana o günlerin anısına senin de sabrına gelsin.......
19 Mayıs 2012
18 Mayıs 2012
15 Mayıs 2012
kağıt mendille çiçek yapımı...
yapımı yine çok basit ....
bir kağıt mendil dörde katlanır üzerine çiçek şekli çizilir ve katlar açılmadan çocuklara kestirilir.Altına konulacak olan keçe yerine temizlik bezi kullanılıp o da önce kare yapsakta sonradan daireye çevrilip iğne ve iplik hazırlanır.altta sarı keçe üstte kesilmiş çiçekler birbirine çocuklarla sabırla dikilir ve her bir kat yukarı kıvrılarak kompozisyon oluşturulur. görenler gerçek sanıp şaşırır:))
14 Mayıs 2012
bu dekorun önünde güzel şeyler olacak....
Anneler günü programının Akçay ayağını tamamlayıp kendini nerdeyse patlayacak kadar şişman hisseden bir kadının yapmayacağı saçma bir alışveriş yapıp eve gelip onları tek tek tekrar deneyip yaa ben 2 haftada nasıl bu hale geldim neden bu kadar çok beyaz şey aldım offf yaaaaa diye söylenip kahrından 1 elma 2 salatalık yiyip açlıktan hala karnı guruldayan ben ,şimdi ekmek arası bir kokoreç için mudodan aldığı tüm cicilerini feda edebilir ayarındayım başlamadan söyleyeyim ona göre..ben oburdumya hani aynı zamanda kısa aynı zamanda kalın bacaklı veeee çirkin ayaklı hani onların hiç biri düzelmedi daha beter oldu ben kızdım yedim, üzüldüm yedim, ağladım koştum peçete almaya mutfağa açtım dolabı yedim, okuldan yorgun geldim, başım ağrıdı yedim......bu hikaye bitmez....aburcubur aşkım frenlendi sanıyordum kendimi kandırmışım peh!spor salonunuda bıraktım...Nolcak bu kızın hali diye içi kararan ey okur korkma hala ümit var:))) yürüyüşe başladım en kilometrelisinden yine:)ehhh durumun vahimliğinide anladık kaçmadık gerçeklerden altı üstü 5 kilocuk verdikmiiiii hayat yine bayram:))bir de blog tavsiye etti adı melek kendi melek melekçim Mevsimlerden Roma okudum okudum aldım gazı gerisi bana kalmış dimi ama tut boğazını daha ne olsun.Evdeki plates topu, lastiği, step tahtası ve dumbbell aaa birde bel inceltme diski twister yerlerinden çıkarıldı Rambo gibi ya da Kill Bill gibi çalışmak şart oldu:)) bunların hiç birini yapmayanın rüyasına Bülent Ersoy'un sahneye hazırlanmış ama yaratık halini almış hali girsin emi....
Aman ya ben size anneler günü proğramı için yaptığımız dekoru gösterip kaçacaktım yine çenem düştü.Sevgiyle ve saygıyla beni seven, sevmeyen, bana bırakın hatır sormayı bir tebessümünü eksik eden ,ona inat beni dünyalar kadar çok seven tüüüümmm annelerin ellerinden yanaklarından öperim olmazsa sadece tokalaşır giderim:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























