10 Ağustos 2012

sabahlamış biri olarak bu saatte yiyeceklerden bahsetmem çok normal


Hemen Pankekin tarifi veriyorum hiç vakit kaybetmeyelim:)
  • 1,5 çay fincanı un(hani şu kupa dediklerimizden büyükçe ya da kahve fincanından büyük bildiğiniz çay fincanlarıda olur ama ölçü azalmış canım lezzete yazık olmuş olur söyleyeyim)
  • 1+1/4 çay fincanı süt
  • 3 yemek kaşığı erimiş tereyağı(olmadığında sıvı yağ kullandım onunla da oldu bence)
  • 1 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 çay kaşığı tuz

Tüm malzemeleri karıştırıp biraz koyuca bir hamur elde ediyoruz az yağlı tavaya bir kaşık yardımıyla döküp üzeri delik delik olmaya başlayınca çevirip altını üstünü pembeleştirip puf puf kabarmış pankeklerimizi yapıyoruz.Soğutmadan kahvaltıya sürüp ister tatlılarla ister tuzlularla mideye indiriyoruz.Krepin tahtını yerinden eden pankekin mucidine dua edip benide her yumuşacık ısırışta sevgiyle anıyoruz;)

(bu kadar az çıkmıyor fotoya bakıp aldanmayın bu tam bitmek üzere akla gelen bir çekim.kaç tane çıkıyor saymadım ama çok :))



Aslında beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi arttır mor

Mor, küçük bir Ege kasabasında yaşayan dört çocuklu bir çiftçi ailesinin yıllara yayılmış trajik hikâyesini sürükleyici bir aşk ve entrika çerçevesinde günümüze taşıyarak yirmi dört saatlik bir zaman diliminde anlatan bir roman.

 '68 kuşağından, sistemin bir parçası haline gelmiş işadamı ve turizmci İlhan Sacit, kızı yaşındaki Renginur'a tutulup ondan bir de çocuk sahibi olunca karısını yıkmış, hırslı baldızının kinini bilemiştir. İlhan'ın kardeşi öğretim üyesi, hâlâ solcu ama kafası karışık Armağan, ağabeyinin tersine kapalı, kendini ağıra satan bir erkektir ve iletişim sorunları yüzünden evliliği bitmek üzeredir. Kızkardeş Gülcan'sa ailedeki ölüm ve intiharlardan sonra iyice umutsuz ve tükenmiş durumda alkole sığınmıştır. Aile çevresi, İlhan Sacit'in otelinde, evlilik dışı doğmuş çocuğunun birinci yaş günü dolayısıyla biraraya gelirler. Gece güzel başlayacak ama günün ilk saatlerinde beklenmedik bir cinayetle sona erecektir. İnci Aral, Mor'da ağırlıklı olarak insanların yaşadığı büyük yalnızlığı, evliliği işliyor ve kadınlara erkeklerin gözüyle bakmayı, erkek dünyasının gizlerini aralamayı başarıyor.

“Kendi dünya görüşüne ve onun içerdiği kurallara körü körüne uymaya çalışmak da kişinin kendine uyguladığı bir tür baskı değil mi? Böyle körleşiyor insan. Kesin doğrular, saplantılar bireysel gelişmeyi donduruyor. Kavgalar, kıranlar bu yüzden yaşanmıyor mu bu toplumda?”

Kitabı bitirir bitirmez merakla mor renkle ilgili bir iki yazıda okudum  tabiki.
Mor renk, açık tonlarda ilham ve güven verici etki gösterirken, özellikle koyu tonlarda, mor rengin insanda meydana getirdiği asalet duygusu, bazı insanlarda küstahlık, kabalık ve hatta kavgacı bir yapıya da neden olabilecek şekilde etki gösterebilir. Hüzün, üzüntü ve depresyonu çağrıştıran etkileri de vardır. Özellikle koyu tonlarda, bilinçaltını etkileyerek insanda korkuya ve hüzne neden olabilen mor renk, belki de bu yüzden, intihar edenlerin en çok sevdiği renklerden biridir. Bu nedenle, depresyona yatkın kişilerin, ruhsal sorunu olanların, alkoliklerin ve madde bağımlılarının olduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.

7 Ağustos 2012

kumaştan ip yapıp kendi sepetimizi yapabiliriz...



Burada gördüm yalnız başıma beğenmek olmaz dedim:))

5 Ağustos 2012

ce eeee:)))

Nihayet makinem geldi İsviçre 'den çift lensli üstelik bir acemi için daha ne olsun.
yine çok mesudum çok:))
Canon EOS 550D + 18-55mm+75-300mm Lens

31 Temmuz 2012

Cardboard Art


Kocaman bir kutu bulun mesela bir buzdolabının olabilir sonra büyümüş bir çocuk gibi uslu uslu kesmeye şekil vermeye başlayın çıkan eserinizi paravan olarak bile kullanabilirsiniz söyleyeyim...Bu yaptığınız tamamen sanat hem de  karton sanatı...

27 Temmuz 2012

Kafiyesini kaçırdık ya hayatın, neresinden bakarsan bak bitmiyor cümleler

''Kafiyesini kaçırdık ya hayatın, neresinden bakarsan bak bitmiyor cümleler..''
nasıl bir özlemektir bu kopkoyu yutan insanı...
sesin nasılda darmaduman eder ...
''Geceleri uyuduğun uykular benim. Doyduğun açlıklar benim. Üzerine giydiğin renkler, soluduğun günler benim.''
Batık Fenerler(Abdullah Markal)

25 Temmuz 2012

bahçede ikramlar için bir tavsiye...

Toz ,börtü böcek girme derdi olmadan üstelikte pek renkli görünen bir içecek sunumu...
bir de böyle bir ortamda olsak ohh ohhh renk renk cıvıl cıvıl içimiz açılsa yukarıdaki bardaklarlada buz gibi meyve suları verilse kimse keyfime değmese :)))

güzellikleri ayrıntılarında gizli...



burada buldum  pek beğendim:)


dolgu oyuncakları unutmayalım:)

Polardan renkli bir dolgu oyuncak denemek isterseniz burada gördüm

21 Temmuz 2012

düğmelerden çiçek yapalım saksılara takalım...

burada buldum bayıldım :))

örgü bileklik

 Bloggerların tatil fotoğraflarının bir çoğunda rastladım örgü bilekliklere pekde yakıştırmışlar doğrusu siz de denemek isterseniz yapımına burada rastladım...

Aşk Köpekliktir....

Ahmet Ümit’in anlatımıyla Aşk Köpekliktir kitabı:
“Bugüne kadar aşk romanları yazıldı ama bugüne kadar yazılanlarının çoğu bence tecimsel yani ticari amaçlı yapıldı. Türkiye’de kadın bir uyanış içerisinde yani kadın uyanıyor ve haklarına doğru yürüyor. Bu haklarına doğru giderken kadını çeken ilk şey cinselliktir. Ama diyorlar ki sen cinselliğini yaşa özgür olursun. Cinselliğini yaşamalı kadın ama kadın önce birey olarak var olmalı. Kadını sadece beden olarak anlatıyor bu kitaplar; o zaman 40 yaşından sonra bütün kadınları kadın yapmamız lazım. Aşk iyidir güzeldir pembedir bulutlara uçurur gibi yalanlar var, bir yanıyla doğrudur. Ben aşkın öteki yüzünü anlatıyorum. Hakikaten aşık olan insan köpektir. Hakiki aşk insanı köpek yapar, köpek gibi dolaştırır. Kitap bu yönünü anlatıyor.”
    İçindeki hikayelerin başlıkları şöyle: Aşk Bir Mucizedir, Kafi Değildir Aşk, Aşk Çözümsüz Bir Problemdir, Aşk Bir Cinayettir, Aşk Bir Düellodur, Aşk Bir Yanılsamadır, Aşk Bir Özentidir, Aşk Bir Ütopyadır ve Aşk Köpekliktir.




Arka kapak yazısı:
Aşkın bütün halleri… Tutkunun aklımızı ele geçirmesi. Kötülüğün en güzel biçimi… Rezil olmaktan duyduğumuz haz… Kırılan umutlarımızın lezzetli kederi… Çiğnenen onurumuzun getirdiği kibir.Vicdan tutulması, bencilliğin son kertesi, yanılsamanın en derin anı… İmkânsız olanın çekiciliği… Yani gönüllü kölelik… Yani insanoğlunun en masum hali… Yani bildiğiniz delilik… Yani en yalansız aşk öyküleri…