10 Kasım 2012

ARABA LASTİĞİNDEN KULLANIŞLI MOBİLYALAR...


Nasıl yapıldığı tüm ayrıntılarıyla burada..

7 Kasım 2012

Yaranamazsın:)

Az önce....

Kayra:Sivrisinek kulağımda dolaşıyor anne!
Ben:Aç ışığı bulayım derken havalanan sivri paat diye acemice bir avcılıkla sanırım darbe alıyor..
vurdum galiba Kayra :)
Kayra:öldü mü?
Ben:bilmem anlayamadım yaraladım galiba
Kayra:Neresinden?
Ben:(öfkeyle)bacağından ne biliyim Kayra!
Offf yaralıysa bileyim şimdi kanlı bacakla kulağıma konmasın bu daha beter!!!!!

Hay senin için sivrisinek avlayanın:)))))

Artık materyallerle balıklar...



 Hiç keyfim yok az ve öz konuşup bol fotoğraflayıp kaçarım....

5 Kasım 2012

CEVİZ KABUĞUNDAN UĞUR BÖCEĞİ


Buğün bakın nasılda beynimize benziyor diye gösterdiğim cevizlerin nerdeyse yarım kilosunu hooop diye mideye indiren minikler ceviz adam şarkısı eşliğinde kabuklarını da parmak boyası ile boyayarak değerlendirmiş oldular.Kalan yarım kilosunu da sincap olup ceviz toplama yarışması ile kullanıp daha oyun biter bitmez cup diye mideye  indirdiler.Öğrenmenin en keyiflisini hem  yenilir hem yutulur olanında mı yaşıyoruz ne:)))))

3 Kasım 2012

KAPAKLARDAN GERİ DÖNÜŞÜM

 Doğayla başbaşaysan geri dönüşümü seversin illa ki ama sanata dönüştürmek herkesin harcı değil...
           Ayrıntı için tık ..

DIY YAKA YAPTIM



Çok özenti oldu farkındayım ama içimdeki üretken canavar illa birşey yap diye dürttü beni basit olsun hemen bitsin derken aklıma Kayra'nın eski yakası geldi gerisi malum...Ama şu kadarcık şey bile çok vaktimi aldı.Sebebi normal formunda kullanmayı düşündüğüm için üzerine diktiğim incilerden sonra ben bunu biraz incelteyip deyip fotoda da farkettiğiniz acemice elde üstten kıvırma yapmamdı ama ütüyüde yiyince tüm o pot sandığım kısım gitti.Üstüne elde ne varsa diktim gönlüm zımbalardan yana ama napalım artık...Bu arada o birit yerlerine kurdela geçireceğim boyunda minik bir fiyonk olacak...Kullanmam gibi ama ilk göz ağrım olduğu içinde belli olmaz ....

23 Ekim 2012

GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPATMAYASI GELİYOR İNSANIN

Aklından Bir Sayı Tut 'dan sonra neredeyse aynı tatda olan kurgusu güzel, hep şaşırtan , nereden neyin geleceğini pek kestiremediğiniz ve dedektif Gurney in aklıyla ilerleyen heyecanla okuduğum gerilip meraklandığım bir kitap.Baktımda uzun  cümlelerde kurdurtuyor insana;)Ben sevdim tavsiye ederim...Bayrama yanıma Ece Temelkuran' ın ''Muz Seslerini'' alıp gideceğim onu da çok merak ediyorum şu rastladığım bölüm bile neden okumam gerektiğini anlatır gibi....

 -dikkat et! dikkat et!-
millet birbirini öldürürken, allahın belası oyuncak her şeyden daha kıymetli gibi görünür. bu yüzden sevmem kıymetli oyuncakları. çocukları kıymetsizleştirmekle kalmaz, bütün aileye de sanki -başka dertleri yokmuş gibi- kadersizliklerini hatırlatan bir bildiri okur bu oyuncaklar..bana sorarsan, çocuğu bu ayı öldürdü. bu plastik ayının -bir keresinde kliniğin önündeki taş zemine oturup göstermişti bana- ayakları kısacıktı. yok gibi. tıpkı çocuğunki gibi..çocuk gömleğinin içinde taşıyordu ayıyı ve elleriyle yürüdüğü için plastik ayıyı ellemeden önce avuçlarını üstüne siliyordu. ayı yüzündeki sırıtmayla çalışmaya başladığında, çocuk yarım gövdesini yana yatırıp, yanağını eline dayayıp izlemeye başladı. ben de yanına yattım. bacaklarım utanç verici uzunluktaydı. çocuk epey sonra, korkunç bir rüya görmüş gibi, belerterek gözlerini baktı:
"pilleri bitince?.."

filipinam, tatlı kıblem, çocuğa o anda bacakları yerine bir kutu pil verseler..alırdı.
sanırım bacaklarını kaybettiğinde içine kaçan bir yetişkin, ona pil meselesini "halledebileceklerini" söyledi.

sonra dedi ki "ben.." düzeltti -biz hiç gidemeyeceğiz değil mi hispanyaya?-. "


Buda bir başkası....
 doktor hamza : annen gazlı bezlere güldü ve ben güzel bir şey bulduğu anda onu kaybedeceği günü düşünmeye başlayan her ortadoğulu gibi korktum. biz filipina, çok güldüğümüzde daha gülerken yakında ağlayacağımızı düşünüp suratını asan insanlarız.

BAYKUŞ BAYMASIN SİZİ DAHA ÇOK VERSİYONUNU YAPACAĞIZ

Ankara'ya ailemin yanına gitmeye karar verince yoğunlaşan günlerim tatlı bir telaş içinde geçip gidiyor şaka maka derken bayram geldi çattı bana hayırlı yolculuklar dileyin ben de sizi gülümseyen bir anınızda yanacıklarınızdan öpüp bayramlaşayım olur mu?:))

21 Ekim 2012

PARÇA-BÜTÜN VE TATLI- EKŞİ LİMONATADA ÖĞRETİLEBİLİR


 Öğretmen çocuklara “Şimdi limonata malzemesi siz olacaksınız” der. Çocukların bazıları limon, bazıları su, şeker olurlar. Öğretmen, önce limonları bölüp, sularını sıkar. Çocuklar sürahi içinde birbirlerine sarılırlar. Sonra su olan çocuklar sürahiye konulur. Sonra da şeker çocuklar sürahiye konulma öykünmesi yapar. Öğretmen “Şimdi sizi karıştıracağım” der ve çocuklar birbirlerine sarılıp, dönerler.  Sonra “Şimdi bardaklara dolduruyorum” der ve çocuklar sürahiden dökülüyormuş gibi yaparlar....


KALPTEN FARE OLURSA.....



18 Ekim 2012

İNGİLİZCEYE GİRİŞ, DALIŞ YA DA ANLAYAMAYIŞ:)))


.Bak Kayra'' I'' ay diye okunuyor tamam mı?
.Tamam anne!!
.Beş dakika sonra ''oku Kayra bu ne?''
.Şey anne dur bi dakika bulucam neydi yaaaa hah''hilal'' işte hilal:)))))

15 Ekim 2012

GEÇ KALINMIŞ BİR YAZA VEDA ETKİNLİĞİ...

 İşte tam bu iki arada beni hayal edin... Kumsal bomboş Kayra ve arkadaşı İkra dalgaların sesini bozuyorlar sadece...Deniz ılık, güneş sanki yaz gibi aldatıcı...Okuduğum kitap arada deniz derken Pazar günü tatlı bir rehavetle yazdan kalma bir sarhoşlukla bitiveriyor...