17 Mart 2013

Pazar ganimetlerim;))

Aaaa bizim pazarın Mango jeanlarini ben bütün kış toplamışım ne güzel yazlık parçalar yapmışım hem de minik minik fiyatlara:)))))Öyleyse ne diyoruz yaz gelsin bunlar bir an önce giyilebilsin ama yaaaaa.....hımm bir şey daha var alınmış kilolar onlar nolcak? ;)

15 Mart 2013

PLASTİK SAKIZ KUTUSUNDAN AKVARYUM YAPIMI

 Her şey bugün kantinci Ozan' ın kapıyı çalıp bu sana kesin lazım olur deyip verdiği bu plastik sakız kavanozuyla başladı...Balıklar hazır ponponlardan ve evadan...su görüntüsü çöp poşeti...yosunlar kadife eva ve deniz kabukları...





14 Mart 2013

Görmeden geçmeyin nefis bir düğme etkinliği...




Biriktirdiğimiz düğmeleri her gördüğümde yapasım gelen bu çalışma tamda içime sinen bir şey oldu.Kaynak belirtmeden netten aldığım bir çalışmanın nerdeyse aynısını yaptık yapan arkadaş görürse kaynak belirtemediğim için kusura bakmasın lütfen...

iki daireden bir sepet..


13 Mart 2013

gece gece dinlemece...


"Aylar sonra ilk defa gözlerim bir işe yarayacak seni görerek..." Franz Kafka-Milena'ya Mektuplar

5 Mart 2013

Kartondan kuş evi kalıbıyla üstelik...

 Bu ve burada görüp bayıldığım kuş evleri...gerçi davetiye amaçlı da yapılmış ama siz hangisini isterseniz artık...



1 Mart 2013

Üzüm çekecek canınız söyleyeyim;)




Biraz yeşil kartona öğretmen tarafından çizilen yapraklar önce hazırlanır.Ardından bir avuç içi kadar kare grapon kağıtları çocuklara verilir ve içine pamuk koyarak lolipop gibi kıvırırlar en son yapıştırırken fazla kalan o kısımların bazılarını kesilir bazılarıda yapıştırırken arada kaynar gider .Öğretmen meraklı bakışlarla birlikte üzüm salkımlarını dizayn eder panoya asar bakar bakar pek beğenirler:))

28 Şubat 2013

zincirden neler yapılabilir...

Tabiki kağıt zincirlerden bahsediyorum;)


Elmanın iç yapısı ile dış görüntüsü arasındaki farkları bulmaları ve gözlem yapmalarına fırsat tanınır.
Elmalar soyulur ve çocuklara karışık bir şekilde dağıtılır. Daha sonra çocuklar üçerli gruplar halinde “meyve yiyorum” dramasını yaparlar. Gelen çocuklar ellerindeki elmaları yiyerek hissettikleri tatlara göre yüz ifadeleri takınarak çeşitli sözler söylerler(ekşi, tatlı, mayhoş vb.). Her çocuk kendine göre bir ifadeyle hissettiği tadı göstermeye çalışır.

26 Şubat 2013

Okumalık...

Yürüyüşlere başladım 2 haftadır aksatmadan her akşam çıkıyorum kulaklıkta ''Badem'' dım tıs dım tıs bazende sokak köpeklerinden en beyazıyla aramızdaki mesafeyi kollayarak  uzun yürüyüşler yapıyor ardındanda hani o yoldan geçenlerin aman ne komik koca kadınlar sallanıp bi acayip hallere giriyorlar diyerek alay etttikleri o malum spor aletlerine takılıp denizde gözüm, aklımda dünya hallerimle bir buçuk saati harcıyorum.Geçen gün köpecikle yürüyoruz (aaa bir adı yok yazarken aklıma geldi bir daha yürürse içimden ne gelirse o an adı o olur )beni geçti biliyorum ilerde bekleyecek yine park eden arabanın arkasına saklandım bekledim öyle bir geri dönüp beni buluşu vardı ki sanırsın annem bende yaramaz çocuğu :)İşte tam da o gün hava durgun pek bahar...Çıkarıp montu ohhh ferahlayıverdim zaten kat kat hiç sevmem.Bugün acısı çıktı bi halsizlik bir üşüme bunları sıcak su torbam ki Kayra hazırladı sayılır ve batteniyemle birlikte yazıyorum hastayım ilgiye ihtiyacım da var alt yazısıda geçip duruyor anlayın artık;)Hastayım diye yürümekten vazgeçmedim görüldüğü gibi yazmaktanda....
Bu arada bu kitapta yeni bitti takdim edeyim dedim...
Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi.

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.

25 Şubat 2013

Herkesi aynı görmez gönül gözü;)

Beni çizmiş Tuğra ne yalan söyleyeyim  uzun leylek bacaklı çizmiş ya en çok ona tav oldum:)))

23 Şubat 2013

Çilek kokulu bir gündü...


 
   Çocuklar hazırladıkları çilek figürlerini bellerine takarlar. Öğretmen manavdan çilek almaya giden müşteri, çocuklar da manavda müşteri tarafından alınmayı bekleyen çilekler olurlar. Yan yana dizilerek kasada bekleyen çilek öykünmesi yaparlar. Öğretmen manava gelir. Kasalarda değişik meyveler varmış gibi değişik meyve isimleri söyler. Öğretmen arkasını döndüğü anda çilekler canlanarak konuşmaya ve hareket etmeye başlar. Öğretmen çileklere doğru yüzünü döndüğü anda, her biri eski halini alarak hareketsiz bir şekilde dururlar. Öğretmen geri dönüp baktığında çileklerden hareket halinde olan varsa bu çilekler alınarak kesekâğıdana konulur. En son bir çilek kalana kadar dramaya devam edilir. Son kalan çilek müşteri olma hakkını kazanır. Drama birkaç kez tekrar edilerek. Çocuklara “Manavda müşteri tarafından alınmayı bekleyen çilekler olduğunuzda neler hissettiniz sorusu yöneltilerek hislerini anlatmaları istenir.