2 Mart 2014

Hareketli kulaklar ....

En altta üzerinde linki bulunan fotoğrafın sınıfta denemesini yaptık...Tabi ki yine kalıpsız  çalıştığım için bir kaç kalıp denemesi ile sonuç güzel oldu. Genellikle bir yerler de görürüm sonra üzerinde bazen oynama yapar bazen de yapmadan sınıfta deneriz. Azıcık resim yeteneğim olduğundan fotokopi makinesi bozulunca telaşa düşmem ya da kalıpsız bu nasıl olacak diye de hiç dert etmem. sabırlıyımdır da söylemesi ayıp :)Amma övdüm gece gece kendimi. kısaca şunu deyip kaçayım uyduruk kalıbım ve dilini çekince kulakları hareket eden köpeğimi görün ve deneyin çok sevecek bıcırıklar söyleyeyim...




Yumurta kolisiyle bahar mı olurmuş ?

                         Yumurta kolisi ve tuvalet kağıdı rulosu candır ;)Suluboya ile buluşur baharı yaşatırlar....


1 Mart 2014

Dıy projesi kuş yemliği...

                                       Anlatılmaz... yapılır....öncesi ve sonrası ile fotoğraflanır...

25 Şubat 2014

gece gece okumaca...Ahmet Altan Son Oyun....

''Galiba o anda hayatımın değişeceğini hissetmiştim, bunu anlatmak çok zor, o gülüş ve hemen ardından gelen o tutuşun bir başlangıç olduğunu nasıl anlamış olduğumu anlatamam , sadece anlamıştım işte.
İnsanların böyle hissettiği çok olur, o anda hissettikleri gerçekleşirse daha sonra ''Hissetmiştim'' derler, gerçekleşmezse unutur giderler , bunu biliyorum.'' cümleleriyle daha sonra aşık olacağı kadınla ilk tanışmasını anlatıyor romandaki yazar karakteri.
 
''Bir insanı öldürmek bile böylesine bitkin düşürüyorsa öldüreni  ,  Tanrı çok yorgun olmalı.''
''Küçücük anlar var hepimizin hayatında ,bir tohum gibi,o anın içinde ne olduğunu bilmiyoruz ama onlardan bir tanesini alıp suluyoruz ,tek bir an büyüyüp koca bir hayata dönüyor v o anın içine asıl bir hayat taşıdığını daha sonra öğreniyoruz ,'' Tanrı'nın tesadüfleri ''diyoruz , alıp bu tohumları öylece serpiyor mu Tanrı  ,bakalım kim gelip de sulayacak diye , yoksa başından biliyor mu hangi tohumun hangi insana rastlayacağını.'' diye Tanrıyla iç hesaplaşma yapıp oturduğu bankta daha sonra tüm kasabada yaşadıklarını sıkılmadan dinliyoruz yaşıyoruz . Kitap boyunca kimi neden öldürdüğünü biliyor sanıyoruz kendimizi ama .....sonu söylenmez....
......................
''Sadece kitaplarımı onun elinde görmek bile bunları hissetmeme yetti çünkü zavallı bir romancıyım ben,insanların arasında peygamber olduğunu bir türlü kanıtlayamadan dolaşan bir peygamberim, vrlığımı ilk gören kula tapmaya hazırım , ona mabetler , ibadethaneler , sunaklar yaparım , sihirli iksirler sunar , onları onunla içerim:''
''Zuhal benim ilk ve tek hayranımdı'' diyerek aslında Zuhal'i nasıl farkettiğini anlatır.
..............................................
 Bir de yaşamaya aniden karar verdiği küçük sahil kasabası vardır ki evlere şenlik . Ulu orta meydan da vurulan insanlar ve onları vuranları hiç bir zaman görmeyen kasaba halkı güçlerin çatışması ve kasabanın tüm gizemini çatışmasını elinde tutan içinde hazine olduğu söylenen eski kilise...
''-Nereden aklıma geldiyse ,''Schrödinger'in kedisi gibi,'dedim,
-Kimin kedisi?
-Schrödinger' in.
-o kim?
-O diyor ki bir kutuda bir kediyle bir zehir varsa , kutuyu açana kadar o kutudaki kedi hem ölüdür hem sağdır.
-Yani hazine ya vardır ya yoktur mu diyorsun?
-Hayır hem vardır hem yoktur diyorum...''
...........................
''Yaşama isteği dediğin şey , bir telaştan başka bir şey değil , ölümle yarışma telaşı , ölüm gelmeden mümkün olduğunca fazla zevk alma telaşı , herkesin aldığı zevk değişik , kitabın orasında bir renklilik var , sevişmekten para kazanmaya , para kazanmaktan ibadete kadar insanlara çok bol miktarda zevk alma yolu açmışsın ama bu yolda koşarak gitmeleri ancak ölümle yarışmalarıyla mümkün oluyor.
Ölüm korkusunu sildiğimiz anda senin kitap ölüyor.''
 
 
 
 
 
 

Dışarısı soğumuşken bahara sınıftan göz kırpmak ....




İnsanların içindeyim seviyorum insanları
hareketi seviyorum
düşünceyi seviyorum
kavgamı seviyorum
sen bahar içinde bir insansın sevgilim
                             seni seviyorum...
                                                                Nazım Hikmet

19 Şubat 2014

biz şapka tasarlarsak böyle yaparız ;)




Gece gece dinlemece...Model...Kehanet

                                                                        KEHANET
İçin yaralı küçüğüm daha büyüyeceksin
Önce uzun bir yol yürüyeceksin
Neyin varsa seni tutan söküp atacaksın
Çıplak kalınca yola çıkacaksın
Çiçekleri azaptan bi bahçe görecek
Zehrini akıtıp beş günde geçeceksin
Söyleyin bana ne olur, söyleyin bana
Çok mu yolum var daha
Söyleyin bana ne olur söyleyin bana
Yeter mi nefesim kıyıya vurmaya
İlk defa birinin canına son olacaksın
Canın yanacak başında yas tutacaksın
Gün gelip eski bir köşke varınca
Orada tanıdık bir ses duyacaksın
Ömrü boyunca hep seni beklemiş
Biri yaşıyor orda
Ona sonunda kavuşacaksın
Söyleyin bana ne olur, söyleyin bana
Çok mu yolum var daha
Söyleyin bana ne olur söyleyin bana
Yeter mi nefesim kıyıya vurmaya

15 Şubat 2014

Ayakkabılar... ayaklar...çift kavramı....hepsi burada

Önce sınıf ayakkabılarımızı sırayla üst üste koyup ayakkabı heykeli yaptık yok aslında yapamadık habire yıkıldı güldük durduk.Sonra ayakkabılarımızı karışık ortaya koyduk eşlerini bulduk alkışladık.Kağıttan botlarımızı kestik yapıştırdık(fotoğraflamayı unutmuşum nasıl olduysa) kurdeladan bağcıklarını bağlamaya çalıştık.En son olarak da ayak ve ayakkabı temizliğinden bahsedip ayakkabılarımızı temizleyip boyadık bu sanırım günün en eğlenceli etkinliğiydi tavsiye ederim....

14 Şubat 2014

Turuncu sümbüller yaptık krapon kağıdından....

 Krapon kağıtlarından minik kareler kesip kalemin arkasına büzerek sıkıştırıyoruz ve yapıştırıcı sürülmüş kağıdımıza kalemle mühür yapar gibi bastırıp kalemi çekiyoruz böylece dokulu boyutlu bir sümbülümüz oluyor..


13 Şubat 2014

Sare 'den sayyan sayyan öyümcek şarkısı videosu...

 
Bak bak bak bir örümcek
Duvara çıkıyor gizlice
Tavana çıkıyor ağları örüyor
Bir sağa bir sola sallanıyor
Sallan sallan örümcek
yaylan yaylan örümcek

21 Ocak 2014

Gelişim raporu dosyalarıma bakın ....

 Veee mutlu sona az kaldı iki haftalık tatil için epey yoğun çalıştım didindim.Kalabalık ve her yaş grubunun bulunduğu bir sınıfla kah eğlenerek kah öğrenerek yarım dönem geçti bile.
Ciddi üzücü günlerde geçirdik yalan değil ama hayat devam ediyordu çocuklar meraklıydı enerjiliydi ve hüznü kısacık anlar olarak  yaşıyorlardı üzüntünü sınıfta yaşamana zaman yoktu ...iyi ki de öyleler....yoksa nasıl hep neşeli olabilirdim....nasıl renkli giyinip enerjik görünebilirdim nasıl yaratıcı olup sakinleşebilirdim...karşılıklı birbirimize iyi geldiğimizi varsayıyorum  ;)ya da böyle düşünmek işime geliyor.
Hatalar yaptım yine bu yarım dönemde de keşke bunu yapmasaydım söylemeseydim düşünmeseydim bile dediğim ne çok şey oldu...mesela deyip yazmaya başlasam mı? :))hahahaaaa yapmam çünkü bangır bangır tv sesi ile ancak bu kadar kafamı toparlıyorum iç sesime ancak bu kadar kulak veriyorum ;)
Daha önce yaptığım dosya örnekleri burada ve burada.......

baykuş şapka yaptım heyooo:)

Sömestri tatiline azıcık günler kala boş durmuyorum gelişim raporlarımı e okula giriyorum çıktılarını alıp süsleyip püslüyorum bir yandan sınıfta dersler tam gaz devam ediyor tabi ki de:)İki akşamdır da bu şapkayı örüyordum.Aslında bir akşamda da biterdi de aynı zamanda kitabımı da ihmal etmek istemiyorum .Tarif veremem ama basit ben bile netten bakarak bunu yapabildim o derece yani;)

20 Ocak 2014

Misketlerle kağıt boyamak...

 Arada farklı bir etkinlik bulunca benim bile enerjim artıyor ki çocuklardaki merakı heyecanını hiç anlatmayayım.Yine nette gezinirken gördüğüm ama yapmayı ertelediğim bir etkinlikle karşınızdayım.
Ana malzeme iki tane misket(haydi siz bilye deyin;)) parmak boyası ve hafif çukurca bir kap...Ben parmak boyasını ortaya sürüp çocukların kabı hareket ettirmesiyle yuvarlanan misketlerin kağıtta bıraktığı izi sonradan şekilli makaslarla kesip bir dizayn yapıp astım panoya ama bu hali de güzel.Siz yaptırırken şimdi aklıma geldi de direk misketleri parmak boyasına bulayıp kağıda bırakabilirsiniz o ortadaki yoğun boya görüntüsü olmaz.Ana renkleri kullanıp ara renkleri elde edebilirsiniz bu çalışmayla....Çocuklar hiç sıkılmadan yapıyorlar hareketli resim yapmak çok eğlenceli ....

17 Ocak 2014

kutudan mini mini pastalar....

 iki tane ilaç kutusunu kaplayıp üst üste yapıştırıp bir yığın malzemeyle çocukların masalarına bırakıyorsunuz  ve böyle güzel pastalar çıkıyor ortaya...keşke bir kaçını kahverengi kartonla kaplasaymışım çikolatalıda olurdu:))daha önce yaptığımız pasta tarifi için buraya lütfen...