17 Ekim 2013
Bayramlaşalım...
Bayramlaşmaya geciktim ama bunda bayramdan hemen önce İstanbul da toplantısına katıldığım comenius projesi toplantısının ,ardından hemen geçirdiğim miğren krizinin ve bitmesiyle valiz hazırlayarak yola çıktığım Akçay'ın etkisi elbetteki var.Bahanem ne olursa olsun geciksem de geldim ve büyüklerin ellerinden küçüklerin sıcacık yanaklarından öperim .....
5 Ekim 2013
Bayramlık;)
Limango koton dan aldım siyah elbiseyi diğerini hatırlayamadım internetin gözünü seveyim bu alıpta cuk üzerime oturan kaçıncı elbise:)Bu ara olunca alışveriş sanki bayramlığımı almışım gibi oldu dimi? :)))Şaka bir yana siyah elbise tam düğünlük artık yaz düğünlerini bekleyeceğiz:)
28 Eylül 2013
23 Eylül 2013
gece gece okumaca...Ölü Erkek Kuşlar..
Suna karakterinden yola çıkılan roman eski eş Adam,yeni eş Ayhan ve Onur arasındaki hikayede aşk, evlilik ve toplumsal baskıların ilişkiler üzerindeki rolünü anlatıyor.Kadınlara dayatılan kuralları ,erkeklerin bu kurallarla yetişmiş annelerinden aldıkları davranışlara karşı gelmeye çalışırken içlerinde bir yerde aydın bile olsalar biriktirdikleri erkek rollerinden bahsediyor.Evliyken aşık olan bir kadının içindeki SU ve NA kişiliklerinin çatışmasını ve aşkın nasıl kaybedişini gün gün aşkın nasıl bittiğini sonunda aşkı Onur ve eşinden nasıl uzaklaştığını her şeyin bitiminde dostluğun kaldığını görüyoruz.
''Bağlar'' bölümü sanki beni daha bir etkiledi.Suna üzerindeki baskıyı hafifletmek için aşık olduğunu Ayhan a anlatır.......''gitme seni ben iyileştirebilirim..'' diyen bir adam nasıl bir adamdır ilginç bir karakter Ayhan hiç karşılaşmadığımız...
''Korkak ,ikiyüzlü yalancının biri o'' dediği aşkı Onur ölü erkek kuşlardır...
Bir de mektuplar var ki ne kadar içten...
Herkesin hakkının verildiği eğrisi doğrusuyla tüm yaşamı anlatan bu kitapda kadınları ya da erkekleri genellemeden ''bu hikayede doğru , yanlış yok aşk kendini savundu ''diyerek özetleyebiliriz.
''Bağlar'' bölümü sanki beni daha bir etkiledi.Suna üzerindeki baskıyı hafifletmek için aşık olduğunu Ayhan a anlatır.......''gitme seni ben iyileştirebilirim..'' diyen bir adam nasıl bir adamdır ilginç bir karakter Ayhan hiç karşılaşmadığımız...
''Korkak ,ikiyüzlü yalancının biri o'' dediği aşkı Onur ölü erkek kuşlardır...
Bir de mektuplar var ki ne kadar içten...
Herkesin hakkının verildiği eğrisi doğrusuyla tüm yaşamı anlatan bu kitapda kadınları ya da erkekleri genellemeden ''bu hikayede doğru , yanlış yok aşk kendini savundu ''diyerek özetleyebiliriz.
19 Eylül 2013
Okula başladık heyaaa okula başladık!! :)))
Haydi bakalım yoğun bir temizlik haftasının ardından (bu normal öğretmenlerde seminer haftası diye geçiyor biline;) ) uyum haftasınıda atlatıp kalabalık bir mevcutla eğitim öğretime başladık hayırlısıyla.Hepsi masum hepsi güzel...ama kalabalık ve gürültücü oldukları gerçeğini değiştiremiyorlar:))Alışamayanlarda var tabi zorluk en çok o kısımda yaşanıyor çünkü yorgunluğun ardından sabırda azalıyor dış etkenler sınıfa dahil olup karmaşaya neden olmaya başlıyor veee o anda miniğin biri gelip bir çocukluk yapıyor dünyaya dönüveriyorum:))Şimdilik haberler bunlar tüm meslektaşlarıma iyi bir çalışma yılı dilerim...
14 Eylül 2013
gece gece dinlemece...
kaçıp kaçıp sana geliyorum, ne diye?
gidecek bir yerim olmadığından değil
bir yerlere senden gidiyor olmamdan belki deAlper Gencer
13 Eylül 2013
9 Eylül 2013
Misafir ağırlama tatları...
Bu sofrada bir çok ikram vardı ama ben size ilk defa denediğim pratik kırmızı biber dolmasının hem görünüm hem de lezzet olarak tam puan aldığını söyleyip tarifini vereceğim.Kendisi soğuk meze olarak kullanılabileceği gibi içine peynir koyarak kahvaltı masanızda da yer verebilirsiniz.
Ön işlem olarak kırmızı biberleri ve patlıcanları közlemeniz gerekiyor.Ben bunu fırında yaptım.Bir biber uzunlamasına ikiye bölündüğünden ben 6 biberden 12 tane dolma yapmış oldum.Evde süzme yogurt yoktu kendim süzüp bir gece önceden hazırlığına başlamış oldum.Közlenmiş bir top patlıcanı soyup küçük küçük doğradım ve sarımsaklı süzme yogurtla karıştırdım.sarma sarar gibi biberleri sarıp ortasından maydanoz ve dereotu dalları ile bağladım ki görüntü çok güzel oldu.
O gece için yaptığım milföyle süslenen peynirli bisküvilerimde vardı.Hamur için: 3,5 sb un,1 yumurta akı,yarım paket kabartma tozu,1 tatlı kaşığı sirke,1 çay kaşığı tuz,250 gr margarin .İçine:peynir ,maydanoz,domates.Hamuru hazırlayıp harcı üzerine koyduktan sonra milföyleri inceltip kafes şeklinde üzerine koyuyoruz.En son yumurta sarısı sürülüp 180 derecede üzeri kızarana kadar fırınlıyoruz.Fotoğraf kalitesi kötü olmakla birlikte dikdörtgen tabaktaki o minik toplarda haşlanmış patatesten yaptım.Ezdiğim patatese tereyağı ve tuz ekledim minik toplar yaptım ve çörek otu,maydanoz,ve havuca bulayarak değişik renklerde olmasını sağladım.bu topları ılık servis yapmak lazım üzerine nar ekşiside ekleyerek servis yapabilirsiniz.
![]()
Ön işlem olarak kırmızı biberleri ve patlıcanları közlemeniz gerekiyor.Ben bunu fırında yaptım.Bir biber uzunlamasına ikiye bölündüğünden ben 6 biberden 12 tane dolma yapmış oldum.Evde süzme yogurt yoktu kendim süzüp bir gece önceden hazırlığına başlamış oldum.Közlenmiş bir top patlıcanı soyup küçük küçük doğradım ve sarımsaklı süzme yogurtla karıştırdım.sarma sarar gibi biberleri sarıp ortasından maydanoz ve dereotu dalları ile bağladım ki görüntü çok güzel oldu.
O gece için yaptığım milföyle süslenen peynirli bisküvilerimde vardı.Hamur için: 3,5 sb un,1 yumurta akı,yarım paket kabartma tozu,1 tatlı kaşığı sirke,1 çay kaşığı tuz,250 gr margarin .İçine:peynir ,maydanoz,domates.Hamuru hazırlayıp harcı üzerine koyduktan sonra milföyleri inceltip kafes şeklinde üzerine koyuyoruz.En son yumurta sarısı sürülüp 180 derecede üzeri kızarana kadar fırınlıyoruz.Fotoğraf kalitesi kötü olmakla birlikte dikdörtgen tabaktaki o minik toplarda haşlanmış patatesten yaptım.Ezdiğim patatese tereyağı ve tuz ekledim minik toplar yaptım ve çörek otu,maydanoz,ve havuca bulayarak değişik renklerde olmasını sağladım.bu topları ılık servis yapmak lazım üzerine nar ekşiside ekleyerek servis yapabilirsiniz.
4 Eylül 2013
Dolap içi düzeni...
Keşke o peynir reklamlarındaki beyin gibi ''ben buldum! ben buldum!'' diye bağırabilseydim ama yalan yok ben bir yerden gördüm denedim .Şimdi itiraf etmek zor olsada yazın sık misafir ağırlandığından habire bu nevresim takımları yıkanır kurutulur ütülenir ve bu dolapla birlikte bir dolaba daha katlanır konurdu.Tüm bu çabalara rağmen yinede aceleci bir anımda ki bu her zamandır ortalık darmaduman olur nevresimler tam kapağı kapatırken aralara sıkışır ya da aynı boyda katlamamanın yarattığı minik ölçü kaçmalarıyla dağınık dururdu.Ama ne zamana kadar ?tabi ki ben ütülediğim nevresim takımlarımını yastık kılıflarının içinde toparlayana kadar:)üst dolabı çekmedim ama inanın pek düzenli oldular ve öyle az yer kapladılar ki inanamadım tavsiye ederim:))
keşke bir neydi n'oldu fotosuda alsaymışım o zaman daha iyi anlaşılırdı..
keşke bir neydi n'oldu fotosuda alsaymışım o zaman daha iyi anlaşılırdı..
24 Ağustos 2013
Angara nın büklüm büklüm yolları:))
Korkmayın dostlar bu mutluluğun resmidir:))Ankara yolcusu kalmasın!
Birdenbire haydi ben aileme Ankara ya gideyim dedim az önce 24:00 gibi veeee sonra bilet alımı valiz hazırlama derken bu saat olmuş.Kayra heyecandan uyumadı yanımda bir kitap okuma, bir tv ile uykuya gel gel yapıyor :)neyse valiz hazır bilet akşama olduğuna göre öğleye kadar uyuruz artık.Bir hafta yokum instagram dan haberleşiriz artık hepinize mutlu bir hafta dilerim şimdiden....
23 Ağustos 2013
gece gece okumaca...Kürk Mantolu Madonna
Öylesine bir aşk kitabı sanarken çok şaşırdım çok sevdim Raif ve Maria puder'i okuyup tanıyanlar benim de tanıdığım benim de yakınımdır artık söyleyim;)Başka bir adam Raif bambaşka ve bambaşka bir kadın Maria Puder.....''bakın, gördünüz mü? siz de bütün diğer erkekler gibi, her şeyi kabul eder görünerek her şeyi kabul ettirmek yolunu tutuyorsunuz. yok dostum! böyle yatıştırıcı laflarla meseleler halledilmiş olmaz. ben bunu istemiyorum. beni yüzde yüz doyurmayan şeyleri yapmak beni kendi gözlerimde küçültüyor…bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu…neden? niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm , bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak?''
''Bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir. ''
''Her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur.''
''Korkuya dayanan bu tereddütün daha zararlı olduğunu, insan münasebetlerinde bir noktada taş kesilmiş gibi kalınamayacağını, ileriye atılmayan her adımın insanı geriye götürdüğünü ve yaklaştırmayan anların muhakkak uzaklaştırdığını karanlık bir şekilde seziyor ve içimde sessizce yanan, fakat günden güne büyüyen bir endişenin yer etmeye başladığını hissediyordum. ''
'Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar…''
''İkimiz de birer insan arıyoruz, kendi insanımızı ''
bir de vera yı dinleyin istedim....işte nerdeyse kitabı özetleyen şarkının sözleri...
içime dondüm yine
oysa uzun yollar aldık yabancı bir şehirde seninle beraber
sense farklıydın, güzel bir ressam, umursamaz bir portre
içime döndüm yine
ayrılmadım resminin karşısından
benim kürk mantolu madonnam
tesadüfler ne büyüktür
ne kadar basit göründünler
darılmadım, kimseye kırılmadım, kendime bile
bütün evi hazırladım
yeni bir dünya yarattım ikimiz için
sonra mektuplar geldi
okunmamış, okunmamış hiç biri
sona vardığımda bir resmin bile yok ellerimde
ama dün tesadüfen gördüm sarışın bir çocuk seninle benim trende
kürk mantolu madonna
kürk mantolu madonna
tesadüfler ne büyüktür ah
ne kadar basit göründün ah
darılmadım, kimseye kırılmadım, kendime bile
16 Ağustos 2013
DIY dık DIY madık demeyin:))
Benim Dıy larımda pek basit oluyor canım:)İki yazdır sanırım giyiyorum ve bayram öncesi gittiğim tatilde bir kez daha hatırlayıp giydim bu elbiseyi.Aslında etek diye satılıyordu upuzun altlarda hani kulak gibi detayları olanlardan.Ben onu görür görmez elbisem diye sevdim gitti;))Tek yaptığım bel lastiğini kalınlaştırmak oldu ki göğsü tam kavrayıp düşmesin o kadar...Fotoğraftakide tatile birlikte çıktığımız ve cidden çok kafa dengi olan Berna 'dır ve candır...Boyundaki kolye malum eskilerden hatırlamak isterseniz burada ve buradaaa veeee asıl buradaaa ....sevgiler
post u yayınladım aaa sonra aklıma geldi benim böyle bir elbisem daha var:))onun da hakkını vereyim yayınlayayım dedim fikir olur belki:)
15 Ağustos 2013
Sıradanlık ürkütücüdür.Bütün canavarlar orada saklanır....ŞAİRİN ROMANI
Adı Yerküre olan bir gezegen. En büyük kara parçası sayılan Anakara'da farklı yerlerden farklı nedenlerle Odragend'e varmak üzere yola çıkan gezginler. Elli yıl sonra yurduna dönen bir bilge şair. Yıllarca evinden hiç çıkmadan yaşadıktan sonra, çıraklarıyla birlikte kendisini yollara vuran bir şiir filozofu. Yalnızca şairleri öldüren bir katilin izini süren atlı polis ve yardımcısı..582 sayfa...Fantastik ve nedense anakaranın tasvirlerinde ağladığım oluyor bazı karakterlerdeki adalet ve iyilik kavramı şaşırtıp kötülere kızamadan kitap alıp başını gidiyor.Bu arada Murathan Mungan adıyla bildiğimiz yazarın tam adını bilmeyenler için bir solukta yazıyorum şaka şaka o kadar kolay değil;Murathan Kamil Mehmet Emin Mungan...romanda kendi bulduğu isimlerde pek değişik ve karakterin cinsiyeti hakkında pek ipucu veren isimler değiller...çok beğendim ve okurken sık sık altını çizdim size birazını yazıyorum ancak.Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...
''Bazı insanlar yaşadıkları bir deneyim sonucu bir kerede büyür ve ondan sonra bir daha büyümezler...''
''Bir insan kalabalıklar arasında kendini saklamak istediğinde, görünürlüğün derinlerinde kaybolarak da yapabilir bunu.Saklanmanın bir yolu da budur...''
''Tuhaftır, sesinde yazdığı şiirlerin hikayesi yoktu.Yalnızca gözleri değil,içide okuduklarına yabancıydı sanki.Belki şiirleri değil ama,şiirleriyle kendisi arasındaki elle tutulur bu kaskatı uzaklık ilgisini çekmişti Bendag'ın.Tasarlanmış amaçlanmış bir mesafe değildi bu.Yalnızca böyleydi.Bazıları kendinden bu kadar uzak olabiliyordu.''
''Karşınızdakinin ''ihtiyacı''olduğunuzu anlamak sevginin başlangıcıdır.''
''Çarenin olmadığı yerde yol çaredir.''
''yazdığım değil ama yaptığım,bir şiirdi.''
''Geleceğimizi yapan şey,yazgımızdan,bize tanınan olanaklardan,karşımıza çıkan fırsatlardan çok,ruhumuzun şiiridir Moottah.Biz de olan bir şeydir .Anlıyor musun?''
''Yılların yorgunluğunun tadı bile yaşama sevinciyle çıkıyordu demek.Hayatın bir anlık yogunluğunun güzelliğiydi bu!İnsanın ,zamanı telaşsız anlarda keşfettiğini çoktandır anlamıştı.Gürültülerin ,kaygıların,koşturmaların olmadığı anlardı asıl hayat.''
''Kendi kısa sürse de ömrü uzundu çocukluğun.''
''En sevdiği şey buydu.Bir şehre uyurken girmek.Atalarından kalma kök benliğe yerleşmiş bir fetih duygusu mu bu?..bilmiyor.Ama bu durumun ,kendine iyi bir başlangıç duygusu sağladığından emin.Sabah gün doğmadanbaşladığı şehirde kendini daha iyi,daha güvende hissediyor.Sokaklar henüz akmaya başlamamaış,gündeliğin dağınık hikayeleriyle meydanlar kalabalıklaşmamış,hayat tekrarlar ve rastlantılarla saçaklanmamışken......''
''Çoğu kişi farkında bile olmadan kendi çocukluğunu başkalarından korur,''demişti Lelalu.''Ancak böyle kendimizin yetişkini oluruz.''
''Unuttuklarını hatırlamak insanı gençleştirirdi.''
''Hem bazı gerçekler,tarih boyunca dilsizleştirilmiş kadınların işaretlerinde saklanır.O sırada siz nereye bakıyordunuz?''
''Ormanda kaybolmak neden bütün çocuk masallarının ana izleğidir;insan bunu yaşlandığında ,yani kendinin ormanına kavuştuğunda anlıyordu.Belki de bütün hayat buraya. günün birinde bir orman kuytusuna gelmek için yaşanıyordu.''
''Yüreğin vefasının hafızaya yetmediği oluyordu..''
''Önümde yol yok benim ,ben gittikçe yol arkamdan oluşuyor.''
'' Gene de yazgısının büyüklüğünün farkına varamayacak kadar kendini küçük hayatlara hapsetmiş insanlardan olmak istemediğini söylüyordu.''''İnsan gerçek yazgısını başıboşlukta, kendiliğindenlikte yaşar.''
''Bilinci artan kişinin kaderi de artar.''
''Bir şey açıklamak ister gibi değil sadece ortaya çoğaltılması gereken bir soru bırakır gibi,''Ben de kocamın bana ve herkese bunları niye yaptığını merak ettim,''diyorZeheyra.''Bilirsiniz,ihanet büyük bir pakettir,içinden birini alıp diğerlerini bırakamazsınız.''
''Bazı kadınların yaş aldıkça gizemleri yıpranır,ifadeleri aynı kalsa da gizemleri uçup gitmiştir;bütün hayatları bunun geride bırakmış olduğu boşluğun içinde kaybolmuştur sanki.''
''Yolculukları sırasında ne zaman toprağın üzerinde uyusa,kocamak bilmeyen gamlı bir köpek gibi hissederdi kendini:''
'' Birdenbire yanı başında bitiveren bir çocukla herşey konuşulabilirmiş gibi,''Varoluşa ağlıyorum,''dedi Bendag.Bunu en rahat bir çocuğa söyleyebilirdi.''En büyük çaresizlik varoluştur.Niye var olduğunu anlamadan var olursun çünkü.Bazı çocuklar bunu bazı büyüklerden daha iyi anlar.Onun için sana söylüyorum.Sen henüz bir çocuksun,gözyaşlarını gördüğün bir yaşlı adamı ve o gün onun niye yol kenarındaki bir ağacın altına oturarak var olduğu için ağladığını ilerideki yıllarında düşünmek,bütün bunları hatırlayıp hatırlamamak sana kalmış.Ama sordun diye söylüyorum,ben varoluşa ağlıyorum sevgili çocuk.İyi ya da kötü bir şey olduğunu söylemiyorum bunun,yalnızca bazen çok ağır geldiğini söylüyorum.''
''Yılların içinden geçmekle onlara kulak vermenin aynı şey olmadığını bilirler.''
''Geçmişte kalmış bazı olayları hatırlayabildiğimiz kolaylıkta hatırlayamayız ki geçmişteki kendimizi.Ne kadar çok yabancı yaşamıştır kendi geçmişimizde....''
''Bir kafes kuş aramaya çıkmış''
"Hayat boştur! Herkesin her zaman dediği gibi boş! Onu dolduran anlamdır yalnızca. Bizim ona verdiğimiz çeşitli anlamlar. Bazıları hayat anlamından boşaldığında, onun gerçek yüzünü gördüğünü sanır; hayatın görülecek bir yüzü bile yoktur oysa. ... O kadar boştur işte hayat, sen bir an önce onu kendi anlamlarınla doldurup güzelleştirmeye bak! Ömrünü ancak böyle hayat yapabilirsin."
''Bazı insanlar yaşadıkları bir deneyim sonucu bir kerede büyür ve ondan sonra bir daha büyümezler...''
''Bir insan kalabalıklar arasında kendini saklamak istediğinde, görünürlüğün derinlerinde kaybolarak da yapabilir bunu.Saklanmanın bir yolu da budur...''
''Tuhaftır, sesinde yazdığı şiirlerin hikayesi yoktu.Yalnızca gözleri değil,içide okuduklarına yabancıydı sanki.Belki şiirleri değil ama,şiirleriyle kendisi arasındaki elle tutulur bu kaskatı uzaklık ilgisini çekmişti Bendag'ın.Tasarlanmış amaçlanmış bir mesafe değildi bu.Yalnızca böyleydi.Bazıları kendinden bu kadar uzak olabiliyordu.''
''Karşınızdakinin ''ihtiyacı''olduğunuzu anlamak sevginin başlangıcıdır.''
''Çarenin olmadığı yerde yol çaredir.''
''yazdığım değil ama yaptığım,bir şiirdi.''
''Geleceğimizi yapan şey,yazgımızdan,bize tanınan olanaklardan,karşımıza çıkan fırsatlardan çok,ruhumuzun şiiridir Moottah.Biz de olan bir şeydir .Anlıyor musun?''
''Yılların yorgunluğunun tadı bile yaşama sevinciyle çıkıyordu demek.Hayatın bir anlık yogunluğunun güzelliğiydi bu!İnsanın ,zamanı telaşsız anlarda keşfettiğini çoktandır anlamıştı.Gürültülerin ,kaygıların,koşturmaların olmadığı anlardı asıl hayat.''
''Kendi kısa sürse de ömrü uzundu çocukluğun.''
''En sevdiği şey buydu.Bir şehre uyurken girmek.Atalarından kalma kök benliğe yerleşmiş bir fetih duygusu mu bu?..bilmiyor.Ama bu durumun ,kendine iyi bir başlangıç duygusu sağladığından emin.Sabah gün doğmadanbaşladığı şehirde kendini daha iyi,daha güvende hissediyor.Sokaklar henüz akmaya başlamamaış,gündeliğin dağınık hikayeleriyle meydanlar kalabalıklaşmamış,hayat tekrarlar ve rastlantılarla saçaklanmamışken......''
''Çoğu kişi farkında bile olmadan kendi çocukluğunu başkalarından korur,''demişti Lelalu.''Ancak böyle kendimizin yetişkini oluruz.''
''Unuttuklarını hatırlamak insanı gençleştirirdi.''
''Hem bazı gerçekler,tarih boyunca dilsizleştirilmiş kadınların işaretlerinde saklanır.O sırada siz nereye bakıyordunuz?''
''Ormanda kaybolmak neden bütün çocuk masallarının ana izleğidir;insan bunu yaşlandığında ,yani kendinin ormanına kavuştuğunda anlıyordu.Belki de bütün hayat buraya. günün birinde bir orman kuytusuna gelmek için yaşanıyordu.''
''Yüreğin vefasının hafızaya yetmediği oluyordu..''
''Önümde yol yok benim ,ben gittikçe yol arkamdan oluşuyor.''
'' Gene de yazgısının büyüklüğünün farkına varamayacak kadar kendini küçük hayatlara hapsetmiş insanlardan olmak istemediğini söylüyordu.''''İnsan gerçek yazgısını başıboşlukta, kendiliğindenlikte yaşar.''
''Bilinci artan kişinin kaderi de artar.''
''Bir şey açıklamak ister gibi değil sadece ortaya çoğaltılması gereken bir soru bırakır gibi,''Ben de kocamın bana ve herkese bunları niye yaptığını merak ettim,''diyorZeheyra.''Bilirsiniz,ihanet büyük bir pakettir,içinden birini alıp diğerlerini bırakamazsınız.''
''Bazı kadınların yaş aldıkça gizemleri yıpranır,ifadeleri aynı kalsa da gizemleri uçup gitmiştir;bütün hayatları bunun geride bırakmış olduğu boşluğun içinde kaybolmuştur sanki.''
''Yolculukları sırasında ne zaman toprağın üzerinde uyusa,kocamak bilmeyen gamlı bir köpek gibi hissederdi kendini:''
'' Birdenbire yanı başında bitiveren bir çocukla herşey konuşulabilirmiş gibi,''Varoluşa ağlıyorum,''dedi Bendag.Bunu en rahat bir çocuğa söyleyebilirdi.''En büyük çaresizlik varoluştur.Niye var olduğunu anlamadan var olursun çünkü.Bazı çocuklar bunu bazı büyüklerden daha iyi anlar.Onun için sana söylüyorum.Sen henüz bir çocuksun,gözyaşlarını gördüğün bir yaşlı adamı ve o gün onun niye yol kenarındaki bir ağacın altına oturarak var olduğu için ağladığını ilerideki yıllarında düşünmek,bütün bunları hatırlayıp hatırlamamak sana kalmış.Ama sordun diye söylüyorum,ben varoluşa ağlıyorum sevgili çocuk.İyi ya da kötü bir şey olduğunu söylemiyorum bunun,yalnızca bazen çok ağır geldiğini söylüyorum.''
''Yılların içinden geçmekle onlara kulak vermenin aynı şey olmadığını bilirler.''
''Geçmişte kalmış bazı olayları hatırlayabildiğimiz kolaylıkta hatırlayamayız ki geçmişteki kendimizi.Ne kadar çok yabancı yaşamıştır kendi geçmişimizde....''
''Bir kafes kuş aramaya çıkmış''
"Hayat boştur! Herkesin her zaman dediği gibi boş! Onu dolduran anlamdır yalnızca. Bizim ona verdiğimiz çeşitli anlamlar. Bazıları hayat anlamından boşaldığında, onun gerçek yüzünü gördüğünü sanır; hayatın görülecek bir yüzü bile yoktur oysa. ... O kadar boştur işte hayat, sen bir an önce onu kendi anlamlarınla doldurup güzelleştirmeye bak! Ömrünü ancak böyle hayat yapabilirsin."
30 Temmuz 2013
Gömlekten kolye yaptım
Bu kolye giymediğim bu gömlekteki nakış ve evdeki boncuklu yemeni oyasıyla yaptım uyduruk ama capcanlı oldu:)
17 Temmuz 2013
Bu çok mutlu anların fotoğraflarının paylaşımıdır...
Bir sürü şey yüzünden bir süredir gülümsemek eziyet olmaya, hayat kitaplarım ve adına yaşamak dediğim zorunluluklar dışında kılımı bile kıpırdatmak istememem arasında gidip geliyordu.Denize gidip sessiz kumlar bulup kendime hakettiği suskunluğu ,özgürlüğünü verip Şairin Romanı' nı okudum, okuyorum ....derken bu minik kız bir kaç saat hayatımıza girdi sonra kayboldu gitti nerdeyse on gün sonra zayıflamış ve halsiz bir halde sokağın başında belirdi ki biz o sokağı gece yarıları bile'' gel pisi pisiiiii ''diye ağlayan Kayra' yı teselli ederek az dolaşmamıştık.3 gündür bizimle bebek bakar gibi bakıyorum ruhuma çok iyi geldi beni canlandırdı kıpırdandım sanki üzerimdeki ölü toprağı sıyrıldı gitti onunla..Adı sık sık değişti ama baktık ki tüm aile ''kara kız ''nerede deyip duruyoruz öylece kaldı ama o bizimle uzun süre kalamaz ne yazık ki iyileşince bırakırız deyip içten içe süre uzasın diye de dua ediyoruz.İşim iki misli arttı sürekli ev temizleyip orayı burayı siliyorum balkon onun malikanesi olduğundan kumunu dök balığının kılçığını temizle derken mutlu mutlu yaşıyorum bir hayvanla neler yaşanır görüp öğreniyorum....
Evde ki en mutlu şahsiyet ağlayarak geçen gecelerinin sonunda kedisine kavuşan Kayra oldu ki bu onun içinde benim içinde tam bir sınav oldu çünkü ikimizde hayvanları uzaktan seviyor dokunamıyorduk kırkında kediye dokunan bana bakınca oğluş daha mı şanslı ne?Dondurmalı yüzünü görünce kedi yalasa doyar deyip bir süre yıkamadı sıpa:)
Bildiğin sokak kedisi bilmediğin sevgisi.......
Öperim güzel yanacıklarınızdan şen şen:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








