20 Nisan 2014

Waffle Aşkına:))

Ah ah tatlı sever olmak ne zor ne fedakarlık isteyen bir iş!!!sevmeyen anlamaz:)
Tam 5,5 saat kuaförde kalıp röflemi yaptırıp eve gelip saat 22:00 dan sonra da waffle yapmaya koyuldum.
Okurken aklına gelebilir ey okur'' neden yok muydu bir parça çikolatan at ağzına ne uğraştın bu kadar? '' diye vardı hem de en Belçikalısından ama onun zamanı var sıra waffle daydı:)
Uzun süre waffel makinalarına baktım fiyat araştırdım sonra Tchibodaki bu silikon kalıpları buldum.4 kalıp var içinde ve mikrodalga fırındada kullanılabilir.Tarifide içinden çıkan zaten tam 4 kalıp için ideal ölçü.
      
     Tarif şöyle:
  • 175 gr margarin yada tereyağ erimiş
  • 100gr şeker
  • 250 gr un
  • 2-3 yumurta
  • 175-200 ml süt
  • 200 gr un
  • Vanilya
  • Kabartma tozu
Tereyağı veya margarini,köpüksü kıvama gelene kadar karıştırın.
Şeker,vanilya şekeri ve yumurtaları ilave edin ve karıştırın.
Un ve kabartma tozunu da katın, karıştırın.
İçine azar azar süt karıştırın.
Hepsini bir mikser ile yaklaşık 2-3 dakika en yüksek kademede karıştırın.
Waffel hamurunu,azami işaretine kadar yarı yükseklikte pişirme kabına doldurun.
Waffle ları yaklaşık 10-15 dakika orta konumda, önceden ısıtılmış fırında 220derecede (alt-üst sıcaklık ayarında)veya 200 derecede turboda pişirin.
Kalıptan kolayca çıkarıp ister meyveyle ister dondurmayla isterseniz de  çikolatayla süsleyip afiyetle yiyin...Yiyin ama siz ardından yürüyüş filan yapın ben hafta sonu pas geçiyorum ne yazık ki yürüyüşleri...


16 Nisan 2014

biz bu sıralar...


 Nasrettin hoca olup eşeğe ters bindik.....





 
Doğal yaşam parkında pozlar verdik elime yeni geçti fotolar paylaşayım sizle de dedim :))
 
 

Nisan papatyaları bunlar....







12 Nisan 2014

Sasalı Doğal Yaşam Parkı.....

nerde bıraktım kalbimi acaba ah nerede vah nerede!! klibi ile Mirket karşınızda efenim:))
photo bySelcuközgür Canon 550D 75-300 lens
Çocuklarla geçen pazar İzmir Sasalı Doğal Yaşam Parkına gezi düzenledik...Önce piknik alanında sabah kahvaltısı ardından uzun bir yürüyüş ve heyecanla geçen doğal yaşam parkında yorucu ama keyifli bir gün geçirdik.Tüm velilerime tatlılıkları ve verdikleri güzel enerji için bir de o sarma ve börekler için çok teşekkür ederim:)



















11 Nisan 2014

gece gece okumaca...Kuşlar cehennemde şarkı söyler mi?


Horace Jim Greasley isimli bir İngilizin İngiliz ordusuyla İkinci dünya savaşında Almanlar tarafından esir alınmasıyla geçen beş yılını anlatan gerçek bir öyküsü olan  roman...Esir kamplarını ve en son Polonya da biten esaretini anlatan umudun hiç kaybolmaması gerektiğini vurgulayıp savaşın tüm acımasızlığını hissettiren bir kitap. Savaş ve aşk kamplar ve sınırlı özgürlüğün güzel bir dille anlatıldığı gerçek bir hikaye olduğu içinde sonunun merakla beklenildiği keyifli sayfalarla dolu....
Roman tam anlamıyla aşk, güven, ihanet, (c)esaret, savaşın kanlı ve vahşi yüzü üzerine yoğunlaşıyor. İnsanların aç kaldıklarında, çaresiz olduklarında neler yapabileceklerini görüyorsunuz. Bir dilim ekmek için arkadaşlarını ihbar etmek, Almanlara yaranmak için yalan söylemek, yazgısına razı olmak, yaşam mücadelesi vermek... Bunların hepsi son derece akıcı bir dille karşımıza geliyor. Romanı okurken bir sinema filmini izliyor duygusuna kapılıyorsunuz. Esir kampını, orada yaşananları, savaşın geri planını, iki aşığın çılgınca sevişmelerini...Bir İngiliz erkek ile Yahudi kökenli bir kızın çılgınca yaşanan aşkını okumak istiyorsanız, bu kitabı elinizden düşüremeyeceksiniz...

“Esirler buldukları her şeyi yiyorlardı.   ...Birinin düşürdüğü bir patates dilimi ya da geçen seneki hasattan kalma bir turp arıyorlardı. Çalıların meyvelerini topluyor, bulabildikleri bütün bitkileri yiyorlardı. Yeni ekilmiş bitkilerin köklerini bile. s/79”

kanun yapabiliriz sorun değil ;)

Yeter ki elimizde içinden duvar saati çıkan bir kutumuz olsun...hatta o saatte hediye olsun tadından yenmez bir kanun yapımı olur ;)

10 Nisan 2014

vız vız arı ..ben de bu ara mız mız sarı ;)



Halim bambaşka bu aralar.... yorgunum sanki ama power için gittiğim bir ay sonrası tekrar yürüyüşlere başladım...neşeme bir şeyler oldu uçtuuuuu gitti bahardandır herhalde bir melankolik hallerdeyim....okul hep yorucu ama boş geçen bir dakikamız yok....etrafıma bakıyorum  sanki hayat dalga geçiyor benimle..tam bu tamam diyorum bakıyorum hayal kırıklığı... kendini fazlaca düşünen insanların arasında  kayboluyorum sanki.....bencilliğin tavan yaptığı insanlarla aldığım nefes boyun ve baş ağrısı olarak geri dönüyor sık sık...bundan bahsetmek bile abartmak olarak algılanırken ben çeri çöpü ballandırarak anlatmalarını izliyorum bir garip psikolojide....bana biçilen güler yüzlü neşeli enerjik hallerimi alıp kaçasım var...ne diyordu Halil Sezai İsyaaaaaaan;))