16 Aralık 2011

''Artık materyal'' az biriktireceğim artık...

Bir sürü çeri çöpü velilerimle birlikte sınıfta biriktirdik artık cidden saklamak sorun olmaya başlayıncada toplandık ''artık materyallerle oyuncak yapımı ''diye afilli bir isimle hepsini değerlendirdik.Anneler öyle mutluydu ki bıraksam akşama kadar çalışacaklardı ama başka etkinlikte buluşmak dileğiyle katılım belgelerini verip gönderdik onları:)
Başını şeker kutusundan yaptık kapak açıkken ağız dolusu gülen bir karakter oluverdi dişler düğme gövde ilaç kutusu....




14 Aralık 2011

çizik cd ler ve birkaç iyi çocuk:)

Ellerini çizmekte hala zorlananlar olsa da ellerle yapılan etkinlikler arttıkça sayı azalacak eminim...

eva ile fare..

Korkulacak bir durum yok çok şirinler:)
yazmasam ölürüm tüm birinci sınıf annelerinin tanıdığı unutamadığı ela ile lale gibi oldu  eva ile fare:))))))ıyyy iğrencim

8 Aralık 2011

Aile katılımı etkinliği...

Bu yılda çağırdık velilerimizi patlattık mısırlarımızı önce yedik sonra sattık kazandığımızda hayırlı bir işe vesile olacak ona da karar verdik çocuklarla yani bir Aile katılım etkinliği daha mutlu sona erdi ....

7 Aralık 2011

su damlaları...

Bu damlaları güle oynaya yapıp astık panomuza...

Dün çok üzgündüm bu postla dökmüştüm içimi ama beni tanıyan bilen bilir saman alevi öfkem üzerinden bir gün geçince azalan kırgınlığım herkes iyi niyetli olmak zorunda değil her türlü insan var diye kendimi rahatlatmalarım işe yaradı kırgınlıklarımı yazmaktan vazgeçtim suya anlatacağımm:)))

4 Aralık 2011

ayıracın varsa kitap oku yoksa yine okuuuu kağıt kalem birşeyler sıkıştır:))

Geçen perşembe iki çocuk annesi ,cabbar amigurimici ,doğum iznini kullanan şu blogun sahibesi canımcım arkadaşım Esrayla  buluşmamızı gerçekleştirdik nihayet:)Minik kuzu Bora'yı büyütürken yaptığı eserlerini görünce bayıldım.Gelirken her zaman ki gibi boş gelmemişti satranç hastası Kayrama ve bana zevklerimize hitap eden :))))))kitap ayraçları yapmıştı blogundan diğer ayıraçlarada bakabilirsiniz....

1 Aralık 2011

Oyun hamuru yapımı...

Issız bir adaya çocuğunuzla düştünüz veee eyvah o en alınması gereken 3 şeyden biri oyun hamuru değilmiş:))Almamışsınız ama dert etmeyin okulda bugün yaptığımız tarifi verip derdinize derman oluyorum:)Bu hamur dikatli gözlerdende kaçmayacağı gibi pişirilerek yapılıyor.Renklendirmek içinde parmak boyası kullanılıyor.Biz yaptık diyemidir bilinmez bir beğendim bir beğendim ki  eve gelince Kayracımlada yaptık ama bu kez az pişirmişim azıcık yumuşak oldu gibi siz siz olun çocuğunuz telaşlandı diye hamur toparlanınca hemen kapatmayın azıcık bir iki daha çevirin.

Malzemeler şöyle:
2 su bardağı un
2 su bardağı su
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 su bardağı tuz

Hepsi  karıştırılıp yapışmayan bir kapta karıştıra karıştıra pişiriliyor.İstenilen kıvama gelince yani hamur top halini alıyor dış kabuğu pürüzsüzleştiğinde ılımaya bırakılıp parçalara ayrılıyor.Fotoğrafa aldanmayın miktar olarak çok çıkıyor .Çok büyük parçalar veremedim ama 14 çocuk oynayabildi.ılıdığında parmak boyası eklenip iyice yoğrularak rengin homojen dağılması sağlanıyor.Kıvamı güzel ele renk vermiyor ama dayanıklılığını deneyip söyleyeceğim.Unutmadan bir uyarı daha yapayım parmak boya eklendikten sonra eller biraz boyanıp sanki hamur her  zaman ele yada masaya renk verecekmiş gibi geliyor ama değil o ilk renklendirme bittikten sonra iyice yoğurdular ve ellerini yıkadılar oyuna başladılar ve ne eller ne de masa boyandı.
Kendileri yaptılar diye mi nedir sınıfta bir şenlik havası vardı..............

Hamurcunun  notu: Hamur ertesi gün biraz yumuşamıştı aman siz buzdolabı yada serin bir yerde tutun bizim sınıf çok sıcak olduğundan hamur kendini salmıştı.Biraz un ilavesi ile tekrar eski halini aldı endişelenmeyin:)

26 Kasım 2011

İstanbul büyük bir çoğunlukla “Aşk” temalı kitapları tercih ederken....


Bir çok insan gibi kitaplara tutulup bir sonraki sayfayı merakla bekler nerdeyse okumayıp sanırsın yaşadığım kitap bitincede birden eşekten düşmüşe benzediğim çook olmuştur.Televizyon açıkmış evde çoluk çocuk sesi varmış vs farketmez yeter ki akşam yemeğim yapılmış evim toplanmış olsun ..Bir zamanlar Akbank ta  yıllar önce işlemlerin kaplumbağa hızıyla gittiği dönemlerde sıra beklerken çoook kitap bitirmişliğim vardır .Hatta o zamanlar öyle sıra alıp rahat koltuğunuzda beklerken değil bizzat önünde uzun sıra olduğumuz bankonun üzerinde sıranın bana gelmesini beklerken (kaydıra kaydıra memura ilerlerken )okuduğum kitaplar da ayrı bir kategoridedir hani yani:)Sanılmasın ki deli gibi kitap okurum keşkeee nerdeeee ama okurum işte.Kayracımda okusun isterim tabiki hala çok gönüllü olmasada hergün en az 60 sayfa zorunluluğu var .İşte bu ayıracıda onun için yaptım biraz büyük olmuş kabul ilk deneme ondan bir kaç tane normal ölçülerde yaparım sonra.Kayra beğendi bu da bana yetti...Kullandığım malzeme kırtasiyeden bulduğum simli baskılı eva. başka bir adı varsa bilmiyorum..mavi parlak evanın arkasında bandı var istenilen yüzeye yapıştırılabiliyor başka amaçlar için kullanılabilir..

Bir de Kültür ve Turizm Bakanlığından yaptırılan anket çalışmasına bakarsak;Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırlattığı araştırma çalışması ülkemizde yılda ortalama 7.2 kitap okunduğunu gösterirken, nüfusumuzun yaklaşık yarısının bir seferde en fazla yarım saat kitap okuduğunu tespit etti.

Araştırma sonuçlarına göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’te en çok psikolojik temalı kitaplar tercih edilirken; ağırlıklı olarak “Macera” temalı kitaplar ilgi görüyor. İstanbul büyük bir çoğunlukla “Aşk” temalı kitapları tercih ederken; Türk halkının yüzde 61.5’lik kesimi tavsiye, yüzde 25.6’lık bölümü de kitabın adına göre seçim yapıyor.

 Ömer Seyfettin, Ayşe Kulin, Orhan Pamuk, Reşat Nuri Güntekin, Elif Şafak, Canan Tan, Yaşar Kemal ve Dostoyevski ülkemizde en fazla takip edilen yazarlar olarak ön plana çıkıyor.

istanbul ve aşk
.kalbin atış ritmiyle ilgilidir istanbul ve aşkın yaşanma halleri... yıllara meydana okuyan biseksüel bir afet olarak istanbul, aşkı tüm yönleriyle tanır; aşkın tüm oyunlarını, kumarlarını, yöntemlerini bilir...



kalbin tüm mevsimlerini tek tek yansıtır kaldırımlarına; aşkın bilindik beş haline yeni türevler ekler; değişen mevsimleri, ani esen rüzgarı, dalgalı deniziyle, aşkın aşk gibi yaşanmasını sağlar...


binbir çeşit süpriz saklar pandoraya inat süslediği sandığında istanbul; aşkın kanatan tırpanına sahip olduğu eşsiz mekanlarındaki anları ekler...


aşk, hakkettiğince yaşanır bu şehirde; bu yüzden istanbul ve aşk'ın tanımı hiç bitmez....








20 Kasım 2011

sosyal belediyeciliğin susuz gerçekleri...

dün kapalı musluğu açıp ev kontrol altında deyip Bergamaya gidersen 3 gündür akmayan su 10 dk. sonra gelir ve alt kattakine su sızıncaya kadar da sana telefon açan olmaz;))


benim daireden aktığı anlaşılıncaya kadar aranan diğer komşu caaanım yurdum insanı ''apartman işleriyle ben ilgilenmiyorum'' deyip kendi evinin olma ihtimalini bile önemsemeden telefonu kapatırken bir diğeri canım ciğerim yürek insanı önce vanayı sonrada benim evin elektiğini kesip kapıda beni bekler;)

18 Kasım 2011

Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."


İlk vatka denememdi.Ankara'ya yanıma hiç malzeme almadan gitmiştim hiç bir şey yapmadan sadece'' Şairler şehri''ni okuyup  özlemenin ulaşınca bıraktığı o tadı yaşayacaktım.Ama sevdikler kırılmaz hala yaparmısın deyince Sena annemde neler varsa onlarla yaptım.İlk defa ortaboy  tek bir valizle yolculuğa çıktım.Anladım ki hep kendime eziyet etmişim gereksiz ne çok şey taşımışım yıllarca.Otobüsle gittiğimden oluşan mecburi durum garip bir rahatlık ve kolay giysi tercihi yapabilme olarak geri döndü.
Ve o kitap yine okunamadı.......Bir çok şey gibi o da unutuldu gitti....

"Söz vermiştim kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada, namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kâğıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."

                                                   -Sait Faik Abasıyanık-

17 Kasım 2011

kıvrık kuyruk horozumsu tavuk:)


Miniklerimle yapılan son çalışmalar...

El emeği göz nuru bayram hediyem geldi

İnanırsak olur bence nin çekilişinde kazandığım Birds Clutch'um bugün okuluma geldi.Çok beğendim ellerine sağlık.Çok emek harcanmış hele o içindeki not çok incelik teşekkür ederim.O sevinçle okulda bulunan müfettişleri unutup teşekkür etmek için sarıldım telefona ama görüşemedik kısmet değilmiş;)Hediye almanında vermeninde zevki bir başka.....