18 Mayıs 2012
15 Mayıs 2012
kağıt mendille çiçek yapımı...
yapımı yine çok basit ....
bir kağıt mendil dörde katlanır üzerine çiçek şekli çizilir ve katlar açılmadan çocuklara kestirilir.Altına konulacak olan keçe yerine temizlik bezi kullanılıp o da önce kare yapsakta sonradan daireye çevrilip iğne ve iplik hazırlanır.altta sarı keçe üstte kesilmiş çiçekler birbirine çocuklarla sabırla dikilir ve her bir kat yukarı kıvrılarak kompozisyon oluşturulur. görenler gerçek sanıp şaşırır:))
14 Mayıs 2012
bu dekorun önünde güzel şeyler olacak....
Anneler günü programının Akçay ayağını tamamlayıp kendini nerdeyse patlayacak kadar şişman hisseden bir kadının yapmayacağı saçma bir alışveriş yapıp eve gelip onları tek tek tekrar deneyip yaa ben 2 haftada nasıl bu hale geldim neden bu kadar çok beyaz şey aldım offf yaaaaa diye söylenip kahrından 1 elma 2 salatalık yiyip açlıktan hala karnı guruldayan ben ,şimdi ekmek arası bir kokoreç için mudodan aldığı tüm cicilerini feda edebilir ayarındayım başlamadan söyleyeyim ona göre..ben oburdumya hani aynı zamanda kısa aynı zamanda kalın bacaklı veeee çirkin ayaklı hani onların hiç biri düzelmedi daha beter oldu ben kızdım yedim, üzüldüm yedim, ağladım koştum peçete almaya mutfağa açtım dolabı yedim, okuldan yorgun geldim, başım ağrıdı yedim......bu hikaye bitmez....aburcubur aşkım frenlendi sanıyordum kendimi kandırmışım peh!spor salonunuda bıraktım...Nolcak bu kızın hali diye içi kararan ey okur korkma hala ümit var:))) yürüyüşe başladım en kilometrelisinden yine:)ehhh durumun vahimliğinide anladık kaçmadık gerçeklerden altı üstü 5 kilocuk verdikmiiiii hayat yine bayram:))bir de blog tavsiye etti adı melek kendi melek melekçim Mevsimlerden Roma okudum okudum aldım gazı gerisi bana kalmış dimi ama tut boğazını daha ne olsun.Evdeki plates topu, lastiği, step tahtası ve dumbbell aaa birde bel inceltme diski twister yerlerinden çıkarıldı Rambo gibi ya da Kill Bill gibi çalışmak şart oldu:)) bunların hiç birini yapmayanın rüyasına Bülent Ersoy'un sahneye hazırlanmış ama yaratık halini almış hali girsin emi....
Aman ya ben size anneler günü proğramı için yaptığımız dekoru gösterip kaçacaktım yine çenem düştü.Sevgiyle ve saygıyla beni seven, sevmeyen, bana bırakın hatır sormayı bir tebessümünü eksik eden ,ona inat beni dünyalar kadar çok seven tüüüümmm annelerin ellerinden yanaklarından öperim olmazsa sadece tokalaşır giderim:))
9 Mayıs 2012
en mutlu anlarınız?
'Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu
anını yaşadığını bilmez. Bazı insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının o
altın anını 'şimdi' yaşadıklarını içtenlikle (ve sık sık) düşünebilir ya da
söyleyebilirler belki, ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini,
daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar. Çünkü özellikle
gençliğinde, hiç kimse bundan sonra her şeyin daha kötü olduğunu düşünerek
hayatını sürdüremeyeceği gibi, insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını
hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar
iyimser olur.
Ama hayatımızın, tıpkı bir roman gibi artık son
şeklini aldığını hissettiğimiz günlerde, en mutlu anımızın hangisi olduğunu
benim şimdi yaptığım gibi hissedip seçebiliriz. Yaşadığımız bütün anlar
içerisinde neden bu anı seçtiğimizi açıklamak da, kendi hikayemizi bir roman
gibi yeniden anlatmayı gerektirir elbette. Ama en mutlu anı işaret ettiğimizde,
onun çoktan geçmişte kaldığını, bir daha gelmeyeceğini, bu yüzden bize acı
verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanılabilir kılan tek şey, o altın andan kalma
bir eşyaya sahip olmaktır. Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların
hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan
kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.
Orhan PAMUK Masumiyet müzesi....
Orhan PAMUK Masumiyet müzesi....
7 Mayıs 2012
kedili yüzük
Şimdi bu yüzükler benim olsa mesela bütün günümü baş parmağımla başını okşayarak geçirirdim ; ))
Burada satılıyormuş bu pisi pisi yüzükler ....
Burada satılıyormuş bu pisi pisi yüzükler ....
5 Mayıs 2012
28 Nisan 2012
google da ara enginar dolması nasıl ola:)
On parmağında on marifet bide ekstra cesareti olan bir kadın gibi yeter dışarıdan yediğim enginar dolmaları deyip açtım pc yi önceden ne olsa arar annemize sorardık ölçüsünü ıvırını zıvırını artık google amcaya soruyoruz sordum tabiki aldım en aklıma yatan tarifi yaptım valla süper oldu.Ama başka püf noktaları kullananlar farklı usül uygulayanlar varsa fikirlere açığım söyleyin yeter.Ön hazırlık olarak ben görüldüğü üzere beş tanecik enginara bir kilocuk bezelye ayıklayıp havuç ve patatesle haşladım ama olsun sizin aklınız başınıza erken gelir belki kalanını saklar sonra yemek yaparsınız:)Enginarları pazardan temizlenmiş alınca işin % 50 si bitmiş oluyor zaten.Soğanı yarım çaybardağı zeytinyağında kavurup haşlanmış bezelye,havuç ve patatesi üzerine ekleyip şöyle bir karıştırıp harmanlıyoruz.Baharat isterseniz atıyorsunuz zevkinize göre sonra enginarları yayvan bir kaba alıp bu harçla içini tepeleme dolduruyorsunuz.Ayrı bir kapta yarım çay bardağı zeytinyağı ,bir çay kaşığı şeker ve istenilen miktarda tuzu karıştırıp üzerlerinden gezdirerek döküp(ben yarım su bardağı su da ekledim gözüme az gibi geldi)kısık ateşte pişiriyorsunuz enginarlar yumuşadığında afiyetle yiyorsunuz.
Cabbar şef Fatoş derki ;İşlem basamağı kısaltmak isterseniz hazır garnitürde kullanabilirsiniz size kalmış:))birde yeşil kabuklarıyla yapılan enginar dolması vardır ki o benim en sevdiğim ve zahmetine rağmen vazgeçilmezimdir biline...
Cabbar şef Fatoş derki ;İşlem basamağı kısaltmak isterseniz hazır garnitürde kullanabilirsiniz size kalmış:))birde yeşil kabuklarıyla yapılan enginar dolması vardır ki o benim en sevdiğim ve zahmetine rağmen vazgeçilmezimdir biline...
27 Nisan 2012
25 Nisan 2012
şahmaranı yaptık nasılda görülesi oldu bilseniz...
Şahmaran
efsanesiEfsaneye göre Şahmaran yüzlerce yıl önce Tarsus'ta yaşayan yılan
vücutlu kadın başlı bir kahramandır. Bahçesinde insanoğlunu cezbedecek her türlü
yiyecek ve ziynet eşyası bulunan Şahmaran kimsenin bilmediği bir yerde
insanoğlundan uzakta yerin altında yaşamış, ta ki insanoğlu Camsab tarafından
bulunana kadar.
Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab bir gün ormanda bir kuyu dolusu bal bulmuş. Balı çıkarmak üzere kuyuya inen Camsab'ı, bütün balı yukarı çeken arkadaşları aç gözlülükleri yüzünden kuyuda bırakmış. Yalnız başına feryat eden Camsab tam da ümidini kesmişken topraktan iğne deliği büyüklüğünde ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği deliği büyüten Camsab, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girmiş. Bu bahçede dünyada eşi benzeri olmayan çiçekler, ortasında bir havuz ve çevresinde oturaklar ile bir yığın yılan bulunuyormuş. Havuzun başındaki taht üzerinde insan başlı, süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab'a kendi diliyle hitap etmiş; 'Hoşgeldin insanoğlu, çevrendekilerden korkma sen bizim misafirimizsin'
Şahmaran Camsab'a türlü türlü yiyecekler ikram edip kendi ülkesine nasıl ve neden geldiğini sormuş. Camsab hikayesini uzun uzun anlatmış... Camsab'ı dinleyen Şahmaran başını sallayıp 'İnsanoğlu nankördür, hilekardır. Küçücük menfaatleri karşısında muazzam zararlarına razı olur' demiş.
Şahmaran'ın güvenini kazanan Camsab uzun yıllar bu bahçede yaşamış. Yıllar sonra bir gün Şahmaran'a yaklaşan Camsab, ailesini çok özlediğini söyleyip 'Nolur beni aileme kavuştur' diye yalvarmış. Bunun üzerine Şahmaran kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine ve asla hamama girmeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Çünkü Şahmaran'la karşılaşan her kim olursa hamama gittiğinde vücudu pullarla kaplanırmış. Şahmaran'a söz verip ailesine kavuşan Camsab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmaran'ın yerini kimseye söylememiş ve hiç hamama gitmemiş. Derken bir gün Camsab'ın yaşadığı ülkenin hükümdarı Keyhüsrev hastalanmış. Vezir, hastalığın çaresinin Şahmaran'ın etini yemek olduğunu söylemiş ve herkesin hamama getirilmesini istemiş. Önceleri direnen sonra zorla hamama gotürülen Camsab'ın vücudu hamama girince pullarla kaplanmış. Sonunda da yapılan işkenceye dayanamayarak canını kurtarmak için kuyuyu göstermiş. Hemen kuyunun başına gidilmiş ve Şahmaran dışarı çıkarılmış. Camsab'ı gören Şahmaran 'İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım' demiş. Ölüme giderken de Camsab'a 'Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirecekler sakın içme zehirlidir. İkinci suyumu iç gövdemi de hükümdara yedir' demiş Şahmaran'ın söylediklerini harfiyen yerine getiren Camsab ilk suyu vezire içirip ikincisini kendisi içmiş. Etini de hükümdara yedirmiş. Vezir ölmüş hükümdar da kısa sürede iyileşip Camsab'ı veziri yapmış.
Efsaneye göre Şahmaran'ın öldürüldüğünü yılanlar bilmemekte. Tarsus'un Şahmaran'ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından basılacağı rivayet edilir
(çizimi internetten görüp büyüterek çizmeye çalıştım diğer tamamlamalar çocuklara ait ....öncesinde bir masalım var diyerek efsaneyi anlattım dramasını yaptık sonra bu şahmaran tablosunuu keyifle bitirdik,)
Yılan figürleri genelde kötülük ya da uğursuzlukla ilişkilendirilirse de insan başlı Şahmaran, doğurganlık, bereket ve bilgeliği sembolize etmiştir. Anadolu’da uğur getirmesi için Şahmaran’ın resimleri kadınlar tarafından odaların duvarlarına asılmıştır.
Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab bir gün ormanda bir kuyu dolusu bal bulmuş. Balı çıkarmak üzere kuyuya inen Camsab'ı, bütün balı yukarı çeken arkadaşları aç gözlülükleri yüzünden kuyuda bırakmış. Yalnız başına feryat eden Camsab tam da ümidini kesmişken topraktan iğne deliği büyüklüğünde ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği deliği büyüten Camsab, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girmiş. Bu bahçede dünyada eşi benzeri olmayan çiçekler, ortasında bir havuz ve çevresinde oturaklar ile bir yığın yılan bulunuyormuş. Havuzun başındaki taht üzerinde insan başlı, süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab'a kendi diliyle hitap etmiş; 'Hoşgeldin insanoğlu, çevrendekilerden korkma sen bizim misafirimizsin'
Şahmaran Camsab'a türlü türlü yiyecekler ikram edip kendi ülkesine nasıl ve neden geldiğini sormuş. Camsab hikayesini uzun uzun anlatmış... Camsab'ı dinleyen Şahmaran başını sallayıp 'İnsanoğlu nankördür, hilekardır. Küçücük menfaatleri karşısında muazzam zararlarına razı olur' demiş.
Şahmaran'ın güvenini kazanan Camsab uzun yıllar bu bahçede yaşamış. Yıllar sonra bir gün Şahmaran'a yaklaşan Camsab, ailesini çok özlediğini söyleyip 'Nolur beni aileme kavuştur' diye yalvarmış. Bunun üzerine Şahmaran kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine ve asla hamama girmeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Çünkü Şahmaran'la karşılaşan her kim olursa hamama gittiğinde vücudu pullarla kaplanırmış. Şahmaran'a söz verip ailesine kavuşan Camsab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmaran'ın yerini kimseye söylememiş ve hiç hamama gitmemiş. Derken bir gün Camsab'ın yaşadığı ülkenin hükümdarı Keyhüsrev hastalanmış. Vezir, hastalığın çaresinin Şahmaran'ın etini yemek olduğunu söylemiş ve herkesin hamama getirilmesini istemiş. Önceleri direnen sonra zorla hamama gotürülen Camsab'ın vücudu hamama girince pullarla kaplanmış. Sonunda da yapılan işkenceye dayanamayarak canını kurtarmak için kuyuyu göstermiş. Hemen kuyunun başına gidilmiş ve Şahmaran dışarı çıkarılmış. Camsab'ı gören Şahmaran 'İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım' demiş. Ölüme giderken de Camsab'a 'Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirecekler sakın içme zehirlidir. İkinci suyumu iç gövdemi de hükümdara yedir' demiş Şahmaran'ın söylediklerini harfiyen yerine getiren Camsab ilk suyu vezire içirip ikincisini kendisi içmiş. Etini de hükümdara yedirmiş. Vezir ölmüş hükümdar da kısa sürede iyileşip Camsab'ı veziri yapmış.
Efsaneye göre Şahmaran'ın öldürüldüğünü yılanlar bilmemekte. Tarsus'un Şahmaran'ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından basılacağı rivayet edilir
(çizimi internetten görüp büyüterek çizmeye çalıştım diğer tamamlamalar çocuklara ait ....öncesinde bir masalım var diyerek efsaneyi anlattım dramasını yaptık sonra bu şahmaran tablosunuu keyifle bitirdik,)
Yılan figürleri genelde kötülük ya da uğursuzlukla ilişkilendirilirse de insan başlı Şahmaran, doğurganlık, bereket ve bilgeliği sembolize etmiştir. Anadolu’da uğur getirmesi için Şahmaran’ın resimleri kadınlar tarafından odaların duvarlarına asılmıştır.
Yunan mitolojisinde geçen Gorgo
canavarlarının mı Şahmeran’a mı yoksa Şahmeranın mı Gorgolara kaynak olduğu
düşüncesi tartışılmaktadır. Özellikle Hesiodos’un Tanrıların Doğuşu adlı
eserinde anlatılan Ekhidna Şahmerana çok benzerlik göstermektedir.
Hesiodos eserinde “ Ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen.
Bir mağarada doğdu bu azgın yürekli Ekhidna.
Yarı bedeni bir genç kızdı onun,
Güzel yanakları ve gözleri fıldır fıldır,
Yarı bedeniyse koskoca bir yılandı, korkunç,
Her yanı benek benek amansız bir yılan
Yerin gizli deliklerinde kaybolan;
Mağarasında otururdu Ekhidna,”
Hesiodos eserinde “ Ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen.
Bir mağarada doğdu bu azgın yürekli Ekhidna.
Yarı bedeni bir genç kızdı onun,
Güzel yanakları ve gözleri fıldır fıldır,
Yarı bedeniyse koskoca bir yılandı, korkunç,
Her yanı benek benek amansız bir yılan
Yerin gizli deliklerinde kaybolan;
Mağarasında otururdu Ekhidna,”
22 Nisan 2012
ne tuhaf...
''Ne tuhaf, aklın aşağılık saydığını kalp çoğu zaman güzel ve çekici buluyor..!"
Fyodor Dostoyevski
sıkı durun sıkı bir DIY projesi ile geldim...
20 Nisan 2012
19 Nisan 2012
zayıflamadım ama saç kestirip bir miktar ağırlık attım:))
Maria Sharapova saçlarını kestirmiş az önce gördüm:) Bende kestirdim ey okur dayanamadım yine evet gözden kaçmadığı gibi açtım da iyice rengini hani Sharapova değilsekte yaptık bizde kendi çapımızda haberimizi hahayt:))
Esra almış okuma gözlüğü, çerçeve her takana yakışacak cinsten yanlardaki düğmeleri ile gece kitap okuyup baktığınız yönü aydınlatıveriyorsunuz:)) nerden bulurum derseniz indirimlerini takip edip buraya bakabilirsiniz
oyuncak satıp oyuncak almak...iyi insan olmak...etrafına duyarlı minikler...
Artık oynamadıkları oyuncakları satıp 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında bir çocuğa oyuncak alarak sevinderecek minikler ..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
