28 Ekim 2010

"Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz." K.ATATÜRK


29 Ekim Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun ...

27 Ekim 2010

düşen bir yaprak görürsen...




Malum sonbahardayız...Nerede sarı bir yaprak görsem Ankara Bahçelievlerin sonbaharlarını özlerken buluyorum kendimi ..Aklıma Meleğime yaptığımız doğum günü süprizi geliyor , onca sararmış yaprağı nasıl kocaman bir tv kutusuna doldurup nefis bir hediye kutusu olarak paketleyip emekli paşanın korumalarına yalvarıp evine çıkarttığımıza gençlik işte deyip gülümsüyorum.Üniversite yıllarında bahçelinin parkında bir fotoğraf geliyor gözümün önüne yine sonbahar... biz dostlar salıncakta yüzümüzde gereksiz ,fotoğrafa uymayan bir neşe hava kapalı bildik bir Ankara günü..Yaprakları sanki dalgalarmış gibi yararak kabul edilmeyen aşkın tercihi ile yalnız yürümelerimi yağmayan gökyüzüne inat yağmalarımı...neler neler...işte oralardan buralara gelip yıllar sonra Dikili de çocuklarıma yaprak eşittir sadece yapraktırı anlatıyorum.Anlam yüklemeden anıları hissettirmeden çocuk kalplerine, çocuk ellerine kah sararmış kah yeşil yaprakları verip bakıyorum onlara....Ben de kimbilir yıllar sonra onların aklına düşerim önlerine düşen bir yaprakla...kimbilir...

















24 Ekim 2010

Çok amaçlı tasarımlar..:))


Bu fularlar ve kolyeler bir kere yapılmaya görsünler nerelerde kullanılırlar daha kimbilir...Kolye hem asıl işlevini yerine getirirken bir başka gün straplez bir bluza yaka süslemesi oluveriyor..Kah saçta kah boyunda bazen de kemer olarak belde yaratıcılık size kalmış biraz cesaret:))


19 Ekim 2010

motif şablonu ile ilk denemeler


Ne zaman aldığımı bile hatırlamadığım bir motif şablonum vardı.Gün yüzüne çıkardım.Bir kaç denemeden sonra baktım elim de alışmış yapıvermişim beş altı motif.Motif şablonuyla birlikte oldukça açıklayıcı bir broşürün de yanında verilmesi işleri oldukça kolaylaştırıyor doğrusu.Nasıl başlanır nasıl dış ve iç sıralar yapılır anlatımını yarın fotoğraflayarak anlatırım bu akşam unutmuşum yapım aşamalarını çekmeyi.Ama oldukça kolay ben yaptıysam herkes yapar.Bu motiflerden ne yapmalı onu düşünmeli ...




16 Ekim 2010

Eski çantamı kestim...

Gece gece kafa dağıtasım vardı.Bişeyler yapmalı derken çantam aklıma geldi.Kestim bi güzel sonra önce çiçek filan denedim hiç biri istediğim gibi olmadı bu kolyede o sıra kendiliğinden oluştu gitti.Kurdela ile dikmek zor oldu ama daha işi var gibi bitmedi yakında tamamlanmış olur hala bişeyleri eksik içime sinmedi.

14 Ekim 2010

Bir öneri....



Bir süredir okulda herkes bir formdan ve bir kitaptan bahseder oldu.Tabiki kitapla anneler daha çok ilgili nedense.Neyse efenim gelelim esas konuya Prof. dr Sabiha Pektuna Keskin'in Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin kitabı buradaki formu dolduranlara sadece kargo ücreti ödemeli olarak geliyor.Kitabı tam inceleyemedim ne yazık ki ama Esrayla bu kitaba onay verdi bile ben de arkadaşıma güvenirim..

13 Ekim 2010

Ne üçgene benzer, Ne dikdörtgen, kareye ,Sivri köşem yok benim ,Öğrendin mi adım ne? DA - İ - RE

Bedenimiz Daire(drama çalışması)
Çocuklar tahtanın önünde yarım daire olarak otururlar.Öğretmen tahtaya büyük bir daire çizer ve çocuklara çizdiği şeklin ne olduğunu sorar.
Çizilen şeklin ne olduğu belirtildikten sonra,öğretmen çocuklara bir ellerinin işaret parmağı ile havada daireler çizmelerini söyler.
Daha sonra çocuklardan iki kolları ile başlarının üzerinde daire yapmaları istenir.
Tüm çocuklar başlarının üzerinde ellerinin uçları birbirine değecek şekilde kolları ile daire yapınca birbirlerinin dairelerine bakmaları istenir.
Çocuklara bu kez iki ellerinin parmakları ile daire yapmaları söylenir.
Çocuklar iki ellerinin işaret ve baş parmaklarının uçlarını birleştirerek havada daire yaparlar.
Bu aşamadan sonra çocuklara iki ellerini ayrı ayrı kullanarak aynı elin işaret ve baş parmağının ucunu birbirine değdirerek daire yapmaları söylenir.
Sonra başlarının dış hatları boyunca elleri ile daire çizmeleri söylenir.
.Daha sonra ağızlarını daire biçiminde açmaları söylenir.
Bundan sonra çocuklar burun deliklerinin etrafında parmakları ile daire çizerler.
Bir sonraki aşamada ise öğretmen çocukların ayağa kalkmalarını söyleyerek ayakları ile yerde hayali daire çizmelerini ister
.Daha sonra çocuklar bellerini çevirerek daire çizerler.En sonunda ise çocuklar yere uzanarak büyük bir daire çizerler.






DAİRE DAİRE DAİRECİK
Daire, daire, dairecik (Parmakla, avuç içine daireler çizilir.)
Ortasında havuzcuk (Parmakla, avuç ortasına vurulur.)
Bir serçe gelmiş, su içmiş (Parmak, avuç ortasına vurulur, yukarıya kaldırılır; serçenin su içerken yaptığı gibi)
Sonra pırrr diye uçmuş (Ellerle serçenin uçması canlandırılır.)







11 Ekim 2010

SLOWFOOD 'u duydunuz mu?Fast Food 'a bir başkaldırı hareketi desem....

Bu hafta sonu herkesin zaman zaman yapması gereken birşeyi yaptım beyleri başbaşa bırakıp aldım başımı İzmir'e gittim.Gidilmesi gereken yerlere gittikten işlerimizi hallettikten sonra Solmaz'la (canım dostum)buluşup akşam yemegi için Seferihisarın yolunu tuttuk.Manzara,deniz,tarih ve nefis rakı balıktan sonra buranın sakin dingin hali ile ilgili bilgilendirildim.İşte SLOWFOOD la tanışmam bahçden koparılmış nefis kokulu yapraklarıyla gelen yemyeşil biberlerle başlayan sohbetle oldu.Ama ben size bunları bilen bir kişiden dinlemenizi istedim bakın bu konuda ne tesadüftür ki 10 Ekimde Hürriyet de köşe yazısında GILA BENMAYOR neler söylüyor;

Seferihisar’ın sessiz devrimiTUNÇ Soyer ile Brük-sel’de karşılaştık.Soyer, Türkiye’nin ilk “sakin şehir” ünvanını kazanmış olan Seferihisar’ın belediye başkanı.İngilizcesi “Slow City”, İtalyancası ise “Cittaslow” olan “Sakin Şehir” ne anlama geliyor?Bunu izah etmek için önce “Slow Food” hareketine değinmem gerek.İtalya’da 1982 yılında başlayan “Slow Food” hareketi geleneksel beslenme tarzına, yerel ürünlere, bunları yetiştirenlere sahip çıkar.“Fast Food”a yani hızlı tüketilen gıdaya bir başkaldırıdır. Dünyada 150 ülkede 100 binden fazla üyesi olan “Slow Food”un amblemi, “yavaşlığın sembolü” olan turuncu renkli sevimli küçük bir salyangoz.Türkiye’de de giderek yaygınlaşıyor.Bir süre önce İstanbul’da “Lüfer Yok Olmasın” kampanyasını başlatan “Fikir Sahibi Damaklar” da bu hareketin bir parçası.“Slow City” ya da “Sakin Şehir” hareketi aynı mantıktan yola çıkarak, 1999 yılında İtalya’da, Toskana’da başlamış.Amblemi aynı sevimli salyangoz.HAREKETİN 129. ÜYESİ“Sakin Şehir” hareketinin amacı, hızlı tüketime karşı olmakla birlikte yaşam kalitesini ve yerel kimliği koruyan, yerel ürünleri ön plana çıkartan, mutlu insanların yaşadığı şehirler yaratmak.Teknolojiye sırt çevirmek asla söz konusu değil.Harekete dahil olmanın şartı 59 kritere uymak ve 50 bin civarında bir nüfusa sahip olmak.21 ülkede, 140 şehir bu hareketin üyesi.Seferihisar’a dönersek, Tunç Soyer belediye başkanlığına seçilir seçilmez hareket dahil olmak için kolları sıvamış.Neticede, geçtiğimiz yıl Seferihisar’ın “Sakin Şehirler” hareketinin 129. üyesi olmasını başarmış.


yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.



Lokantanın bahçesinden gelen biberlerle açılan konu ertesi gün kahvaltıda Seferihisarın iskelesi olan Sığacıkta daha da şekillendi.Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1500 lü yıllarda yapılan kalenin içinde kurulan pazarı gezerken aslında neler yemeliyiz sorusunun cevapları taptaze ve dalından koparılmış şekilde karşımız da duruyordu.Sebzeleri geçtikten sonraysa benim için tam bir şölen yaşandı. Bir sürü hanım açtıkları tertemiz tezgahlarda hem ev yapımı yiyecekler içecekler hem de el işlerini satıyorlardı.Etrafa bakmaktan son anda aklıma gelen fotoğraflar orayı tam yansıtamasada gezin görün derim.Ayrıca kahvaltı yapmak için nefis gözleme ,aşure,keşkek ve daha neler neleri de deneyin .Temiz sokaklar ve temiz insanların yaşadığı burayı ben çok sevdim

Sınıfta meyve salatası şöleni ...


Bugün anlaşıldı ki tüm sınıf meyve severiz:)) Sınıfa davet edilen Fatma hanımla birlikte tüm sınıf yıkadık elleri giydik önlükleri soyduk,doğradık ve yedik meyveleri :)Ailelere yazdığım notta birer mutfak önlüğüde göndermeleride vardı.Herkes getirmişti ama Havin'in önlüğü ilgimi çekti doğrusu.Sonradan annesinden öğrendim ki akşam 22:00 da dikmeye karar verip kızına bu tatlı şeyi yapmıştı.Tek olan cebide Havin'in bir tokasıyla süslemişti.Bir kez daha bir kızım olmalıymış benim de demeden yapamadım ama yegenler var onlara dikicem listeye alındı bile.


İşte önlügümüz...





Aile katılımı etkinlikleri...

Bilen bilir eğitimle ilgili her alanda aile ve okul işbirliği her zaman çok önemlidir.Siz bir şeye doğru derken aile tam aksini söylüyor ve uyguluyorsa vay halinize.Okul öncesi eğitiminde de aileyi hem etkinliklere katmak hem de sınıfta neler oluyor okul öncesi nediri anlatmak adına aileleri sınıfa davet ediyoruz.İlk davetimizi bebekleri olan iki anneyle yaptık.Ön hazırlık olarak önce sanat etkinliğinde bebek resimleri boyayıp süsledik pullarla.Sonra çocukların bebeklik fotolarını inceleyip sohbet ettik.Birbirlerinin bebeklik hallerine merakla baktılar ve birbirlerini çok şirinmişsin diye sevdiler:))Ben de oğlumun fotoğraflarını götürdüm kendimin ne yazık ki sadece iki tane bebeklik fotografım var ve biri sadece bende ne yazık ki...Neyse sonra da anneler misafir oldular bebekler hakkında merak ettiklerini sordu çocuklar anneler cevapladılar .

Bunlarda bir sonra ki gün kumaşlarla yaptığımız grup çalışmaları ipten saçlar artık kumaşlardan giysiler ,düğmelerden tokalar .....

5 Ekim 2010

bu kez pembe yemeni fular denedim...






























Daha önce mavi ve beyaz olan fuların bu kez pembesini denedim.Daha önce kenar kıvırmalarda oldukça destek almıştım bunu tamamen kendim başardım(belli oluyordur ya neyse:))Aklımda bu model vardı uyduruk da olsa yaptım sanırım sonuç fena olmadı.Begeninize sunulur efendim pembe severler belki denerler...Çok düşünülmeden hazırlanmış bir nasıl kesilir fotografları var umarım anlaşılır olmuştur.















27 Eylül 2010

nalan'ın evinde misafirlik..:)

MIRILDANDIKLARIM

Kırdın mı incittin mi birilerini

Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?

Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?

Yeniden düşünmeliyim

Dostluklarımı, ilişkilerimi

Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı

Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?

Borçlarımı ödedim mi?

Doğru seçtim mi soruların fiillerini?

Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,

Giysilerim ütülü, odam düzenli mi?

Geri verdim mi aldıklarımı:

Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,

Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?

Yokladım mı duygularımı

Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?

Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma

Ovmalı umutları

Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan

Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım

Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar

Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar

Gece telefonları, ıssız konuşmalar

Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler

Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey

O kadar çok anlattım ki

Kendime kaldım anlatmaktan...

Bunaldım kendisiyle boğuşmasını

Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan

Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan

,Ofset duyarlılıklardan

Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum'

İçtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği

Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum

Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları

Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde

Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar

Hâlâ bir umut var mıdır

Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde

Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz

Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar

Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken

Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız

Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim

Senin ve benim , yani bizim için...

Murathan MUNGAN


İşte tamda bu duygularla iken ''adresini yüzünde taşıyan''insanlar aniden giriverdi yaşamıma...Bilen bilir 10 marifet hem beceri hem kaynaşma ve dayanışma yeridir.Yaptığım bir yorumla bana hadi bir bakalım diyerek zaman ayıran Nalan'ın evi sağolsun güzel kalbiyle güzel görüp olumlu sözler söylemiş benim için.


''Bu sabah uyandığımda güneş bir hayli yol almıştı,ben çayı ocağa koyup
akşamdan
ısladığım Amerikadan getirilen simsiyah fasulyeler ve kuru
bezelyelerin
altını
da yakıp pc.açıp on marifete girdim.Beğendiğim
yazıya yazılmış
bunları da görün
yorumunu tıklayınca bir bloga düştüm
aman allahım,ne
güzel
bir blog ,ne güzel bir
hatun...Bir
öğretmen,ana okulu öğretmeni''

Nalan hanım ve dostlarının ziyaretine bir gün gecikmeli de olsa (affetsinler beni serde acemilik var) teşekkür eder içtenliğinizle varolun efenim derim:))



22 Eylül 2010

şimdi okullu olduk sıraları doldurduk...sevinçlimiyiz hepimiz?

Bu ipteki minik çamaşırlar benim seminer çalışmalarımdı.:))1 eylülden 13 eylüle kadar olan seminer döneminde sınıfta ne var ne yoksa tarafımdan kah makinede kah elde yıkanıp paklanmış sınıf yeni kuzulara tertemiz hazırlanmıştır efenim.Ruhunda hizmetçilik olan bir kadını hiç bir güç durduramaz...:)))


2010-2011 Eğitim öğretim yılı başladı malum..Bütün dualarım geçen yıllara göre sayının 3-5 kişi az olması yönündeydi ve sanırım abartmışım sayı 10 kişi şimdilik:))ilk uyum haftasının ardından bu haftayı yarıladık ve sanırım bizi güzel bir dönem bekliyor diyebilirim şimdiden.Okulun ilk günü insan ilişkileri ,üslup,saygı ,iş arkadaşlığı ve yönetmelik adına hiçte hoş olmayan bir diyaloğ benim moralimi sıfıra düşürüp bir kaç gün kızgınlık ve ağlama olarak geri dönsede bugün yeni kararlar almış durumdayım...sorunu kendimde aramaktan vazgeçip gerçegi görmeye başladım artık daha iyi biliyorum ki okumak cahillik alır gerisi baki kalır:))bazılarında...Bu konuyu kapatıp kuzulardan bahsetmek istiyorum onları düşünmek bile mutlu ediyor beni.Çok tatlılar 5 kız, 5 erkek eşit bir grup.Onlar sınıfa hayran hayran bakıp bunu nerden aldın öğretmenim diye soruyorlar:)) okul yolu şarkısını öğrettim onlara ilköğretim haftasından bahsettim grup olarak şarkıyı söylerken baktım birisi ''okul yolu düz gider,çocuklar bayram eder,öğretmenler olmasa,YEMEKLER boşa gider'':))))))) diye bagıra bagıra söylüyor.... dedim ya çookk tatlılar çokkkkk:))))))))))))))))))))