8 Mart 2010

KADIN OLMAK....

Kadın olmak....

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Bugün 8 Mart Emekçi kadınlar günü her ne kadar genel zihniyet ''Erkek günlerini 364 güne indiren oluşum '' ,''Yılın erkeklere ait olmayan günü'' yada ''Kadınlara sinema gibi sanatsal faaliyetlerin bedava olduğu gün''şeklindeysede buğünün anlamını bilen emeğini harcayıp hakkını alamayan  insanca yaşayamayan birçok kadın birçok erkek var biliyorum...DÜNYANIN TÜM EMEKÇİ KADINLARINI SAYGIYLA SELAMLIYORUM....


Kadına karşı şiddet ve 2007 itibariyle dünyadan veriler



"Kadınlara ve kız çocuklara karşı şiddetin dokunulmazlığına son"


BM'nin güne özel logosu.Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur.


Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır.


Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyar dolardır.


Küresel olarak, on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar, kanser, sıtma, trafik kazaları ve savaşlardan daha ziyade, erkek şiddetinin sonucu hayatını kaybetmekte veya sakatlanmaktadır.


En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle, suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.


Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir (kadın sünneti). Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğudur.


Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir.


Araştırmalar, kadına karşı şiddet ile HIV virüsü arasında yükselen bağlantıyı göstermekte ve HIV bulaşmış kadınların daha fazla şiddete maruz kaldıklarını, şiddet kurbanlarının da HIV bulaşma risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.


7 Mart 2010

HİŞT HİŞT, Sait Faik ABASIYANIK

 Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de traş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım. Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala b...ir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık ! Ya yağmur yağmasaydı… Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı…. Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte. Çukulata renginde bir yaprak, çağla bademi renkli bir keçi gördüm. Birisi arkamdan ; _ Hişt -dedi. Dönüp baktım. Yolun kenarındaki daha boyunu bosunu almamış taze deve dikenleriyle karabaşlar, erik lezzetinde bana baktılar. Dişlerim kamaştı. Yolda kimsecikler yoktu. Bir evin damını, uzakta uçan bir iki kuşu, yaprakların arasından denizi gördüm. Yoluma devam ederken: _ Hişt, hişt! - dedi. Dönüp bakmak istedim. Belki de çok istediğim için dönüp bakamadım. Olabilir. Gökten bir kuş, hişt hişt ederek geçmiştir. Arkamdan yılan, tosbağa, bir kirpi geçmiştir. Bir böcek vardır belki, hişt hişt diyen. _ Hişt ! - dedi yine. Bu sefer belki de isteksizlikten dönüp baktım, çalıların arasına birisi saklanıyormuş gibi geldi bana. Yolun kenarına oturdum. Az ötemde bir eşek otluyor, Onun da rengi çağla bademi ; ağzı, dişleri, kulakları, boynu NE GÜZEL. Otluyor. Otları adeta çatırdata çatırdata yiyor. Belki de bu çıtırtılı, çatırtılı sesi *hişt hişt* diye duymuşumdur ? Eşeğin ot koparışının sesinden apayrı bir ses : _ Hişt hişt hişt ! - dedi . Hani bazı, kulağımızın dibinde çok tanıdığınız bir ses, isminizi çağırıverir. Olur değil mi? Pek enderdir. Belki de kendi kafanızın içinden sizin sevdiğiniz, hatırladığınız bir ses, ses olmadan sizi çağırmıştır. Olabilir. Birdenbire güneşi, buluta benzemez garip, sarı bir sis kapladı. Bir kirli el, çağla bademi eşeğin sırtından bir kumaş seçip çekip aldı… HER ZAMANKİ kül rengi , yer yer havı dökülmüş eski mantosunu giydirdi eşeğe. Yola indim. İstediği kadar * hişt * desin, sahici sulu bir dost olsun. İsterse kimseler olmasın, kendi kendime kulağıma * hişt hişt * diyen bir divane olayım ben, aldırmayacağım. Belki bir kuştur. Belki tosbağadır. Bekli de kirpidir. Belki de yakın denizden seslenen bir balık, bir canavardır. Karabataktır. Mihaliki kuşudur. İyisi mi ben kendim *hişt hişt *derim. O zaman tamamı tamamına pek hişt hişt seslenişine benzemeyen, benzemesin diye uğraştığım bir mırıldanmadır, tutturdum. Birdenbire, önümde bir adamla bir kadın gördüm. Kalpazankaya yolunu sordular. Üstündesiniz, dedim. Sanki yol hareket etti. Yürümediler. İki adımda benden uzaklaştılar. Koyunların arasına yüzükoyun uzanmış papazın oğlunu gördüm. Yüzünden aptal, çilli horoza benzer bir mahluk kalktı. Ağzının salyasını sildi. Kuzuyu bacaklarından tuttu. Kuzu ile yere yıkıldı. Kuzuyu burnundan öptü. Papazın oğlu çirkin, aptal otuzbirli bir yüzle baktı. Vardır böyle kuşlar. * cik cik * demezler de. * hişt hişt* derler. Kuştu, kuş. Bir adam yer belliyordu. Belin demirine basıyor, kırmızıya çalan bir toprak altını, üste aktarıyordu. _ Merhaba hemşerim! Dedi. _ Ooo! Merhaba ? - dedim. Tekrar işine daldı. *hişt hişt * dedim. Aldırmadı. Bir daha * hişt * dedim. Yine aldırmadı. Hızlı hızlı *hişt hişt hişt !* _ Buyur beğim – dedi. _ Bir şey söylemedim – dedim. Küçük parmağını kulağına soktu. Kaşıdı. Çıkarıp parmağına baktı. Belin sapına siler gibi yaptı. _ Hişt hişt! – dedim. Yüzünü göğe kaldırdı. Kuşlara baktı. Denize baktı. Dönüp şüphe ile bana baktı. _ Bu sene enginarlar nasıl ? – dedim. _ İyi değil – dedi. _ Baklayı ne zaman keseceksin ? _ Daha ister – dedi. Nefes alır gibi * hişt * dedim. Yine şüphe ile denize, şüphe ile göğe, şüphe ile bana baktı. _ Kuşlar olmalı – dedim. _ Benim de kulağıma bir hışırtı gelir amma – dedi -, ne taraftan gelir ? Zati bu sırada şu kulağım ağırlaştı. _ Bir yıkatmalı -dedim-, benim de geçenlerde ağırlaşmıştı… _ Yıkattın mı? _ Yıkatmadım, hacet kalmadı, doktora gittim. Alıverdi ; pislikmiş. _ Çocuklar nasıl ? – diye sordum. _ İyiler – dedi. Dokuzdu sekiz kaldı. Biliyorsun dokuzuncunun macerasını ya… _ Sus, sus - dedim -,. Yürekler acısı. Haydi Allaha ısmarladık ! _ Haydi güle güle. Biraz uzaklaşınca : _ Hişt hişt. Bu sefer yakaladım. Bahçıvandı. Oydu oydu. _ Hadi , hadi, yakaladım bu sefer seni ! –dedim. _ Yok vallahi! -dedi-, vallahi daha kesmedim bakla, senden ne diye saklayayım, parasıyla değil mi? Sen değimlisin * hişt hişt * diyen? _ Ben de duyarım bir ses, amma bulamam nereden gelir? Nereden gelirse gelsin; dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!... Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları…. _ Hişt hişt ! _ Hişt hişt ! _ Hişt hişt !

 

çiçek çiçek boyunlar...

çiçek
Malum itirafımızı az önce yaptık yok bugün birkaç kibrit kutusundan başka ürettiğimiz birşey ama yazın yaptığımız çiçek çiçek bir kolyemiz var...Yapımı basit ikiye ayrılan mumlu ip çiçeklerin arasından çapraz şekilde geçirilip dügümlerle sabitleniyor metal aparatlar ve istediginiz renk paralarla süslenip boynunuzdaki yerini alıyor..O kadar çok sevdik ki Rabiş her rengini bana yaptırıp Ankaralara götürdü bile...Ayrıca mankenliğinide yaptı eee kardeşler bugünler için dimi ama :))bunu yazarken içim bir garip oldu yaşlanıyorum kesin ağlamak için yer arıyorum... hadi ben kaçayım sizde bir bakın kolyeme belki beğenirsiniz...

Hamburger krizi....:))

Hafta sonu krizim tuttu yine..normal saatte yapılan normal bir kahvaltıdan sonra attık Kayrayla kendimizi Dikili sokaklarına.Kahvaltıyı zor yaptı kerata çünkü hamburgere aş ermişti:)))E malum bir dostun  da söylediği gibi küçük kasaba kadını  olmak kolay değil yok öyle bildik yerler sahildeki cafelerde yapılıyor ama biz riske girip açıldığından beri merak ettiğimiz burgerciye gittik .iyikide gitmişiz içimiz ısındı oraya sevimli temiz şirin bir yer artık ordayım ararsanız:))taze sıkılmış meyva suları ve taze çaylarıda varmış daha ne olsun.Kuzu doydu ben o doyana kadar ağız şapırdatmalarını yüzündeki mutluluğu bir bardak çayla birleştirip izledim....Doymasıyla çenesinin açılması aynı anda oldu yok burası ne zaman açıldı , yalnız mı çalışıyorsunuz,masaların üzerindeki desenleri nasıl yaptınız,dondurma ne zaman gelir,daha önce burda ne dükkanı vardı,(cafenin bir kısmı camla büyütülmüş ama bizimki daha önce ne vardı merak ediyor)cam koymadan önce duvar varmıydı ??vs vs..
Hesabı ödeyip çıktık yoksa tarihini soracaktı az kalmıştı.Sıra benim krizi çözmeye geldi:)yine saçlarımı kestirip civciv gibi sarı olasım vardı ama yapamadım yapmadım...bu sıra hep dediğim gibi kendime sabrı öğütledim beklemeli dedim ve kuaförden çıktım:))Diğer haftasonlarına bakarsak yaratıcılık adına boş ama Kayrayla geçen çok güzel bir gündü..Anlara takılmışım bu ara ,bugünkü halini o tatlılığını o anı yıllar sonrada hatırlamak istiyorum aynı tebessümle...Balık hafızan var zor dediğini duyar gibiyim yakınlarımın ama o iş öyle değil bazı anları kimse bilmesede unutmuyorum unutamıyorum...çok sır verildi ..susmalı...

2 Mart 2010


bakın bunlarda buğün yaptıklarım fikir vermesi açısından hemen fotoğrafladımiçleri henüz dolmadı boş olmasınlar diye küçük objeleri koydum rastgele şimdilik ama onun içinde fikirlerim var daha sonra bişeylerle dolacak içleri az zaman lazım...

28 Şubat 2010

kibrit kutusu yapmalı ...

Kendimi hiç iyi hissetmediğim bir pazar yaşadım.Nedenleri çok ama  sonuç inadına bahar gibi bir güne karşın parçalı bulutlu ben...İşte  böylesi  güne iyi gelen bir kaç şey oldu birkaç dost ses ve bu etkinlik...http://www.mutluolalim.com/ adlı dernekle tanıştım marifetli peri sayesinde. kibrit kutuları hazırlayıp hastanelerde yatan çocukları gülümsetmek amaçlı bir proje bu. herkes yapabilir sanıyorum bildiğiniz kibrit kutuları süslenip içlerine bir kutu ne alırsa  ufak oyuncaklar(hani şu çikolatalardan çıkanlar var ya)pullar, boncuklar ,küpe,düğme,anahtarlıklar vb... koymak ve dernegin adresine kargoyla yada elden (İzmirdeler çünkü) bırakmak...Bu arada eğer kibrit kutusu da ne ben daha farklı bir kutuya yaparım bu çok küçük derseniz oda oluyor tabiki istediğiniz boyda bir kutuyu süsleyin içini doldurun çocukların seveceği şeylerle.kutulardan isterseniz 1 tane yada istediğiniz kadar yapabilirsiniz...Yalnız toka yerine saç bandı koyun olurmu saçlarını kaybeden çocuklara toka göndermeyelim...23 Nisana kadar yapalım eğer dostlardan yapan olursa haberim olsun bir yorum bırakın olur mu?


Bu arada nasıl yapılmış içine neler konmuş derseniz buradan bakabilirsiniz...

Kibrit Kutusunun Gönderileceği Adres:

Mutlu Olalım Derneği
Özlem Şengir
Adres: M. Kemal C. Burak Apt. No 44 D 4 Bornova-İzmir


27 Şubat 2010

makara örme kolye....

Maviş mumlu ip alınır makara ve tığ hazırlanır ve istenilen uzunluğa gelene kadar örülür.süslemesi size kalmış tabiki...benim ki çok acemi işi oldu ilk denememdi ama daha yaratıcı bişeyler uygulayarak ileride size tekrar göstereceğim çalışmalarımı...

örmesini ,kullanmasını sevenlere...



örğü işi oldum olası zor gelir bana ama bu demek değil ki örülüneni takmam takıştırmam:))sağolsun eş dost anne kapatıyorlar elbirliği ile bu açığımı...işte size benim kolleksiyondan örgüler.. nasıl yapılmış demeyin anlatamam bilemiyorum ama sadece bir tanesini kendimin yaptığını gururla itiraf etmeliyim...mor çiçekleri  olan şal benim eserim :)


kendi çiçeğini kendin yap....


Her yerde hala çiçeklerin olduğu yol boyu papatyalar ve adını bilmediğim mor çiçeklerin aralarından merhaba dediği bir mevsimdeyiz... adı kış ama doğa inatla baharım diye direniyor...gerçi badem ağaçları çoktan açtı ama... bende evde kendi çiçegimi yaptım yaptıklarımı pek begendim önce bir tokaya tutuşturdum sonra yok olmaz yakamda dursun kalbime yakın olsun dedim ve igneledim.organze tülleri daire şeklinde kestim kenarlarını yaktım ve ortasından birleştirdim... http://chicolatta.blogspot.com/2010/02/yakma-cicekli-sac-band.html dan Marifetli perinin yaptıklarınada bakın toka olarakta çok şirinler...

19 Şubat 2010

yine palyaço...

  • Sınıfta  bir sandığımız var ne zaman ortaya çıkarsam bir heyecan bir telaş çocuklarda görmelisiniz.Kostüm sandığı açılır ve içinden herkes eğer belli bir konumuz yoksa seçtiğini giyer tekrar çıkarır başkasını dener ve aynanın karşısında kendini inceler ...Giydikleri kostümle hemen değişiverirler anında bir korsan ya da bir palyaço ..Günlük giysilerinin üzerine takılan bir şapka bile değiştirir onları ...hayalgücü kostümle buluşur ve tadına doyulmaz saatler geçer...

18 Şubat 2010

yeşil kumaş kolye...



kumaş kolye denemelerine devam ediyoruz...ama bu kez birde düğme kaplanarak yapılan kumaş küpe ekleniyor..

10 Şubat 2010

palyaçooooo.....pinpon topu burnumuzla biz sevimli palyaçoyuz:)






















takı yapmak hiç bu kadar kolay olmamıştı..

Kolye olarak başladığım ama acemilikten kısa kestiğim kumaş yüzünden bilekliğe dönüşen düğüm at bileklik yap:) adlı çalışmamla karşınızdayım...http://beadscarf.com/gallery.html da fikrin gerçek sahibi var oraya da bir bakın isterseniz..yapımı basit dikdörtgen uzun bir kumaş kesilir aralarına büyük boncuklar konulur(benim gibi aceleciyseniz ve illa deniyeceğim diyorsanız elde bulunan orta boy boncuğu makyaj pamuğu ile çift kat sararak istenilen büyüklüğe getirebilirsiniz..gülmeyin ne yapayım gece yarısı boncukçu açtırılmaz)düğüm atılır...orjinalinde kurdela yoktu sanırım ben kısa kestiğim için ekledim ama bilekte şık olur diye düşünüyorum...

9 Şubat 2010

benzeme sakın renksiz bir hayalete...

"Benim İçin Üzülme" (2006 - je vais bien ne t'en fais pas) adlı filmin harika müziği. Şarkının Sözleri: şu sahte yaşamından sıyrıl bir daha.. ne olursun, bırak tüm alışkanlıklarını... göreceksin, yaşanıyor ihtiyaç olmadan yardıma... pek çoğu var öğreneceğin dahası... ileriye atacağın her adımda... karşına çıkacak her sorunda... ben olacağım senin yanında ortasından geçeceğin her sokakta... evvelinde bulunmadığın mekânlarda... ben olacağım senin yanında... lili... biliyorsun bizim gibiler için bir yer var hâlâ... her damarda dolanır aynı kandan... seni melek yapanın kanatlar olmadığını anlarsın... tek yapacağın çıkarmak kötülükleri aklından... ileriye atacağın her adımda... karşına çıkacak her sorunda... ben olacağım senin yanında... ortasından geçeceğin her sokakta... evvelinde bulunmadığın mekânlarda... ben olacağım senin yanında... lili... bir busedeki göz açıp kapanmada bulacağız cevabı... it tüm korkularını gölgelerin derinlerine... benzeme sakın renksiz bir hayalete... çünkü hayatın en güzel resmi senin içinde... ileriye atacağın her adımda... karşına çıkacak her sorunda... ben olacağım senin yanında... ortasından geçeceğin her sokakta... evvelinde bulunmadığın mekânlarda... ben olacağım senin yanında...